YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13643
KARAR NO : 2023/8821
KARAR TARİHİ : 25.12.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/28 E., 2015/229 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,
HÜKÜMLER : Mahkumiyet (Sanık … yönünden çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları), beraat ( Sanık …’in üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu)
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî düzelterek onama, kısmî onama
Sanıklar müdafiinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteği yönünden; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 14.06.2012 tarihli ve 2012/2231 Esas sayılı iddianamesi ile her iki sanık yönünden zincirleme olacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dava açılmıştır.
2. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 2012/28 Esas, 2015/229 Karar sayılı kararı ile sanık …’ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 2012/28 Esas, 2015/229 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.06.2020 tarihli ve 14-2020/52183 sayılı, düzelterek onama ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar Müdafiinin Temyiz İsteği
Beraat eden sanık yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince “A)Sanık … yönündenMağdur … … aşamalarda birbiri ile ve kısmen diğer mağdur … ile uyumlu beyanında sanık …’i mağdur …’ün erkek arkadaşı olarak tanıdığını,olay günü mağdur … ile birlikte sanık …’le buluştuklarını ve sanık … ile tanıştığını, birlikte bir süre dolaştıktan sonra lunaparkta gondola bindiklerini,bu sırada …’ın kendisini öptüğünü, arkadaşlık teklif ettiğini,hep birlikte yürüyerek mezarlığın arkasına gittiklerini,… ve …’ün büyük bir kartonu alarak yanlarndan ayrıldığını,1,5 saat kadar ayrı bir yerde kaldıklarını ,bu sırada …’ın aşağıya doğru gitmeyi teklif ettiğini, bu teklifi kabul ettiğini, …’la öpüştüklerini sonrasında anal yoldan cinsel ilişkiye girdiklerini ,…’ın cinsel organını anüsüne soktuğunu, ilişkinin 10 dakika kadar sürdüğünü ve …’ın ilişki sırasında dışarıya boşaldığını anlatmıştır.Olayın diğer mağduru ve aynı zamanda tanığı bulunan … ,… ve …’ı çağırmak için gittiklerinde … ‘u dizleri üzerine oturur , pantolonu çıkartılmış, üst elbiseleri üzerinde olacak şekilde, … ‘ı ise pantolonunun ön tarafı ıslak halde gördüğünü, yolda …’a durumu sorduğunda …”un …’ la anal yoldan cinsel ilişkiye girdiğini söylediğini anlatmıştır.Sanık … mağdurla cinsel ilişkiye girmediğini savunmuşsa da ;mağdurun sanığa iftira atmasını gerektirir herhangi bir husumetinin bulunmadığı, yaşadığı ilişki nedeni ile gerek ailesine gerekse çevresine karşı oldukça zor bir durumda kalmasına rağmen aşamalarda çelişki olmaksızın tüm açıklığı ile olayı anlattığı ,mağdur …’un anlatımının dosyada mevcut tıbbi deliller ve mağdur …’ün anlatımı ile de doğrulandığı hususları bir bütün olarak değerlendirilmiş ve sanığın suçtan kurtulmaya yönelik bulunan savunmasına itibar edilmemiştir.Mahkememizce ,olay tarihinde sanık …’ın 15 yaşından küçük mağdur … ile cebir,hile ve tehdit olmaksızın vücuda organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği sabit kabul edilmiş eylemine uyan TCK’nın103/1-2 madde ve fıkraları uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık … hakkında TCK’nın 103/6 maddesinin uygulanması istemiyle kamu davası açılmışsa da Adli Tıp Kurumunun 09/04/2015 tarih 1297 sayılı raporu ile mağdur … …’da tespit edilen depresyon hastalığının yaş farkı fazla olmayan mağdur ve sanığın hile, şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta yaşadığı cinsel deneyim nedeni ile mi, yoksa olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar sonucu mu ortaya çıktığı hususunda ortaya konan şüphe sanık lehine