Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/10126 E. 2023/2027 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10126
KARAR NO : 2023/2027
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cinsel taciz
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli ve 2015/379 Esas, 2015/672 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü madde uyarınca 1 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın cep telefonuyla mağdureyi birden fazla kez arayarak cinsellik içeren sözler söylemesi ve eylemin cep telefonuyla, farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirilmesi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi ve 43 üncü maddesinin uygulanmamasının usul ve kanuna aykırı olduğu yönündedir.

III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurenin ailesi tarafından kendisine alınan ve kendisinin kullanımında olan telefonunun, sanık adına kayıtlı hat tarafından ilk olarak sabah saat 04.43 sularında ardarda 3 kez arandığı, arayan şahsın “neredesin … uyuyor musun” dediği ve devamında da mağdureye “götünü yalarım” sözünü söylediği, ertesi gün saat aynı saatlerde yine gizli olarak aynı telefondan aramanın yapıldığı, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığınca gönderilen arama kayıtları incelendiğinde, söz konusu aramaların sanığın kullanımındaki telefondan yapıldığının anlaşıldığı, sanık olay üzerine soruşturma aşamasında alınan ilk savunmasında kendisinin böyle bir numarayı aramadığından bahsettiği ve o tarihte telefonundan bu aramayı kimin yaptığını bilmediğini savunduğu, kovuşturma sürecinde alınan savunmasında ise kendisinin o tarihlerde Antalya’da otelde çalıştığını, hattını otelde staj yapan bir çocuğa verdiğini beyan etmiş olup; sanığın adını, kimlik bilgilerini dahi bilmediği bir kişiye telefon vererek bir kişinin kullandırmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, eğer bu savunma doğru ise soruşturma aşamasında da aynı yönde savunmanın yapılmasının gerektiği değerlendirilmekle atılı suçu işlediği kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Yargılama neticesindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Ancak;
Sanığın kullandığı cep telefonundan katılan mağdureyi arayıp taciz içerikli sözler söylediğinin tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrası ile belirlenen temel cezanın aynı maddenin ikinci fıkrasının (d) bendi ile artırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. O Yer Cumhuriyet Savcısı ile Tebliğname savcısının sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği artırılmasına ilişkin bozma isteyen görüşlerine sanığın cinsel içerikli eyleminin aramasında gerekçede belirtilen tek bir sözden ibaret olması nedeniyle iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçenin (1) numaralı bölümünde açıklanan nedenle Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli ve 2015/379 Esas, 2015/672 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği kısmen yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.04.2023 tarihinde karar verildi.