YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12833
KARAR NO : 2023/190
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.12.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin birinci fıkrasının
birinci cümlesi, 105 inci maddesinin 2 inci fıkrasının (c) ve (d) bentleri ile 53 üncü maddesinin uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2016 tarihli ve 2016/30 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 73 üncü maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.03.2020 tarihli “Sanığın üzerine atılı cinsel taciz suçunun nitelikli halini düzenleyen TCK’nın 105/2-d maddesindeki fiilin takibinin şikayete bağlı olmadığının gözetilmemesi,..” gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısı sanığın eylemini cep telefonu ile gerçekleştirmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin 2 nci fıkrasının (d) bendi kapsamında kaldığı ve şikayete tabi olmadığı, bu nedenle şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesine dair karar verilemeyeceğinden bahisle temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “Sanık …’ın müşteki A.İ.’ye telefonda mesaj çekmek suretiyle cinsel taciz ve basit tehditte bulunduğu iddiası ile TCK’nun 105/1-1, 105/2.c.d, 106/1-2.cümlesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, sanığın cinsel taciz eyleminin TCK’nun 105/1-1.cümlesi kapsamında kaldığı, sanık hakkında ayrıca TCK’nun 105/2.c.d maddelerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, bu haliyle de sanığın üzerine atılı cinsel taciz ve basit tehdit suçlarının takibinin şikayete bağlı olduğu, müşteki A.İ. de sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmekle sanık hakkında açılan kamu davalarının TCK’nun 73 ve CMK’nun 223/8 maddesi uyarınca düşürülmesine karar vermek gerekmiş olup, Bu yönde mahkememizde oluşan vicdani kanaat ile sanık hakkında aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur…” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Dava dosyası yönünden, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un, “Kanuna muhalefet halleri” başlıklı 308 inci maddesinin yedinci fıkrasında yer verilen;
“Aşağıda yazılı hallerde kanuna mutlaka muhalefet edilmiş sayılır.
…,
7 – Hükmün esbabı mucibeyi ihtiva etmemesi, …”
Hükmü uyarınca, kararın gerekçeyi ihtiva etmemesi, mutlak bozma nedeni olarak belirlenmiştir.
Mahkemece kurulan hükmün Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ile bunun hukuki
nitelendirmesinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği halde bu ilkelere uyulmaksızın yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141 inci maddesi ve 1412 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
2. Yukarıdaki bentte açıklanan nedenle tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2016 tarihli ve 2016/30 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.