YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15442
KARAR NO : 2021/9885
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetlerine dair İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 09.12.2016 gün ve 2014/150 Esas, 2016/317 Karar sayılı hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınıp, 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren duruşmasız yapılan değerlendirmede dosya tetkik edildi.
Sanık … müdafisinin hükümleri kanuni süresinde temyiz etmesinin ardından vekaletnamesinde dava ve temyizden feragat konusunda özel yetki bulunan Av. …’ın 05.11.2021 tarihli dilekçe ile vaki temyiz isteminden vazgeçtiklerini bildirmesi karşısında, incelemenin sanık … ile müdafisinin temyizleriyle sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık ile müdafisinin söz konusu hükme yönelik temyiz istemlerinin aynı Kanunun 298. maddesi gereğince REDDİNE,
Sanık … hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanığın aşamalardaki beyanları, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 04.04.2016 tarihli raporunda mağdurede hafif ile orta derece sınırında zeka geriliği saptanıp, kendisinde mevcut zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği, ancak kendisini tanıyanlar tarafından tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceği ve ifadelerine ana hatlarıyla itibar edilebileceğinin belirtilmesi, mağdure ile tekrarlayan şekilde yüz yüze görüşmesi bulunmayan sanığın aşamalarda akıl hastası olduğunu bilmediği mağdureyle rızaen cinsel birliktelik yaşadığını bildirmesi, mağdure beyanı ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince olay günü ilk kez yüz yüze geldiği mağdureyle cinsel ilişkiye giren sanığın mevcut akıl hastalığını bilerek eylemini zorla gerçekleştirdiğine yönelik ortaya konulan sübut gerekçesinin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ile müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 20.02.2017 gün ve 2017/436 Esas, 2017/395 Karar sayılı vaki istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanık …’nin atılı suçtan TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde derhal salıverilmesinin temini hususunun mahalline bildirilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmesine, 09.12.2021 tarihinde üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Olay tarihinde müşteki ile iki yıldır telefonda görüşen sanık …’nin buluşmaya karar vermeleri üzerine kuzeni olan sanık … ile birlikte müştekiyi evinden aldıkları, arabanın içinde yarım saat kadar muhabbet ettikleri sırada sanık …’in 06.04.2012 tarihli müdafi huzurunda alınan beyanıyla da sabit olduğu üzere müştekinin zihinsel ve bedensel özürlü olduğunu anlaması üzerine geri götürmek istediği ancak müştekinin arabadan inmek istemediği, bu sırada arabada bulunan diğer sanık …’nin sanık …’e “biraz gezelim vakit geçirelim, daha sonra evlerinin arka bölümünde onu bırakırız, biz de olay yerinden gideriz” dediği, sanık …’in de bunu kabul etmesi üzerine arabayla ormanlık alana giderek mağdurenin istememesine rağmen zorla cinsel saldırı eylemlerini gerçekleştirdikleri tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Her ne kadar sanık … aşamalarda müştekinin zihinsel özürlü olduğunu bilmediğini savunmuş ise de sanık …’in kovuşturma aşamasında içeriğini doğruladığı müdafi huzurunda alınan kolluk beyanında belirttiği üzere müştekinin özür durumu anlamış olmasına ve müştekiyi geri götürmek istemesine karşın aynı araç içinde bulunan sanık …’nin gezme teklifinde bulunması ve iki yıldır müşteki ile telefonda görüşmesi nazara alındığında, zihinsel özürlü olduğunu anlamaması mümkün olmamakla birlikte, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 04.04.2016 tarih ve 1057 karar sayılı raporunda da mağduredeki zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği belirtilmekle anlaşılamaz şeklinde kesin bir ifade de kullanılmamıştır. Tüm bu hususlarla birlikte müştekinin kolluk beyanında sanık Ferdinin kendisine hayvan gibi davrandığını ve zorla cinsel saldırıda bulunduğunu beyan etmesi ve olayın akabinde alınan adli raporda da müştekinin vücudunda çeşitli sıyrıkların tespit edilmesi de eylemin zorla gerçekleştiğini göstermekle mahkumiyet hükmünün bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.