YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6234
KARAR NO : 2021/1664
KARAR TARİHİ : 24.03.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik, 5464 sayılı Yasa’ya muhalefet
Hüküm : 5464 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan beraat,
Tefecilik yapmak suçundan: TCK’nın 241/1, 43/1, 62, 53, 58/6, 52/2, 52/4 maddelerine göre 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ve 13.320 TL adli para cezası
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 2020/8625 Esas sırasında kayıtlı dava dosyası ile temyize konu bu dava dosyası arasında sanık ve suçlar yönünden fiili ve hukuki bağlantı olduğundan birlikte ele alınarak yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen 5464 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan CMK’nın 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Hazinenin bu suçtan açılan kamu davasına katılmasının mümkün olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla söz konusu suçtan kurulan hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca katılan vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
Sanık hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesinde atılı suçun; “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, …” biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, tefecilik suçunun ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümünde topluma karşı suçlar kısmı içinde bulunduğu, anılan Kanun’un 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsuru haline getirmiş iken, 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile anılan madde ve fıkraya eklenen “Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletildiği ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün hale getirildiği, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, ancak suçun zincirleme olarak işlenmesinin olanaklı olduğu gözetildiğinde;
Bilgisayar ekipman parçaları ve kontör satışı yapan sanığın belirli bir faiz karşılığında muhtelif kişilerin nakit ihtiyacını karşılamak veya kredi kartı borçlarını ötelemek amacıyla POS cihazlarından ödünç para vererek tefecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda, UYAP kayıtlarına göre; sanık hakkında 16/11/2015 tarihli iddianameyle açılan kamu davasında, 2009-2010 yılında işlediği iddia edilen tefecilik suçundan Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesince 25/04/2016 tarih ve 2015/680 Esas, 2016/338 sayılı Karar ile davanın reddine karar verildiği, keza temyize konu bu dosyadaki suç tarihinin 2009 yılı, iddianame tarihinin ise 12/03/2015 olması karşısında, dosyalar arasında sanık yönünden hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, sanığın eylemlerinin kül halinde zincirleme tefecilik suçunu oluşturabileceği gözetilip, anılan dosyaların incelenmesinden, mümkünse dosyaların birleştirilmesinden, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde suçun sübutu halinde sanığın hukuki kesinti bulunmayan eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme tek tefecilik suçunu oluşturması nedeniyle TCK’nın 3/1 ve 61/1. maddeleri de gözetilerek hukuki durumunun belirlenmesi, sanık hakkında Vergi Tekniği Raporunda ismi geçen kişilerin tanık sıfatı ile bilgi ve görgüsüne başvurulması, sanık hakkında tefecilik yapıp yapmadığına yönelik olarak kolluk araştırması yapılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tespiti ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.