Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/16704 E. 2023/8820 K. 25.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16704
KARAR NO : 2023/8820
KARAR TARİHİ : 25.12.2023

NCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/130 E. 2016/42 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî düşme

Katılan sanık ve katılan suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Zile Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2016 tarihli ve 2015/130 Esas, 2016/42 Karar sayılı kararı ile katılan sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Zile Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2016 tarihli ve 2015/130 Esas, 2016/42 Karar sayılı kararı ile katılan suça sürüklenen çocuk …’ın kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, 14- 2016/271558 sayılı, onama ve düşme görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle; katılan suça sürüklenen çocuğun çelişkili beyanlarına itibar edildiğine, katılan suça sürüklenen çocuğun beyanlarının soyut olduğuna, kamera kaydı araştırmasının yapılmamış olmasına, olayı gören bir tanık olmadığına, sanığın suçu işlediğine dair delil olmadığına, katılan suça sürüklenen çocuğun hakkında atılı suçtan meşru müdafaa kapsamında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince ”Katılan suça sürüklenen çocuk …’ın olay tarihinde ‘…’ isimli internet cafeye ders çalışmak için gittiğinde katılan sanık …’ın da belirtilen internet cafeye geldiği, katılan suça sürüklenen çocuk ile katılan sanık …’ın internet cafede karşılaştıkları, katılan suça sürüklenen çocuk …’ın bir süre sonra cafe’den dışarıya çıktığında katılan sanık …’ın kendisini takip ettiği, hatta kendisine saati soran katılan sanığa yönelik ‘hayırdır abi ne oluyor’ şeklinde tepkisini gösterdiği, bir süre sonra katılan suça sürüklenen çocuğun hızlıca ilerlediği ancak katılan sanık …’ın kendisini takip etmeye ısrarla devam ettiği, bir süre ilerleyen katılan suça sürüklenen çocuğa, katılan sanık …’ın kendisinin şirketinin olduğunu, bol parasının bulunduğunu belirttiği, kendisini bu şekilde tariflediğinden katılan suça sürüklenen çocuğun da kendisini tariflemesini istediği, ancak katılan suça sürüklenen çocuğun kendisinin ismini farklı olarak katılan sanığa bildirdiği, katılan suça sürüklenen çocuğun yürümeye devam ettiği, en son olayın gerçekleşmiş olduğu … Apartmanına katılan suça sürüklenen çocuğun sığınmak durumunda kaldığı, yangın merdivenlerinin bulunduğu yerde katılan sanık …’ın suça sürüklenen çocuğun üzerine yürüdüğü, katılan suça sürüklenen çocuğun asansör ile yukarıya çıktığı, ancak yardım edecek kimseyi bulamadığı, daha sonra halen apartmanda katılan sanığın bulunduğunu farketmesi nedeniyle bu kez apartmanın 4. katında bulunan yangın merdiveninin yanında bulunan merdiveni tutmak için alüminyum vasfında bulunan demir boruyu aldığı, bunu kendisine yönelik tehlikeyi savuşturmak amacıyla alan katılan suça sürüklenen çocuğun çantasının içerisine koyduğu, katılan suça sürüklenen çocuğun apartmanın alt katına indiğinde, katılan sanık …’ı oyalamak için katılan suça sürüklenen çocuğun katılan sanık …’ı oyalamak istediği, bir süre sonra katılan sanık …’ın katılan suça sürüklenen çocuğun poposuna ellediği, bunun üzerine katılan suça sürüklenen çocuğun eylemin büyüyebileceğinden ya da tekrarının söz konusu olabileceğinden duymuş olduğu endişe ile yukarıda bulduğu alüminyum sopa ile katılan sanık …’ın kafasına doğru vurduğu, ardından kaçarak yardım istediği şeklinde devam eden olayın bu şekilde cereyan ettiği hususunda mahkememizce tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur. Oluşu bu şekilde kabul edilen olayda tartışılması gereken ilk husus, gerek katılan sanık …’ın gerekse katılan suça sürüklenen çocuk …’ın eylemlerinin nitelendirilmesine ilişkindir. Zile Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK.nun 103/1-1. cümlesi uyarınca kamu davası açılmıştır. Katılan sanık …’ın tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere eyleminin vasıflandırılmasında, fiilin sarkıntılık boyutunda kaldığı kanaatine varılmıştır. Zira katılan suça sürüklenen çocuğun kollukta vermiş olduğu 05.10.2015 tarihli beyanında ‘…ben merdivene doğru yöneldiğim sırada beni popo kısmından bir iki defa elledi’ şeklinde, mahkemedeki vermiş olduğu 23.12.2015 tarihli beyanında ise ‘…sanığın benim popomu ellediğini farkettim, kendisi tamamen bana elledi…kendisi popomu elledi, popomu sıkmaya çalışırken ben kendisini elimle ittim’ dediği görülmektedir. Sarkıntılık düzenlemesi 5237 sayılı TCK.nun 103/1-son cümlede ‘Basit cinsel istismar’ suçunun hafifletilmiş hali olarak uygulanma alanına sokulmuştur. 