Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2020/6414 E. 2021/1523 K. 23.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6414
KARAR NO : 2021/1523
KARAR TARİHİ : 23.03.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanma
Hüküm : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/02/2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer kararlarında da belirtildiği üzere, “Suçtan zarar görme” kavramının “Suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanık hakkında atılı suçtan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün katılma hakkı olmadığı, bu itibarla hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi uyarınca müşteki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
İncelemenin sanığın temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Antalya 1. Tüketici Mahkemesinin 2014/522 Esas sırasına kayıtlı davada, Kepez İlçesi 26630 Ada 1 Parsel sayılı A Blok 2 nolu bağımsız bölümün üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi açısından tapu kaydına tedbir konulması için 18/04/2014 tarihli ara karar ile müzekkere gönderildiği, Tapu Sicil Müdür Yardımcısı olarak görev yapan sanığın, mahkemenin talebi doğrultusunda tedbir koyması gerekirken tapudaki isim ile müzekkeredeki isimlerin birbiriyle uyuşmadığı gerekçesiyle tedbir işlemini uygulamayıp, söz konusu taşınmazın 14/05/2014 tarihinde üçüncü kişiye devredilmesine ve katılanın mağduriyetine sebebiyet vererek görevini kötüye kullandığı iddiasıyla açılan davada yapılan yargılama sonucu sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden soruşturma izni alındıktan sonra dava açılması gerektiği gözetilmeden, genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, ayrıca,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine ve sanığa ihtarına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 23/03/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161’inci maddesinin 5 inci fıkrasında, kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk amir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılacağı, hükme bağlanmıştır. Diğer bir ifadeyle adlî görevler veya adlî görevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle kamu görevlileri, kolluk amir ve memurları tarafından işlenen suçlarda 4483 sayılı Kanun uygulanmayacaktır. Bir adalet dairesi olan ve adalet hizmeti yürüten hukuk mahkemelerinin görülmekte olan davaların yürütülmesine ilişkin iş ve işlemlerinin Kanunda belirtilen “adliyeye ilişkin görev veya işler” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir.
Dosyanının incelenmesinden; Antalya 1. Tüketici Mahkemesinin 2014/522 esas sayılı dosyasında 18.04.2014 tarihli ara kararı ile iş bu davaya konu gayrimenkulün üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla verilen tedbir kararının yerine getirilmesi amacıyla aynı gün Kepez Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılarak elden teslim edilen müzekkerenin gereği yerine getirilmeyerek, söz konusu gayrimenkulün üçüncü kişilere devredilmesi nedeniyle katılanın zararına sebebiyet verildiği iddia edilen eylemin adliye ile ilgili bir görevin ifası kapsamında kaldığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından genel hükümlere göre soruşturulması gerektiği anlaşıldığından sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.