YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6152
KARAR NO : 2021/2024
KARAR TARİHİ : 07.04.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik
Hüküm : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması, kişiler arasında doğmuş bir alacak borç ilişkisine dayanmayan kazanç elde etme amaçlı ödünç para verme eylemlerinin tefecilik suçu kapsamında bulunması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması; bu bağlamda maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın tefecilik yapıp yapmadığı hususunda kolluk araştırması yaptırılması, alacaklı olduğu icra takip dosyalarının tespitiyle varsa takip borçlularının tanık sıfatıyla dinlenmesinden ve sanığın vergi mükellefi olduğunun tespiti halinde ve gerektiğinde hakkında vergi inceleme raporu düzenlettirilmesinden sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda tefecilik suçunu birden fazla işlediği kabul edilmesine rağmen haklarında zincirleme suç hükümlerini içeren TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanmaması,
Kısa süreli olmayan erteli hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanık hakkında TCK’nın 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına karar verilmesi,
Sanık hakkında tefecilik suçuna ilişkin olarak; TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçu kanunun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenmiş olup suçun mağduru tüm toplumdur. Tefecilik ilişkisinde faiz karşılığı ödünç para alan kişi, iradi olarak faiz ilişkisinin tarafı olmakta olup gerçek anlamda suçun pasif failidir. Ancak kanun koyucu izlediği suç siyaseti gereği tefecilik fiilinin aktif failinin kolayca tespitini sağlamak amacıyla ödünç para alan kişiyi cezalandırmamıştır. Bu halde tefecilik fiilinin pasif faili konumunda bulunan faiz karşılığı ödünç para alan kişinin suçun mağduru olarak kabulüne olanak yoktur. Bu kişilerin fail hakkında şikayetçi olmaları halinde açılan bir kamu davasındaki konumları ihbar eden niteliğindedir ve suçun doğrudan mağduru olmadıklarından, 231/6-a-b. bentlerindeki koşullar değerlendirilmeksizin, …’nin zararının giderilmediği şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve ihbar eden konumudaki … hakkında katılma kararı verilmesi sonrasında katılan Hazine ve …’nin kendilerini vekil ile temsil ettirmelerine karşılık hüküm fıkrasında “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden 1500 TL avukatlık ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine” denilmek suretiyle vekalet ücretinin alacaklısı bakımından çelişkiye düşülmesi
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 07/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İ. D.