Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/3593 E. 2023/4178 K. 12.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3593
KARAR NO : 2023/4178
KARAR TARİHİ : 12.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/12 E., 2014/305 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma

Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Altıntaş Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2013 tarihli 2012/39 Esas 2013/120 sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, dördüncü ve altıncı fıkraları ile 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ile 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yetkili ve görevli ağır ceza mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.

2. Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2014/12 Esas, 2014/305 sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası ile 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ile 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fırkası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2017 tarihli tebliğnamesinde suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükümlerin “bozulması” yönünde görüş bildirilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafinin Temyiz İsteği
Mağdurenin soyut beyanı dışında delil olmadığına, mağdure ile müvekkili arasında husumet bulunduğuna, araçta yaşanan teknik arızanın yapılacak keşifle tespit edilmesi talebinin reddedildiğine, kararın bozulmasına ve dilekçesinde belirttiği diğer nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde mağdurenin B*** köyünde ikamet ettiği, A*** ilçesinde bulunan okuluna normalde suça sürüklenen çocuğun abisinin kullandığı servis aracı ile gelip gittiği, suç tarihinde ise servis aracını suça sürüklenen çocuğun kullandığı, suça sürüklenen çocuğun ile mağdurenin aynı köyde oturmaları sebebiyle araçta en son mağdurenin kaldığı, köyün yakınlarına gelindiğinde suça sürüklenen çocuğun aracın benzininin bittiğini söylediği, tepki gösterip aracın içerisinde arka tarafa doğru geçtiği, gelen giden varmı diyerek yolu kontrol ettiği, bu sırada sanığın yanına gelerek mağdurenin kolunu büktüğü, arka koltuğa yasladığı, karın boşluğuna doğru dokunduğu, mağdurenin özür dileyip kendisini bırakmasını istediği, sanığın mağdurenin saçını çekerek kolunu büküp koltuğa yasladığı, bacaklarının arasına uzanarak elini mağdurenin cinsel organına doğru götürdüğü, kilotlu çorabını çıkarmaya çalıştığı, ancak başarılı olamadığı, sanığın yalvaran mağdureyi bıraktığı, telaşla aracın kapısına yönelen mağdurenin yere düştüğü, sanığın “Seni çok güzel buluyorum”, “Açta bir bakayım” şeklinde sözler söylediği, mağdurenin oradan kaçmaya başladığı, yolda tanık İ.P.’nin kullandığı araç ile birlikte köye geldiği ve sonrasında babası ile birlikte şikayetçi olduğu; mağdurenin aşamalarda değişmeyen ve istikrarlı anlatımları, sanığa suç atmasını gerektirecek nitelikte herhangi bir husumetin bulunmadığının anlaşılması, olayın oluş şekli ve hayatın olağan akışı nazara alındığında mağdurenin beyanlarının daha gerçekçi ve samimi olduğunun anlaşılması, beyanına başvurulan ve aşamalardaki beyanları farklılık göstermeyen tanık İ.P.’nin mağdurenin arabaya bindiği sırada paniklemiş ve heyecanlı halde olduğunun ve yolculuk sırasında ağladığını belirten beyanı, mağdurenin uğradığı cinsel istismar sebebiyle ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğunu belirten Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi raporu, psikolog bilirkişi beyanı doğrultusunda mahkemece kabul edilmiş, sanığın mağdureye “Ben seni seviyorum, benimle ol” diyerek elinden tuttuğuna, mağdurenin bunu kabul etmeyerek ittiğini, “Sen görürsün, bittin” diyerek olay yerinden ayrıldığına ilişkin savunmasına itibar edilmediği görülmüştür.

IV. GEREKÇE
A. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Yönünden
Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı ve delilerin hukuka uygun olduğu, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, lehe kanunun doğru şekilde tespit edildiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden
Çocuğun cinsel istismarı eylemi işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle katılan mağdurenin iradesiyle hareket etme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması nedeniyle mağdurenin hareket etme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği ve dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuğun, olay günü arıza yapması nedeniyle duran servis aracında katılan mağdureye yönelik istismar eyleminin öncesi veya sonrasında mağdureyi ayrıca hürriyetlerinden yoksun kılmadığı anlaşılmakla kanuni unsurları itibarıyla oluşmayan müsnet suçtan beraat yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2014/12 Esas, 2014/305 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiinin tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye …’ın karşı oyu ile oy çokluğuyla ONANMASINA,

B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2014/12 Esas, 2014/305 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.06.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf konusu; mağdurenin maruz kaldığı cinsel istismar fiili sonucu ve bu fiile bağlı olarak ruh sağlığının kalıcı şekilde bozulup bozulmadığı konusunda Eskişehir Osmangazi Üniversitesinden alınan heyet raporu ile İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan aldırılan kurul raporu arasında çelişki bulunduğu, çelişkinin giderilmesi için mağdurenin İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Üst Kuruluna sevkiyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda yeniden rapor aldırılmasından sonra belirlenecek lehe kanuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği düşünülmeyerek eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesinin Kanuna aykırı olması nedeniyle hükmün bozulması kanaatinde olduğumdan onama yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.