YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11836
KARAR NO : 2023/1852
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, cinsel taciz
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında hakaret suçundan neticeten hükmolunan 1500,00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden mağdurenin suçtan zarar gören sıfatının bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık hakkında cinsel taciz ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu (mağdure vekilinin trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden temyiz hakkı bulunmadığı), 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli ve 2015/242 Esas, 2015/950 Karar Sayılı Kararı ile Sanığın
1. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca neticeten 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
2. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle aynı maddenin ikinci fıkrası ile 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
3. Cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrası ile 43 üncü, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.740,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olup bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle; trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden sanığın sarhoş olmadığına, kastının bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, cinsel taciz suçu yönünden sanığın eylemlerinin taciz niteliğinde olmadığına, taciz kastının bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmaması gerektiğine, hakaret suçu yönünden ceza verilmesinin doğru olmadığına, tüm suçlar yönünden beraat kararı verilmesi gerektiğine, cezaların ertelenmemesi, hükümlerin açıklanmalarının geri bırakılmamalarının bozmayı gerektirdiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; ”Dosyada bulunan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde;
Olay günü katılan … ******’ın evine doğru yürüdüğü sırada yol üzerinde daha önceden okul servis şoförlüğü yapan …’in 20 *** plakalı aracı üzerine sürdüğü, bu sırada sanığın 118 promil alkollü olduğu, sanık … *****’in araçtan inmeden camı açarak katılan …’ın sağ kolundan tuttuğu ve konuşmak istediğini söylediği, bu sırada mağdur …’ın BTM ile giderilebilir nitelikte yaralandığı, sinkaflı sözlerle hakaret ettiği, katılanın eve gittiği, bunun üzerine sanığın da, katılan …’ın evinin önün geldiği ve hakaretlerine devam ettiği, sanığın, katılanı daha önce de aramak bahanesi ile taciz ettiği anlaşılmış olmakla, sanığın üzerine atılı hakaret, cinsel taciz ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar sanık atılı suçlamaları kabul etmediğini, alkollü olmadığını, daha önce servis şoförlüğünü yapmasından dolayı tanıdığı için kendisine selam verdiğini mağdurun da kendisine hakaret ettiğini, bunun üzerine ayrılıp gittiğini, iddia ettiği gibi arabanın camından kolunu çekiştirmediğini, Hicran ile de okul servisinde görevli olduğum zamanda servis ile ilgili geç kalma ve benzeri nedenlerle mesaj ya da arama dışında herhangi bir telefon trafiği olmadığını savunmuş ise de; sanığın inkara yönelik
savunmalarına itibar edilmemiştir. Sanığa ait aldırılan raporda 118 promil alkollü olduğunun belirlendiği, sanık … *****’in 20 *** plakalı aracı kullandığını kabul ettiği, böylelikle alkollü bir şekilde araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye soktuğunun sabit olduğu, sanığın mağduru takip ederek evin önüne geldiği olgusunu, mağdurun annesi müştekinin de doğruladığı, sanığın mağdura selam vermesi sonucu mağdurun kendisine hakaret ettiği savunmasının hayatın olağan akışına ve yukarıda anlatılan oluşa uygun düşmediği, sanığın savunmasının aksine TİB’e yazılan müzekkereye verilen cevaba ve kayıtlara ilişkin aldırılan bilirkişi raporuna göre sanığın sadece 01/02/2015 – 23/02/2015 tarihleri arasında mağdura 102 kez mesaj gönderdiği, bu itibarla sanığın bu yöndeki savunmasına itibar edilemeyeceği, kaldı ki sanığın bu dönemde mağdurun servis şoförü olmadığı anlaşılmakla sanığın savunmalarının kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir.
Buna göre sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ilamlar bulunması, denetim süresi içinde suç işlediği ve bu nedenle yasal imkan bulunmadığı anlaşıldığından CMK’nun 231/5 maddesi hükümlerinin uygulanmasına, dolayısı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle hükümler kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Hakaret, Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Hakaret suçundan kurulan hükmün tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden mağdurenin suçtan zarar gören sıfatına haiz olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla anılan hükümlere ilişkin katılan mağdure vekili ve sanık müdafiinin temyiz isteklerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkında düzenlenen adli rapor, yakalama tutanağı ile tüm dosya kapsamı karşısında Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
C. Sanık Hakkında Cinsel Taciz Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın mağdureyi aramak bahanesiyle taciz ettiği kabul edilmiş ise de cinsel taciz içeren eylemlerin neler olduğu açıkça gösterilmediği gibi mağdureden de sorulmak suretiyle açıklattırılmadan hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Dava dosyası yönünden, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un, “Kanuna muhalefet halleri” başlıklı 308 inci maddesinin yedinci fıkrasında yer verilen;
“Aşağıda yazılı hallerde kanuna mutlaka muhalefet edilmiş sayılır.
…,
7 – Hükmün esbabı mucibeyi ihtiva etmemesi, …”
Hükmü uyarınca, kararın gerekçeyi ihtiva etmemesi, mutlak bozma nedeni olarak belirlenmiştir.
Mahkemece kurulan hükümlerin Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ile bunun hukuki nitelendirmesinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği halde bu ilkelere uyulmaksızın yazılı şekilde yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması suretiyle Anayasa’nın 141 inci maddesi ve 1412 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
Kabule göre de;
Sanığın eylemini elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle gerçekleştirmesine karşın hakkında 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Hakaret, Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli ve 2015/242 Esas, 2015/950 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekili ve sanık müdafiinin temyiz isteklerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli ve 2015/242 Esas, 2015/950 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık Hakkında Cinsel Taciz Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Başkaca yönleri incelenmeyen Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli ve 2015/242 Esas, 2015/950 Karar sayılı kararının gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2023 tarihinde karar verildi.