değerlendirilmiş, mağdurun olay nedeni ile ruh sağlığının bozulmadığı kabul edilerek sanık hakkında TCK’nın 103/6 maddesi uygulanmamıştır.Sanık … hakkında mağdur …’u olay günü lunaparkta öpmesi nedeni ile TCK’nın 43.maddesinin uygulanması talep edilmişse de; sanık …’ın mağduru öpme ve vücuda organ sokmak suretiyle gerçekleşen cinsel istismar eylemlerinin aynı gün içinde ve yakın zamanda gerçekleştiği, teselsül hükümlerinin uygulanabilmesi için eylemin bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı birden fazla işlenmesi gerektiği gözetilerek sanık hakkında koşulları bulunmayan TCK’nın 43.maddesi uygulanmamıştır.Sanık …’nun olay tarihinde 15 yaşından küçük mağdur … ‘u şehir mezarlığının bulunduğu otluk alana götürerek burada mağdura yönelik nitelikli cinsel istismarda bulunduğu, bu eylemi ile mağdurun bir yerde kalma ve bir yere gitme konusundaki özgür iradesine dayanan tercihte bulunma serbestisini ihlal etmek suretiyle atılı çocuk yaştaki mağdurun cinsel amaçla hürriyetini kısıtlama suçunu işlediği sabit kabul edilerek eylemine uyan TCK’ nın 109/1-3.f,5 madde ve fıkraları gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 103.maddesinde değişikliğe gidilmiştir.5237 sayılı TCK’nın 7.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ‘..suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur ‘hükmü gereğince sanık …’ın işlediği cinsel istismar suçu yönünden lehe olan yasanın belirlenmesi gerekmiştir. 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 59. maddesi ile TCK’nın 103. maddesi, ikinci fıkrasında yer alan ‘sekiz yıldan on beş yıla’ kadar ibaresi ‘on altı yıldan aşağı olmamak ‘şeklinde değiştirilmiştir.Sanık hakkında 6545 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 103/2 ve 62/1 maddeleri uygulandığında sonuç cezanın 13 YIL 4 AY olması nedeni ile uygulaması aşağıda gösterilen sonuç cezaya göre sanığın aleyhinde olacağı açıktır.Bu nedenle sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan haliyle TCK’nın 103/2 maddesi uygulanmak suretiyle hüküm tesis edilmiştir.B)Sanık … yönünden :Mağdur … kovuşturma aşamasında sanık … ile sadece öpüştüklerini ,cinsel ilişkiye girmediklerini beyan etmişse de ,20/05/2012 tarihinde avukat … … ve psikolog eşliğinde alınan beyanında sanıklar ve diğer mağdur … ile birlikte Çorlu Eski Mezarlığın arka kısmındaki otluk boş alana geçtiklerini, burada yarım saat kadar birlikte oturduklarını, sonra … ile kendisinin ayrılarak başka bir yere oturduklarını, yaklaşık 1 saat kadar … ve …’tan ayrı kaldıklarını, …’in dudağından öptüğünü, daha sonra pantolonunu ve iç çamaşırını diz üstüne kadar soyduğunu, yan üstü yatırıp cinsel organı ile ters taraftan yani anal yoldan ilişkiye girmeye çalıştığını, bunun 10- 15 dakika kadar bu sürdüğünü, sanık cinsel organını sokmaya çalışsa da içeri girmediğini ifade etmiştir. Mağdurun anlatımı sırasında hazır olan psikolog bilirkişi … … mağdurun olaydan etkilenmediği, olayı rahat bir şekilde anlatıp kendisini serbestçe ifade edebildiği yönündeki gözlemini aktarmıştır. Mağdur … savcılık anlatımı diğer mağdur … ile de uyumludur. Bu nedenlerle mağdurun 20/05/2012 tarihinde avukat … … ve psikolog eşliğinde alınan beyanının oluşa ve dosyada mevcut diğer delilerle uyumlu olduğu ,mağdurun kovuşturma aşamasında aralarında duygusal bir ilişki olan sanık …’i suçlamadan kurtarmak amacı ile ifadesini değiştirerek aralarında sadece öpüşme olduğu yönünde beyanda bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır…. İlçe Nüfus Müdürlüğünden gönderilen mağdur …’a ait doğum tutanağı ekli yazıda mağdurun herhangi bir sağlık kuruluşunda doğmadığı bilgisi verilmiştir.Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu’nun 25/03/2013 tarihli 2536 sayılı raporunda özetle; mağdur …’ın 16/05/2012 tarihinde 15 (on beş) yaşını bitirmiş, 16 (onaltı) yaşı içerisinde olduğu ve 16 (onaltı) yaşını bitirmediği hususunda rapor düzenlenmiştir.Mağdur …’ın Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu’nun 25/03/2013 tarihli raporuna istinaden yaşının düzeltilmesi ihtimali bulunduğundan Nüfus Müdürlüğü temsilcisi … … duruşmaya davet edilmiş,03/09/2015 tarihli celsede nüfus temsilcisi tarafından mağdur …’ün kardeşi … ‘ın doğum tarihi itibariyle yaş düzeltilmesinin mümkün bulunmadığı beyan edilmiştir.Ceza Genel Kurulu benzer bir olayda (2007/5-239 E.2008/86 K.)..’Somut olayda mağdurenin gerçek yaşı Adli Tıp Kurumu raporu ile saptanmış bulunmaktadır. Ancak, Nüfus Hizmetleri Yasasının Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 33/1-a maddesi uyarınca, kardeşlerin doğum tarihleri arasında en az 180 gün süre bulunması gerekmektedir. Bu durumda mağdurenin yaşının düzeltilebilmesi için, öncelikle kayden engel teşkil eden mağdurenin kardeşi …’in yaşının düzeltilmesi de gerekmektedir. Fakat, yargılamanın ulaştığı aşama ve davanın ceza yargılamasına ilişkin bölümüyle ilgili kurulan hükme yönelik bir yasa yolu başvurusunun bulunmadığı da nazara alındığında, mağdurenin kardeşi …’in yaşının düzeltilmeden de bir sonuca varmak olanaklıdır. Yerel Mahkemece mağdurenin gerçek yaşının, bilimsel inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporuna dayalı olarak tespit edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla Yerel Mahkeme hükmünde yer alan mağdurenin yaşının düzeltilmesine ilişkin bölüme, ‘Mağdurenin yaşının, bu yargılama ile sınırlı olarak tespit ve düzeltilmesine, yaş düzeltme ilişkin hükmün nüfus kaydına işlenmesine yer olmadığına’ ibaresi eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir..’şeklinde karar vermiştir.Mahkememizce bu karar dikkate alınarak ;… ili, … ilçesi, Merkez köyü nüfusuna kayıtlı … ve … kızı, 08/12/1997 doğumlu mağdur …’ın 08/12/1997 olan doğum tarihinin ay ve günü baki kalmak kaydıyla 1996 olarak tashihine, mağdurun yaşının bu yargılama ile sınırlı olarak tespit ve düzeltilmesine, yaş düzeltmeye ilişkin hükmün nüfus kaydına işlenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Bu itibarla sanık …’nun sübut bulan eyleminin TCK’nın 104. maddesi kapsamında suç tarihinde 15 yaşını bitirmiş ,reşit olmayan mağdurla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu ve bu suçtan kovuşturma yapılmasının şikayete bağlı olduğu, mağdurun ve kanuni temsilcilerinin şikayetçi olmadığı anlaşıldığından sanık hakkında bu suçtan açılan kamu davasının TCK’nın 104/1 ve CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmiştir.Her ne kadar sanık … aleyhinde çocuk yaştaki mağdura karşı cinsel amaçla hürriyeti kısıtlamak suçundan kamu davası açılmış ise de olay tarihinde on beş yaşını bitiren mağdur …’ın kendi rızası ile cebir ,hile veya tehdit olmaksızın sanıkla birlikte olayın gerçekleştiği mahalde bulunduğu, atılı bu suçun unsurları itibariyle oluşmadığı, sanığın CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği yolunda duruşma sürecinde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeyle sanıklar hakkında mahkumiyet ve beraat hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği gibi beraat hükmünün buna ilişkin gerekçelerinin de hukuka uygun olduğu anlaşılmış olup, bu kapsamda hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Gerekçede açıklanan hususlar doğrultusunda Tebliğnamenin düzelterek onama görüşlü kısmına iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 2012/28 Esas, 2015/229 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafiinin temyiz isteğinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.12.2023 tarihinde karar verildi.