Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/13205 E. 2023/291 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13205
KARAR NO : 2023/291
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünde; 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenler sanık müdafii ile katılan mağdure vekilinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/1141 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2015/75 Esas, 2016/145 Karar sayılı kararı ile sanığın eylemi reşit olmayanla cinsel ilişki kabul edilerek bu suçtan, 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.03.2020 tarihli ve 14-2016/260646 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan mağdure vekilinin temyiz isteği, mağdurun sanığın psikolojik saldırı ve baskısına maruz kaldığına, sanık hakkında üst sınırdan ceza tayin edilmesi ile dikkate alınacak sair nedenlere ilişkindir.

2. Bakanlık vekilinin temyiz isteği, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesine ilişkindir.

3. Sanık müdafiin temyiz isteği, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile diğer lehe hükümlerin tatbik edilmemesine, sanık hakkında tayin edilen cezada yasal ve takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan mağdure ile sanığın sosyal medyadan tanışıp arkadaş olduğu, olay tarihinde on beş yaşında olan mağdurenin sanık ile birlikte kendi isteğiyle sanığın evine gittiği, evde sanığın dedesi, babaannesi ve babasının da bulunduğu sırada sanığın katılan mağdure ile zorla üç defa cinsel ilişkiye girdiği iddia edilmiş ise de, katılan mağdurenin olaylar sırasında bağırıp yardım istememesi, kapısının kilitli olmadığını beyan ettiği odadan çıkmaya çalışmaması ve katılan mağdurenin eylemin bir kez değil üç kez gerçekleştiğini ifade ettiği dikkate alındığında mahkemece rıza ile sanığın katılan mağdureyle cinsel ilişkiye girdiği kanaatine ulaşılmış, incelenen katılan beyanları, sanık savunmaları, tanık beyanları, doktor raporları ve tüm dosya kapsamından sanığın reşit olmayan mağdureyle rızası ile cinsel ilişkiye girdiği sabit kabul edilmiş, sanık hakkında uygulanan 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesi birinci fıkrasında suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişiklik yapılarak cezanın alt sınırının 2 yıl hapse yükseltildiği, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki haliyle 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince sanığa 6 ay hapis verileceği, cezanın alt sınırının daha az olması nedeniyle 6545 sayılı Kanun’dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasının sanığın lehine olduğu anlaşılmakla bu şekilde uygulama yapılmıştır.

2. Sanığın adli sicil kaydından anlaşılan suça eğilimli olumsuz kişiliği gözetilerek sanık hakkında takdiri indirim maddesi uygulanmamış, cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiştir, sanığın adli sicil kaydından anlaşılan suça eğilimli olumsuz kişiliği nedeniyle ileride suç işlemekten çekineceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığından cezasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilerek hukuki süreç başlığı altında yer alan şekilde hüküm tesis edilmiştir.

3. Katılan hakkında düzenlenen 29.03.2014 tarihli adlî muayene raporunda cinsel yolla bulaşan lezyonlar tespit edilerek bu durumda bir ilişki yaşadığının büyük olasılık olduğu ancak tam penetrasyon olup olmadığı konusunda net kanaat oluşmadığı, kati raporun adli tabiplikçe verileceği kanaati bildirilmiştir.

4. Sanığın ikameti olan olay yerinde ve eylemin gerçekleştiği odada inceleme ve fotoğraflama yapılmıştır.

IV.GEREKÇE
1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

2. Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki çelişkili ve tanık anlatımları ile örtüşmeyen beyanları, olaydan on iki gün sonra gerçekleşen intikal, mağdurenin vajinal ilişkiden ve kanamadan bahsetmesine rağmen bu hususun alınan raporla doğrulanmamış olması, sanığın tüm aşamalarda bir dönem sevgili olduğu katılan mağdure ile hiç evine gitmediklerini, cinsel ilişki yaşamadıklarına yönelik savunması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek atılı suçtan beraati yerine oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçe ve eksik araştırma ile mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Yukarı bentlerde açıklanan nedenle Tebliğnamedeki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
1. Gerekçe bölümünde yer alan (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince REDDİNE,

2. Gerekçe bölümünde yer alan (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2015/75 Esas, 2016/145 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan mağdure vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.01.2023 tarihinde karar verildi.