6545 Sayılı kanun uyarınca yürürlüğe giren sarkıntılık biçimindeki eylemlere ilişkin, örnek olarak popoya dokunma, dudaktan öpüp kafasını çekme, göğse dokunma, cinsel amaçlı olmak üzere yanaktan makas alma gibi ani ve kesintili eylemler gösterilmektedir. Ancak eylem kesintisiz bir şekilde ve devam eder mahiyette olduğu takdirde bu durumda eylemin artık sarkıntılık boyutunda olduğu kabul edilemez. Somut olaya bakıldığında, katılan suça sürüklenen çocuğun özü itibariyle istikrar arz eden beyanları irdelendiğinde, katılan sanık …’ın popoya elleme biçimindeki eyleminin ani ve kesintili olduğu, bu haliyle de katılan sanığın eyleminin sarkıntılık eylemini aşmadığı görülmektedir. Bu nedenle katılan sanık … hakkında sarkıntılık halindeki TCK.nun 103/1-son cümlesindeki vasıflandırma takdir edilerek ceza tertip edilmiştir. Katılan suça sürüklenen çocuk … hakkında ise Zile Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2015 tarihli iddianamesi ile kasten yaralama suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce oluşta da anlatıldığı üzere katılan suça sürüklenen çocuk …’ın kendisine yönelik muhtemel bir tehlikeyi def etmek maksadıyla eylemde bulunduğu açıklıkla anlaşılmaktadır. Katılan sanık …’ın, katılan suça sürüklenen çocuk …’ı internet cafe’den başlamak üzere oldukça uzun bir süre takip ettiği, hatta apartman girişinde bir süre beklediği, bundan ürken katılan suç sürüklenen çocuğun apartmanın yukarısına çıktığı, kendisini korumak amacıyla çantasına alüminyum sopayı aldığı, ardından aşağıya indiğinde halen katılan sanık …’ın kendisini beklediğini gördüğü, poposuna dokunan katılan sanığın yeniden/tekrarlanabilir ya da daha da nitelikli bir saldırısını defetmek gayesiyle katılan sanık …’ın kafasına bu cisimle vurduğu görülmektedir. 5237 sayılı TCK.nun 25. maddesinde meşru savunma hali düzenlenmiştir. Buna göre ‘…gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilemez’ denilmektedir. Somut olayda katılan suça sürüklenen çocuğun kendisine yönelik gerçekleşen ve gerçekleşmesi yeniden mümkün olan eyleme ilişkin o andaki koşullara göre orantılı olan suç vasıtasıyla meşru savunmada bulunduğu görülmektedir. Zira, katılan suça sürüklenen çocuğun suç vasıtasını daha önceden temin etmediği, yukarı kata çıktığında ancak bu şekilde bir aleti bulduğu, aşağı inince de katılan sanığın kendisine yönelik tekrarlanması muhakkak olan eylemini defetmek amacıyla bu vasıtayı orantılı bir şekilde yani bir kez kullandığı görülmektedir. Bu nedenle katılan suça sürüklenen çocuk … hakkında meşru savunma hükümleri uygulanmıştır. Katılan sanık …’ın aşamalardaki savunmalarında kendisinin bir süre tedavi gördüğü hususunda belirtmelerde bulunması karşısında, katılan sanık …’ta akıl zayıflığı ya da akıl hastalığı bulunup bulunmadığı hususunda mahkememizce yapılan araştırma uyarınca, katılan sanık … hakkında Tokat Dr. … Aykan Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 11.03.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda ‘…04.10.2015 tarihinde işlediği iddia edilen çocuğun cinsel istismarı suçu esnasında ve halihazır durumu ile kişide ceza sorumluluğunu etkileyecek herhangi bir akıl hastalığı ya da zayıflığının saptanmadığı, suç tarihinde kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğu, dolayısıyla işlediği öne sürülen suça yönelik ceza sorumluluğunun tam olduğu’ şeklinde rapor verilmesi karşısında, mahkememizce katılan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK.nun 32. maddesinde düzenleme alanı bulan akıl hastalığına ilişkin hükümler tatbik edilmemiştir. Katılan sanık … hakkında bu şekilde oluşu ve vasıflandırılması yapılan eyleme ilişkin 5237 sayılı TCK.nun 6545 Sayılı Yasa ile değişik 103/1-son maddesi uyarınca sarkıntılık boyutunda kalmış eylemi konusunda özellikle katılan sanığın internet cafeden başlayıp … Apartmanına kadar devam edegelen eylemine ilişkin katılan sanığın suç kastı dikkate alınarak takdiren 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, cezanın failin geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak hakkında takdiren TCK.nun 62 maddesinde yer alan takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına yer olmadığına, adli sicil kaydında Turhal Sulh Ceza Mahkemesinin kesinleşme tarihi 29.05.2012 tarihi olan, 2010/235, 2011/225 E-K sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair mahkumiyetinin bulunduğu, sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği anlaşılmakla; karar kesinleştikten sonra ilgili mahkemesine ihbarına ve hakkında TCK’nun 53 ve 63. maddelerinin uygulanmasına yönelik karar verilmiştir. Katılan suça sürüklenen çocuk … hakkında ise her ne kadar kasten basit yaralama suçundan kamu davası açılmış ise de; katılan suça sürüklenen çocuk …’ün tekrarı muhakkak olan bir saldırıyı o andaki hal ve koşullara göre defetmek zorunluluğundan kaynaklanan meşru savunma kapsamında eylemini gerçekleştirdiği, katılan suça sürüklenen çocuğun bu şekildeki hareketinin 5237 sayılı TCK.nun 25. maddesinde düzenlenen meşru savunma sınırları içerisinde kaldığı anlaşıldığından, hakkında TCK.nun 25 ve CMK.nun 223/2-d maddeleri uyarınca beraatine, yine katılan suça sürüklenen çocuğun kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ile belirlenen 3.600 TL vekalet ücretinin katılan sanık …’tan alınarak katılan suça sürüklenen çocuk …’e verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle katılan sanığın mahkumiyetine katılan suça sürüklenen çocuğun ise beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Mahkemenin gerekçesi ve dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiş, bu sebeple Tebliğname’de düşme isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Zile Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2016 tarihli ve 2015/130 Esas, 2016/42 Karar sayılı kararında katılan sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Zile Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.12.2023 tarihinde karar verildi.