Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/23138 E. 2023/5639 K. 27.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23138
KARAR NO : 2023/5639
KARAR TARİHİ : 27.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1504 E. 2018/872 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama

İlk Derece Mahkemesince sanığın katılan mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2017/223 Esas, 2018/94 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık hakkında katılan mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi ile 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Sanık hakkında katılan mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 15.05.2018 tarihli ve 2018/1504 Esas, 2018/872 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdur vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Dosyada her türlü şüpheden uzak yeterli delil bulunmadığına ve aldırılan raporlarda istismar bulgusuna ratlanılmadığına ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığa üst hadden ceza verilmesi ve takdiri indirim hükmünün dosya kapsamına göre uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
“Yapılan yargılama neticesinde toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Mağdurenin 05/04/2017 tarihli hazırlık beyanlarının aşamalarda alınan beyanları ile uyumlu olduğu, Olayın hemen akabinde mağdurenin annesine hitaben ‘Kaşif abi sapık’ diyerek beyanda bulunduğu ve olayı detaylı şekilde anlattığı, Mağdurenin olayın hemen akabinde alınan 16:50 saatli adli muayene formunda da savcılık aşamasında alınan 18:58 saatli ifadeleri ile aynı şekilde beyanda bulunduğunun görüldüğü, Mağdurenin olayın hemen akabinde yaşadıklarını annesine anlattığı, Sanığın 06/04/2017 tarihli kolluk beyanlarının kısmen mağdure anlatımları ile uyumlu olduğu ve sanığın mezkur beyanında özetle ”olay günü mağdurenin eve geldiğini tuvalet ihtiyacını karşıladığını, bir süre birlikte televizyon izlediklerini, torununun videolarını izlettiğini, yanaklarından öpmüş olabileceğini, gofret vermiş olabileceğini, yanına oturtup yanağından öptüğüne’ dair tevil yollu ikrarlarda bulunduğu,
Sanığın mahkememiz sorgusunda ise mağdurenin çantasını eve bırakıp çıktığını, evde hiç kalmadığını, mağdureyi öpmediğini beyan ederek çelişkili beyanlarda bulunduğu,
05/04/2017 tarihli 17:30 saatli kolluk tutanağında mağdurenin annesi Gülderen’in olayı özet halinde kolluk personeline intikal ettirdiği ve beyanlarının aşamalardaki diğer beyanları ile uyumlu olduğu,
Sanığın 06/04/2017 tarihli sulh ceza sorgusunda da tevilli ikrarlarda bulunduğu,
Mağdurenin adli muayene raporunda ise darp cebir izine rastlanmadığı, dolayısıyla sanığın eylemlerini cebir altında icra etmediği,
Mağdurun mahkememiz beyanlarının aşamalarda ki beyanları ile uyumlu olduğunun anlaşılması karşısında;
Mahkememizin kabulü;
Mağdure …’in 05/04/2017 tarihinde annesinin evde olmadığı zaman diliminde tuvalet ihtiyacı nedeniyle evinin camını tıkladığı sırada karşı komşusu olan sanık …’in mağdureye hitaben ne olduğunu sorduğu mağdurenin de annesinin evde olmadığını tuvalet ihtiyacı olduğunu söylediği, sanığın da mağdureye hitaben kendi evinde ihtiyacını giderebileceğini söyleyerek mağdureyi eve davet ettiği ve mağdurenin eve gelmesi akabinde bir süre evde oturdukları ve birlikte televizyon da evlilik programı izledikleri akabinde sanığın mağdureye torunlarının videolarını göstermek amacıyla mağdureyi yanına çağırdığı ve bir süre birlikte video izledikten sonra sanığın mağdureden kucağına oturmasını istediği ve mağdurenin de sanığın kucağına oturduğu hemen akabinde mağdureye hitaben çok güzelsin dediği ve mağdurenin yanaklarından ve dudaklarından öpmeye başladığı eliyle mağdurenin beline ve kalçalarına dokunduğu akabinde mağdureyi çekyata yatırarak elbisesini sıyırdığı ve bir süre karın bölgesinden öpmeye/emmeye devam ettiği sonrasında mağdurenin rahatsızlık duyması üzerine annesine bakacağından bahisle evden çantasını alarak çıkmak istediği sanığın ise çantanın kalmasını isteyerek mağdurenin çıkmasına izin verdiği bu şekilde sanığın mağdureye yönelik cinsel istismarda bulunduğu ve cinsel istismar eylemi esnasında mağdureyi hürriyetinden yoksun bıraktığı, sanığın eylemlerinin ani ve kesintili nitelik taşımadığı anlaşılmakla sarkıntılık düzeyini aştığının sübut bulduğu,
Mahkememizin bu kabulüne göre;
Sanığın aşamalarda tevilli ve çelişkili beyanları, mağdurenin aşamalarda tutarlı beyanları ve olayın hemen akabinde mağdurenin yaşananları annesine anlatması bu hususun kolluk tutanakları ve adli muayene raporları ile örtüşmesi karşısında sanık …’in mağdure …’e yönelik cinsel arzularını tatmin amacıyla süreklilik arz eden ve sarkıntılık düzeyini aşar şekilde mağdureyi öpme elleme cinsel organını sürtme şeklinde eylemlerle mağdureye yönelik istismarda bulunduğunun sübut bulduğu, sanığın bu eylemine uyan TCK’nın 103/1-3.cümle uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler, işlendiği zaman ve yer, sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan kısmen uzaklaşılmak suretiyle taktiren ve teşdiden cezalandırılmasına, mağdurenin yaşı ve evde cebir tehdit olmaksızın alıkonulması karşısında sanığın cinsel istismar suçunu işlediği esnada kişiyi hürriyetinden yoksun bıraktığı anlaşılmakla bu suç yönünden de suçun işlenmesindeki özellikler, işlendiği zaman ve yer, sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan kısmen uzaklaşılmak suretiyle TCK 109/1, 3 f,5 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilerek aşağıda yer aldığı şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle hükümler kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf talepleri esastan reddedilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında reddine karar vermek gerekmiştir.

B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşıldığı Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
A.Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 15.05.2018 tarihli ve 2018/1504 Esas, 2018/872 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.09.2023 tarihinde karar verildi.