Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2020/7585 E. 2021/1526 K. 23.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7585
KARAR NO : 2021/1526
KARAR TARİHİ : 23.03.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Katılanlar : 1-…, 2-…, 3-…, 4-Hazine
Suç : Tefecilik yapmak, tehdit, hakaret
Hüküm : Sanıklar …, … ve … hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet; sanıklar …, …, … ve … hakkında tehdit suçundan beraat; sanık … hakkında tefecilik ve hakaret suçlarından beraat; sanık … hakkında tefecilik suçundan beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçu kanunun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenmiş olup suçun mağduru tüm toplumdur. Tefecilik ilişkisinde faiz karşılığı ödünç para alan kişi, iradi olarak faiz ilişkisinin tarafı olmakta olup gerçek anlamda suçun pasif failidir. Ancak kanun koyucu izlediği suç siyaseti gereği tefecilik fiilinin aktif failinin kolayca tespitini sağlamak amacıyla ödünç para alan kişiyi cezalandırmamıştır. Bu halde tefecilik fiilinin pasif faili konumunda bulunan faiz karşılığı ödünç para alan kişinin suçun mağduru olarak kabulüne olanak yoktur. Bu kişilerin fail hakkında şikayetçi olmaları halinde açılan bir kamu davasındaki konumları ihbar eden niteliğindedir ve suçun doğrudan mağduru olmadıklarından davaya katılma hak ve yetkileri bulunmamaktadır. Bu nedenle sanıklar hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen müştekilerin katılma hakkı olmadığı, yine mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından müştekiler Uğur, Kadir ve Ali Kemal vekilinin temyiz isteminin, diğer taraftan tehdit ve hakaret suçlarından doğrudan zarar görmeyen, bu itibarla davalara katılma ve hükümleri temyiz hakkı bulunmayan Hazine’nin vekili aracılığıyla bu suçlara yönelik vaki temyiz isteminin 5320 sayılı

./..

Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE,
İncelemenin sanıklar …, … ve … müdafilerinin müvekkilleri hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan … vekilinin tefecilik suçundan kurulan hükümlere, katılan …, Kadir ve Ali Kemal vekilinin ise tehdit ve hakaret suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
İddianamede yer alan “…2014 yılı Ağustos ayından itibaren şüpheli Emin’in kardeşi olan şüpheli Süleyman’ın müşteki Kadir’in iş yerine sürekli giderek, şüpheli Emin’in şüpheli Abdulkadir’e vermiş olduğu parayı şüpheli Hüseyin’den aldığını, şüpheli Hüseyin’in parasını istediğini, parayı ödemezse müşteki Kadir’i öldüreceklerini, müşteki Kadir’in evinin nerede olduğunu ve çocuklarının hangi okula gittiklerini bildiklerini beyan ederek şüpheli Hüseyin’i azmettirmesiyle müşteki Kadir’i tarihi tam olarak tespit edilememekle birlikte bir çok kez zincirleme olarak tehdit ettiği, yine 2014 yılı Ağustos ayında şüpheli Hüseyin’in azmettirmesiyle şüpheli Emin’in tam olarak tespit edilemeyen bir tarihte müşteki Kadir’in iş yerine giderek bu iş böyle bitmeyecek demek suretiyle tehdit ettiği, …”,
“…Temmuz ayları sonlarında yine tespit edilemeyen bir tarihte şüpheli Hüseyin’in, Selahattin Çakır, şüpheli Abdulkadir, şüpheli Emin ve şüpheli Süleyman ile müşteki Kadir’e ait iş yerine geldiği ve iş yerinin üst katında bulunan ofis bölümüne geçtikleri, burada Selahattin Çakır’ın ceza ehliyetinin olmadığını söyleyerek şüpheli …’dan aldığı ancak şüpheli Hüseyin’e ait olan 90.000 TL’nin faiziyle birlikte 135.000 TL olarak ödemesini, ödemediği takdirde müşteki Kadir’i öldüreceklerini ve ailesine zarar vereceklerini beyan ettiği, şüpheli Hüseyin’in de aynı şekilde müşteki Kadir’i 135.000 TL’yi ödemediği takdirde öldürmekle tehdit ettiği ve annesi Dilber Akbaş üzerine kayıtlı olan Sarıana Mahallesi, 20. Sokak, No:6 adresindeki taşınmazı satarak veya kendilerine devrederek borcu kapatmalarını aksi takdirde öldüreceklerini söyleyerek tehdit ettiği,…”
“Müşteki Kadir’in şüphelilerle yaşadığı sorunları haber alan ve İzmir’de ikamet eden müşteki Uğur’un Marmaris’e geldiği ve babaları olan müşteki Ali Kemal’in evinde kalmaya başladığı, 14/10/2014 tarihinde saat 01.15 sularında müşteki Ali Kemal’in Sarıana Mahallesi, Mustafa Kemal Paşa Caddesi, No:23/3 adresinde bulunan ikametinin kapısını şüpheli Abdulkadir’in yumruklayarak çaldığı, kapıyı müşteki Uğur’un açtığı, şüpheli Hüseyin’in azmettirdiği şüpheli Abdulkadir’in müşteki Uğur’a “Uğur abi sen misin aşağıda silahlı adamlar var …’ın parası kimsede kalmaz yeğenlerinden birini bu iş için feda etti, abin Kadir’e haber ver borcunu ödesin, abin Kadir’i her zaman takip ediyoruz evini çocuklarını ne zaman girip çıktığını biliyoruz bu işin sonu kötü olacak herkes zarar görecek” diyerek müşteki Uğur’u ve o sırada olay yerinde olmayan müşteki Kadir’i tehdit ettiği,…”
“…Müşteki Kadir’in en başta şüpheli Abdulkadir’den aldığı 90.000 TL nedeniyle şüpheli Hüseyin’e olan borcunu kapatmak için müşteki Kadir ve müşteki Uğur’un şüpheli Hüseyin’e ait olan Asilbey isimli tekneye 15/10/2014 tarihinde konuşmak için gittikleri, teknede şüpheli Hüseyin ile birlikte, müşteki Kadir’in 2013 yılında faiz karşılığı 340.000 TL para aldığı ve karşılığında 90.000 Dolar ve 140.000 TL değerinde iki adet senet verdiği, aldığı borcun faizi olarak 100.000 TL ödediği, şüpheli …’ın da bulunduğu, burada şüpheli Hüseyin’in müşteki Kadir’e “ulan pezevenk senden bir tapu istedik film üstüne film yaptın annenin tapusunu gelininize yaptın” diyerek hakaret ettiği ve belinde takılı olan ancak ele geçirilemeyen siyah renkli silahı göstererek şimdi denize açılırız, kafana sıkarım, seni denize atarım diyerek tehdit ettiği,…” şeklindeki isnatların sübutu halinde yağma suçunu oluşturabileceği anlaşılmakla, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12. maddesi uyarınca eylemleri nitelendirme ve kanıtları değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu, delillerin birlikte takdir edilmesi bakımından tefecilik ve hakaret suçlarından açılan davaların da birlikte görülmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar Emin Coşar, Abdulkadir Mat ve Mehmet Poyraz müdafileri,

