YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4098
KARAR NO : 2023/2051
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Beraat
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 14.04.2011 tarihli ve 2011/3584 Esas sayılı iddianame ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dava açılmıştır.
2. Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli ve 2011/141 Esas, 2014/273 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi;
Tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçları işlediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece yapılan yargılamada; ”Mağdur müdahil Mahmut, sanık olan amcasının oturduğu daireye geceleri gittiğini, amcasıyla beraber yattıklarını ve amcasının 40-50 kez zor kullanarak fiili livata yoluyla ırzına geçtiğini ifade etmiştir. Mağdur iddia olunan suç tarihlerinde henüz 12 yaşındadır. İddia olunan eylemlere ilişkin, mağdurun hal ve hareketlerinde anormal bir durumun saptanmadığı, esasında mağdur …’un da başlangıçta böyle bir iddiasının olmadığı görülmüş; mağdurun annesi müdahil Naime tarafından, cinsel istismarı eltisi Narin’in görerek kendisine haber verdiği yönündeki iddianın da baştan beri aralarında bulunan husumet ve tanık Narin’in mahkememizde tam aksi yöndeki ifadesi dikkate alınarak, suç isnadına yönelik soyut bir iddia olarak kaldığı anlaşılmıştır. Ayrıca eylemlerin vuku bulduğu dairede sanık dışında, annesi, kardeşi, yengesi ve yeğenleri ile birlikte oldukça kalabalık bir insan topluluğu ikamet etmekte olup; bu kişilerin 40-50 kez gerçekleştiği iddia olunan böyle bir eylemden haberdar olmamaları mümkün gözükmemektedir. Mağdurun hazırlık aşamasında, sanık tarafından götürüldüğü ormanlık bir alanda ırzına geçildiğini beyan etmesine karşılık, yargılama aşamasında böyle bir şeyi hatırlamadığını beyan etmesi de içinde bulunduğu ruh halini göstermektedir.
Nitekim Adli Tıp Kurumu Denizli Şube Müdürlüğü’nün 04.05.2011 tarihli raporunda, mağdurda akut ya da kronik fiili livatanın tıbbi delillerine rastlanmadığı yönünde tespitte bulunulmuştur. 40-50 kez gerçekleştiği iddia olunan bir eylemde; bu şekilde tam aksi yönde rapor çıkması hayatın olağan akışına aykırı olup; bu raporun bile tek başına iddiaların aksini ispatlamaya yetecek yeterlilikte olduğu anlaşılmıştır.
Mağdurun babası müdahil … mahkememizde “oğlunun annesinden para istediğini, vermediği taktirde mahkemeye gidip …’a iftira attığını söyleyeceğini” ifade etmiş; eşi Naime’de bunu doğrulamıştır. Yine oğlunun yalancı birisi olduğunu bu sebeplerle isnat olunan cinsel istismar eyleminden dolayı şüphede kaldığını belirterek şikayetini geri almıştır. Bu olaylardan sonra da başka bir eve taşınmışlardır.
Sanığın ve tanıkların aşamalardaki istikrarlı beyanları, sanığın atılı suçlamaları kabul etmemesi; buna karşılık mağdur müdahil ve diğer müdahillerin çelişik anlatımları, olaya ilişkin herhangi somut bir delilin elde edilememiş olması ve yukarıda anlatılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçlar ile ilgili mahkumiyetine yeterli, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin bulunmaması nedeniyle unsurları oluşmayan Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı, Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Mağdurun Beden ve Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı suçlarıyla ilgili olarak sanık … hakkında beraat kararı verildiği” şeklinde hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Olayın intikal şekli ve süresi, Adli Tıp Kurumunun rapor içeriği, sanığın aşamalardaki savunması, katılan mağdur ile katılanların aşamalardaki çelişkili beyanları, tanıkların beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan mağdur vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli, 2011/141 Esas, 2014/273 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdur vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06. 04.2023 tarihinde karar verildi.