Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/28060 E. 2023/171 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28060
KARAR NO : 2023/171
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.05.2018 tarihli ve 2017/259 Esas, 2018/111 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 06.03.2019 tarihli ve 2019/542 Esas, 2019/719 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; kararın onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II-TEMYİZ NEDENLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi suçun sübut bulduğuna, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine ve sanığın alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı, tehdit ve cinsel saldırı suçlarını işlediğinden bahisle kamu davası açılmıştır.

2. Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2016 gün, 2016/443 Esas ve 2016/485 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve tehdit suçlarından açılan kamu davaları 5237 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince tefrik edilmiş ve cinsel saldırı eyleminden dolayı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 03.05.2017 gün, 2017/944 Esas ve 2017/996 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; sanığın, daha ağır olan ve zincirleme surette gerçekleşen çocuğun cinsel istismarı suçundan dolayı cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, Azerbaycan’da gerçekleşen eylemler yönünden dosyanın tefrik edilerek yazılı şekilde cinsel saldırıdan mahkumiyet hükmü verilmesi dolayısıyla hükmün 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi nedenleriyle hükmün bozulmasına ve ilk dereceye gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın; katılanın aşamalarda alınan ayrıntılı, tutarlı ve ısrarlı beyanları, katılanın babası olan sanığa iftira atmasını gerektirecek bir hususun bulunmaması, sanığın katılanın cep telefonundan cinsel içerikli video göndermiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın suçu inkara yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. Katılan ile sanığın Azerbeycan’da yaşadıkları dönemde sanığın katılana cinsel organını gösterdiği, “Cinsel organıma baksana hoşlanmıyor musun” şeklinde sözler söylediği ve katılanın arkasından sarılarak cinsel organını giysisini çıkartmadan sürtme şeklindeki eylemleri ile cinsel istismarda bulunduğu, yine katılanın evlenerek Türkiye’de yaşamaya başlamasından bir süre sonra da katılanın boşanıp ailesinin yanında yaşamaya başladığı, babası ile birlikte yaşadığı süre içerisinde katılanın evde yalnız kaldığı dönemlerde sanığın katılanın yanına gelerek sarıldığı, fermuarını açarak cinsel organını dışarı doğru çıkarttığı ve cinsel organını dokundurtmaya çalıştığı, 21.09.2016 tarihinde katılanı “Gel şu tablete bak resim gönderemiyorum” diyerek odasına çağırdığı, katılanın odaya girdiğinde sanığı odanın arkasında yarı çıplak vaziyette gördüğü ve sanığın katılanı odaya çekmeye çalıştığı, sanığın elinden kurtularak uyumakta olan tanık abisi Kamran’ın yanına gittiği, 22.09.2016 gününde sanığın katılanın kullandığı telefona bir adet video kaydı gönderdiği, katılanın videonun açtığında sanığın belden
üst kısmında atlet olduğu, belden aşağı çıplak vaziyette olduğu, eliyle cinsel organına hareketler yaptığını gördüğü, videonun çözüm tutanağı ile bu hususun tespit edildiği, ilgili istinaf ilamı da dikkate alınarak sanığın öz kızı olan katılana karşı zincirleme olarak cinsel istismar suçunu işlediği kanaatine varılmakla; katılanın on sekiz yaşından küçük olduğu dönemde başlayıp on sekiz yaşını doldurmasından sonra da devam eden bu eylemlerle ilgili olarak sanığın daha ağır olan ve zincirleme surette gerçekleşen çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

5. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden sanık, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan İncelemede
1. Mağdurun aşamalardaki çelişkili beyanı, tanık ifadeleri savunma, sanığın tabletinde yapılan incelemede savunmasını doğrular nitelikte internet üzerinden başka kişilere gönderdiği videoların olduğunun tespit edilmesi ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından sanık müdafiinin sübuta ilişikin temyiz istemi yerinde görülmüştür.

2. Kabule göre de; iddianamede mağdurun on sekiz yaşından küçük olduğu dönemde sanığın mağdura cinsel organını gösterdiği belirtilmesine karşılık mağdurun mahkemedeki beyanı esas alınarak arkasından sarıldığı kabulü ile usulüne uygun açılmış bir dava olmadan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddesinden hüküm kurulması 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan İncelemede
(A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.

C. Tebliğname Yönünden Yapılan İncelemede
(A) bendinde açıklanan nedenlerle Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A) harfli alt başlıkta açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 06.03.2019 tarihli ve 2019/542 Esas, 2019/719 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre sanığın atılı suçtan TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 4. Ağır Ceza
Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine
gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.01.2023 tarihinde karar verildi.