katılan …, Kadir ve Ali Kemal vekili ile katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/03/2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

(Muhalif)

KARŞI OY GEREKÇESİ

Marmaris 4. Asliye Ceza Mahkemesince sanıklar …, … ve … hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet, sanıklar …, …, … ve … hakkında tehdit suçundan beraat, sanıklar … ve … hakkında tefecilik suçundan beraat, sanık … hakkında hakaret suçundan beraatine dair hükümlerin temyizi üzerine Dairemizce bir kısım sanıklara müsnet “Tehdit” eyleminin “Yağmaya teşebbüs” suçunu oluşturabileceği ve bu suçtan yargılama görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olup tefecilik ve hakaret suçlarından açılan davaların da birlikte görülmesinde zorunluluk olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiş ise de tefecilik suçu bakımından bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım. Şöyle ki;
5271 sayılı CMK’nın 190/1. maddesinde; “Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek….âncak zorunlu hallerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette ara verilerek hüküm verileceği” hükmü yer almakta olup “Yargılamanın hızlılığı(Kesiksizliği) ve usul ekonomisi” Anayasa’nın da kabul ettiği bir ilkedir. Nitekim, Anayasanın 141/4. maddesinde; “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” düzenlemesi ile ifade edilmiştir. Yargılamanın uzaması, “Usul ekonomisi” kuralına aykırılık teşkil edeceği gibi, mağdur … sanık haklarını da zedeler. Gecikmiş adalet, kamuoyu nezdinde yapılan yargılamanın haklılık duygusunun azalmasına neden olur. Bu suretle, uzun süren yargılamalar ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde ifadesini bulan “Adil yargılanma hakkı”nın bir sonucu olan “Makul sürede yargılanma hakkı”nın ihlali anlamına gelir.
Somut olayda sanıklar …, …, …, … ve …’a müsnet tefecilik suçunun gerek suç tarihi gerekse delilleri bir kısım sanıklar müsnet hakaret ve tehdit suçlarından farklı olup dosya kapsamına göre tefecilik suçu ile diğer iki suçun yargılamasının birlikte yürütülmesini gerektirir bir zorunluluk mevcut değildir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanıklar …, … ve … hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet, sanıklar … ve … hakkında tefecilik suçundan beraat kararı verilmiş olup, delilleri ve suç tarihi farklı olan eylemlerin yargılamalarının bu aşamadan sonra birlikte yürütülmesi dava zaman aşımı yakın olan “Tefecilik” suçunun zaman aşımına uğramasına sebebiyet verme ihtimali olduğu gibi beraatine karar verilen sanıklar yönünden de gereksiz yere dava baskısı altında kalmalarına neden olacaktır.
Anlatılan nedenlerle sanıklar …, … ve … hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet, sanıklar … ve … hakkında tefecilik suçundan beraate dair hükümlerin esastan incelenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın
çoğunluğun tüm suçlardan açılan davaların birlikte görülmesinde zorunluluk olduğundan bahisle hükümlerin bozulmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.