YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/26010
KARAR NO : 2023/2512
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının 03.08.2015 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında mağdureye yönelik zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
2. Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.01.2017 tarihli ve 2015/155 Esas, 2017/19 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 28.02.2018 tarihli ve 2017/2032 Esas, 2018/375 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının kabulüyle hükmün kaldırılarak sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 24.04.2019 tarihli ve 2018/10433 Esas, 2019/9334 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazları reddedilerek sanığın mağdureye yönelik eyleminin organ veya sair cisim sokulmaksızın gerçekleştirilmesi nedeniyle fiilin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan ve hata hükümlerinin tartışılması gerektiğinden bahisle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 30.10.2019 tarihli ve 2019/1684 Esas, 2019/1629 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 28.10.2020 tarihli ve 2020/1578 Esas, 2020/4497 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hükmün kurulmasının kanuna aykırı olduğundan bahisle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
7. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2020/1156 Esas, 2021/62 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil olmadığına, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, sanığın hata hükümlerinden faydalanması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ve takdiri indirim uygulanmaksızın ceza verilmesi ile Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mağdurenin 2014 yılı Haziran ayında sanık ile sosyal medya üzerinden tanıştıkları ve konuşmaya başladıkları, 2014 yılı Eylül ayına geldiğinde aralarında duygusal yakınlık başladığı ve görüşmeye devam ettikleri, ilerleyen günlerde sanığın mağdurenin yaşadığı … ilçesine geldiği ve bu ilçede bir hafta kaldığı, bu süre zarfında mağdureyle birkaç kez buluştukları ve aralarındaki yakınlığı daha da ilerlediği, 2015 yılı Şubat ayında sanığın İstanbul’dan tekrar …’ya geldiği, mağdureyle birlikte … denilen yere gezmeye gittikleri, bu durumu mağdurenin sınıf arkadaşları olan suça sürüklenen çocuk …. ile tanıklar …. ve ….’nin gördükleri, bu kişilerin sanık ile mağdurenin sarılmalarını ve el ele tutuşmalarını cep telefonu ile kayda aldıkları, sanığın daha sonraki tarihlerde bir kez daha … ilçesine geldiği, sanığın mağdurenin evine gittiği ve camdan bir süre konuştukları, daha sonra sanığın camdan mağdurenin evine girdiği, bu durumu mağdurenin babasının gördüğü ve onlara kızdığı, ilerleyen tarihlerde sanığın bir kez daha … ilçesine geldiği, mağdurenin babasının annesini hastaneye götürmesini fırsat bilerek mağdureyle sanığın mağdurenin evinde buluştukları, burada sanık ile mağdurenin organ sokma boyutuna varmadan seviştikleri Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmiştir.
Yine Bölge Adliye Mahkemesince “Mağdure ile sanığın tanışıklığı yaklaşık 9-10 ay kadar sürmüş bu süre zarfında 3-4 defa yüz yüze görüşmüşler haricinde de sosyal medya üzerinden uzunca süreler görüşme yapmışlardır. Mağdure 08.03.2000 doğumlu olup sanıkla ilk tanıştıklarında 13 yaş 10 aylıktır. Nitekim en son cinsel istismar eylemi gerçekleştiğinde ise mağdure 14 yaş 7 aylıktır. Bu süre zarfında sanığın mağdurenin yaşını, doğum gününü, okuduğu okulu ve bir takım özel günlerini bilmediğinin ve öğrenmediğinin kabulü hayatın olağan akışına uygun düşmeyecektir. Hata hükümleri mutlak olarak bir hata durumunda kabul edilmesi gerekmekte olup sanığın hiç bir şekilde bu hatadan kaçamayacağının kabul edilmesi beklenmelidir. Olayımızda ise sanıkla mağdure arasındaki uzunca süre devam eden ve sıkı bir şekilde olduğu anlaşılan görüşmeler olduğu görülmekte olup sanığın mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğünün kabulü mümkün görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeyle hata hükümleri uygulanmamıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebeplerine Yönelik
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Mahkeme hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebeplerine Yönelik
1. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın Belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın alt sınırdan “8 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın duruşmalara yansıyan olumlu tutum ve davranışları nedeniyle” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2020/1156 Esas, 2021/62 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.04.2023 tarihinde karar verildi.