Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/12786 E. 2023/494 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12786
KARAR NO : 2023/494
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sürmene Asliye Ceza Mahkemesinin,15.01.2016 tarihli ve 2015/343 Esas, 2016/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 105 inci

maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 105 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.03.2020 tarihli ve 14-2016/92688 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemenin eksik araştırma ile hüküm kurduğu, dosya kapsamındaki yazışmaların cinsel amaç taşıyıp taşımadığına yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinin hukuka aykırı ve gerekçesiz reddedildiği, suçun unsurlarını oluşmadığı, sanığın cinsel kastla hareket etmediği, mağdurenin beyanında daha önce sanıkla sarıldığında herhangi bir cinsel anlam çıkarmadığını, kendisini teselli etme konusunda samimi olduğunu beyan ettiği ve dosya kapsamındaki yazışmaları kendisi başlatıp arkadaşıyla birlikte alaycı bir tutumla devam ettirmesine rağmen, konuşmaların cinsel amaçlı nitelendirilip bu hususun da sanık hakkında üst sınırdan ceza tayin edilmesinde etkili olmasının sanığı mağdur ettiği, pedagog bilirkişi raporunun soyut ve genel olduğu, dosya tanığı ….’nın beyanlarının hüküm kurulurken dikkate alınması gerektiği, sanığın paket halinde gelen konuşmayı mağdureden geldiğini sanarak mağdureye geri attığı ve mesajı atan kişinin kim olduğuna yönelik sorular sorması hususunun bile mahkemece cinsel taciz amaç taşıyan konuşma olarak nitelendirilip varsayımsal hareketle hukuka aykırı vasıflandırma yapıldığı, bu durumun şüpheden sanık yararlanır ilkesini açıkça ihlal ettiği, sanık hakkında para cezası yerine hapis cezasına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, asgari hadden uzaklaşılmasını gerektiren bir sebep olmadığı gibi mahkemenin gerekçesinin yetersiz olduğu ve suçun nitelikli hallerinin teşdit sebebi olarak gösterildiği, kararda suç ve cezada ölçülülük ilkesine uyulmadığı ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin gerekçesinde özetle; yapılan açık yargılama, toplanan tüm deliller, sanık savunmaları, mağdure ifadeleri, katılan beyanları, tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mağdurenin sanığın müdürlüğünü yaptığı okulda öğrenci olduğu, olay tarihlerinden önce sanık ile mağdurenin … isimli sosyal paylaşım sitesinden arkadaş oldukları, dosya arasında bulunan yazışmalardan da ve sanığın ikrarından anlaşılacağı üzere sanığın 03.05.2015 tarihinden itibaren karşılıklı konuşmalar arasında mağdureye “Yerim seni ben, fıstığım, ballı, canım, iyi bir maç yapacağız ama kimse olmayacak, kimse seni elimden almasın, annene deme sonra dövdü öğretmenim diye, ben maç isterim, sevmek elde olan birşey değil” şeklinde mesajlarla yine sanığın başka biriyle “Kız sana pantolon alacağım ama sen giydirecen ama ellemeden giydirecen dayanabilir misin?, yalayacağım” şeklindeki mesajları o insanı tanıyıp tanımadığı bahanesiyle mağdureye gönderdiği, mağdurenin tepki göstermesi üzerine … konuşmalarının sonlandırdığının açık olduğu, her ne kadar sanık ve müdafii alınan beyanlarda yapılan konuşmaların yanlış olduğunu fakat cinsel içerik taşımadığını, konuşmalarda olayın bütününe bakmak gerektiğini beyan etmişler ise de dinlenen tanık beyanlarından da sabit olduğu üzere olayın yalnız mağdure açısından değil, objektif olarak cinsel taciz amacı taşıyan yazışmalar olduğu, sanığın başka biriyle yaptığı ve cinsel yönden daha ağır olan konuşmaları mağdureye göndermesinde herhangi bir gerekçe sunulamayacağı gibi konuşma içerikleri değerlendirildiğinde sanığın konuşma

gidişatına göre “Senle maç yapacağız, annen evde olmayacak, seni kimse elimden alamaz” şeklindeki sözler ile yine konuşmaların başında yer alan ve peşi sıra tekrarlanan “Canım, fıstığım, ballı” gibi sözler ile yine konuşmaların devamında yer alan “Samimi olman, sıcakkanlı olman, sevmek elde olan birşey değildir” gibi sözlerin açıkça okul müdürünün mağdureyi cinsel yönden taciz amacını taşıdığı anlaşılmakla savunmaya itibar edilmediği belirtilmiş ve sanığın üzerine atılı suç sabit kabul edilmiştir.

Olayda iki ayrı teşdit sebebinin (5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri) bulunması ve sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak ceza alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmiş, buna göre sanık hakkında takdiren, teşdiden ve vicdanen hüküm kurulduğu belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ancak;

a) Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alıp, 1/4’ten 3/4 oranına kadar cezada artırım yapılmasını öngören düzenlemeye göre müsnet suçtan verilen cezada söz konusu maddeye göre artırım yapılırken aynı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki kanuni düzenleme nazara alınıp, bu kapsamda anılan maddenin tatbiki sırasında somut ve denetime elverişli gerekçe gösterilmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile teşdit uygulanması,

b) Uygulamaya göre de; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden aynı Kanun’un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri gereğince belirlenen 1/2 oranında artırım yapıldığında “1 yıl 15 ay” yerine “2 yıl 3 ay”, aynı Kanun’un 43 üncü maddesi gereğince 1/2 artırım yapıldığında “1 yıl 28 ay 15 gün” yerine “3 yıl 4 ay 15 gün” ve aynı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince 1/6 indirim yapıldığında sonuç cezanın “1 yıl 21 ay 22 gün” yerine “2 yıl 9 ay 22 gün” olarak hatalı hesaplanması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sürmene Asliye Ceza Mahkemesinin,15.01.2016 tarihli ve 2015/343 Esas, 2016/46 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde

görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.02.2023 tarihinde karar verildi.