Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/17336 E. 2023/8605 K. 19.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17336
KARAR NO : 2023/8605
KARAR TARİHİ : 19.12.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/131 E, 2016/77 K
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Suça sürüklenen çocuk müdafii, mağdur … vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.02.2016 tarihli ve 2014/131 Esas, 2016/77 Karar sayılı kararı ile SSÇ hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan davada eylem çocuğun cinsel istismarı suçu kabul edilerek mağdur …’a karşı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, mağdur …’e karşı aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdurlara karşı aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve verilen cezanın aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. SSÇ Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurların beyanları dışında SSÇ’nin cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığını, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Mağdur … Vekilinin Temyiz İsteği
Kararın bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince; “SSÇ … ve SSÇ …’un kardeşi olan dava dışı … … ile korumaya ihtiyacı olan çocuklar … ve …’in aynı köyde ikamet ettikleri, SSÇ ve dava dışı kardeşi …’ın birlikte birden fazla kez olmak üzere ve en son olarak 02/12/2012 tarihinde … İli … İlçesi … köyünde mağdur … ve …’ı ıssız yerlere götürdükleri ve buradaki harabe evlerde SSÇ’lerin cinsel organlarını mağdurların popolarına, anal bölgelerine, değdirmek, sürtmek suretiyle zorla cinsel istismarda bulundukları, mağdur …’ın beyanında her ne kadar SSÇ nin kendisine cinsel istismarda bulunmadığını ancak …’a bulunduğunu beyan etmiş olsa da, daha sonra uzman kişi eşliğinde alınan ifadesinde kendisine SSÇ’nin de istismarda bulunduğunu beyan ettiği, müştekilerin de, mağdur olan çocuklarına olayları sorduklarında mağdurların önce utanıp anlatamadıkları ancak daha sonra durumu olduğı gibi anlattıkları, mağdurlar hakkında 03.12.2012 tarihli ‘küçüğün anal muayenesinden anal mukoza ve suça sürüklenen çocuğun yaşı göz önüne alındığında vücuduna organ sokulduğunun maddi delillerinin mevcut olmadığı, ancak küçüğün iddia ettiği gibi dokunma, sürtünme ve benzeri şekilde anal yönden her hangi bir istismara uğrayıp uğramadığının, mevcut bulgularla tıbben bilinemeyeceği, konunun adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğu, beden ve ruh bakımından kendini savunamayacaklarının’ belirtildiği; adli tıp raporu içeriğine göre her ne kadar nitelikli cinsel istismar suçuna ilişkin delil elde edilemediğinden bahsedilmiş ise de SSÇ ve mağdurların olayı anlatırken sergiledikleri tavırlar, mağdurların yaşı ve uzman ile birlikte alınan beyanları ve gelişimleri dikkate alındığında mağdurların iftira suçu kastıyla hareket edebilmelerinin beden ve ruhsal gelişimleri gözönüne alındığında mümkün olmadığı kanaatine varılarak SSÇ …’un cinsel hareketlerle mağdurların vücut dokunulmazlığını ihlal ettiğinin sabit olduğu mahkememiz vicdanında yapılan yargılama sonucu maddi vakıa olarak kabul edilmiştir. Mağdur … hakkında 25/02/2015 tarihinde alınan raporda son suç tarihinden sonra ruh sağlığının bozulmadığı, 24/02/2016 tarihli … hakkında alınan raporda son suç tarihinden sonra ruh sağlığının bozulduğu tespit edilmiştir. SSÇ … hakkında ise 13/01/2016 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu Altıncı Adli Tıp İhtisas Kurulu’ndan alınan raporda ‘…’ın, Kurulumuzca 11.01.2016 tarihinde yapılan muayenesinde; ceza sorumluluğunu etkileyecek mahiyet ve derecede herhangi bir psikopatoloji ya da zekâ geriliği saptanmamış olmakla birlikte, suça sürüklenen çocuğun ve mağdurun yaşları da dikkate alındığında; dava dosyasında belirlenen olayın gelişimi, mağdur-suça sürüklenen çocuk ifadeleri, suça sürüklenen çocuğun olay öncesi-sonrası tutum ve davranışı gibi hususlarla bütünüyle değerlendirildiğinde; bu yaşlardaki çocuklarda cinsellik konusundaki merak, araştırma isteği ve dürtü kontrol zorluklarının sık görüldüğü tıbben bilindiğinden, suça sürüklenen çocuğun, 02.12.2012 ve öncesi tarihlerde işlediği cebir, tehdit ve hile gibi etkenler içermediği mahkemenizce tespit edilmiş basit cinsel eylemlere karşı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu, ancak daha fazla güç kullanımı ile daha fazla bilgi, beceri gerektiren ve amacının merak ve cinselliği keşiften ziyade doğrudan cinsel doyuma ulaşmaya yönelik nitelikli cinsel eylemlere ve cebir, tehdit ve hile gibi başka etkenlerin eşlik ettiği basit cinsel eylemlere karşı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu’ belirtilmiştir.
Alınan raporlar, müşteki ve mağdur beyanları, SSÇ savunmaları, Mağdurlarda fiili livatanın somut bulgularının bulunmaması ancak olayı ayrıntıları ile anlatmaları dikkate alınarak yukarıdaki gerekçelendirilen söz konusu eylemlerin TCK 103/1 maddesi uyarınca Çocuğun Basit Cinsel İstismarı suçunu oluşturduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Tanık Aşure nin beyanları dikkate alındığında ise SSÇ nin mağdurları köyün harabe evlerine götürüp orda uzun süre kaldıklarını beyan ettiği ancak cinsel istismara dair bir şey görmediğini mağdurların beyanı dikkate alındığında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından tanığın beyanlarını destekler nitelikte olduğu ve bu haliyle SSÇ’nin kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunu her iki mağdura yönelik işlendiğinin anlaşıldığı bu sebeple SSÇ’nin mağdurların bir yerde bulunup bulunmamak hürriyetini ellerinden aldığı mahkememiz vbicdanında yapılan yargılama sonucu maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.
İstanbul adli tıp Kurumu 6. İhtisas kurulundan alınan raporda SSÇ’nin cebir, tehdit ve hile gibi başka etkenlerin eşlik ettiği basit cinsel istismar eylemlerine karşı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince geliştiği belirtilmiş olması karşısında; SSÇ’nin mağdurlara karşı eylemini mağdurların bulunduğu ortama girip, mağdurları okşamak, onların cinsel dokunulmazlığını ihlal etmek sureti ile işlemeyip cinsel istismar eylemini işlemek için mağdurları yakalanmamak ve eyleminin açığa çıkmasını engellemek için bir plan dairesinde ıssız mağaralara veya harabelere götürmek sureti ile eylemini gerçekleştirmesi ve atılı eylemi ancak bu eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilen ve davranışlarını yönlendirebilen bir kişinin yapabileceği şekilde ustaca gerçekleştirmesi nedeni ile her ne kadar SSÇ’nin eylemi basit cinsel istismar olarak kabul edilmiş ise de, ssçnin bu eylem ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Eylemin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında, delillerin takdir ve tayininin gerektiği durumlarda, SSÇ’ye iddianame okunup hakları hatırlatılarak savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden, SSÇ’nin savunması alınmadan hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 147 ve 191 inci maddelerine aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.02.2016 tarihli ve 2014/131 Esas, 2016/77 Karar sayılı kararına yönelik SSÇ müdafii ve mağdur … vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.12.2023 tarihinde karar verildi.