YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4245
KARAR NO : 2023/1095
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/3463 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan Bodrum Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Bodrum Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2014 tarihli, 2012/991 Esas, 2014/277 Karar sayılı kararı ile ağır ceza mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermiş, sanık müdafiinin karara itirazı Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2014 tarihli 2014/208 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.
3. Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2015 tarihli ve 2014/39 Esas, 2015/7 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay süreyle hekimlik yapmasının yasaklanmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2018 tarihli, 14-2015/93170 sayılı Tebliğnamesi ile özetle sanığın eylemlerinin muayenenin gereği olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması ile aile hekimi olan sanığın mağdure üzerinde nüfuzunun olmadığı gözetilmeden 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uygulanarak sanık hakkında fazla ceza tayini gerekçesiyle bozma görüşlü olarak Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın otuz yıllık meslek sicilinin temiz olmasına, mağdurenin öksürük şikayetine göre göğsünün ve sırtının dinlenmesinin muyanenin gereği olduğuna, olaya dair doğrudan görgüsü olmayan tanıkların beyanlarına itibar edilemeyeceğine, oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilerek beraatine karar verilmesi gerekliliğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan …’in kızı olan mağdureyi 10.10.2011 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle götürdüğü Aile Sağlığı Merkezinde mağdurenin aile hekimi olan sanık tarafından muayene edildiği, bu muayene sırasında katılan …’in kızı mağdure ile birlikte sanık olan doktorun odasına girdiği, sanığın mağdureye şikâyetini sorup muayene için odada bulunan paravanın arkasındaki yatağa mağdureyi oturttuğu, bu sırada katılan …’e telefon gelmesi nedeniyle katılanın, mağdure ile sanığın bulunduğu paravanın arkasından ayrıldığı, sanık doktorun da muayene sırasında yatağın üzerine oturduğu ve mağdurenin sırtını açarak sırtını dinlemeye başladığı, bu sırada elini mağdurenin tişörtünün altından göğüs bölgesine soktuğu ve elini göğüslerinin arasına koyduğu, ardından steteskopu bırakarak elini mağdurenin göğsünden çektiği ve mağdure ayaktayken bu kez sağ elini mağdurenin poposuna koyduğu, sol elini ise cinsel organı üzerine koyarak mağdureyi kendisine doğru yaklaştırdığı, bu sırada mağdurenin vücudunun sanığın vücuduyla temas ettiği, yine bu sırada katılan …’in telefon görüşmesini bitirerek mağdure ile sanığın yanına geldiği, katılanı gören sanığın mağdurenin vücudundan elini çektiği ve bu kez beline koyduğu, ardından paravanın arkasından birlikte çıktıkları; yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller, mağdurenin aşamalardaki beyanları, katılan …’in mahkemece alınan ifadesi, tanık ifadeleri ve incelenen Sağlık Müdürlüğü tarafından gönderilen sanık ile ilgili idari soruşturma içeriği ve tüm dosya kapsamından; sanığın 10.10.2011 tarihinde kendisine muayene için gelen katılan mağdureye yönelik muayene amaç ve kapsamı dışında cinsel amaçla vücudunun çeşitli yerlerine, göğüslerine ve cinsel organının bulunduğu bölgeye dokunmak suretiyle üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği sonuç ve kanaatine varılmakla, sanığın müsnet suçtan eylemine uyan ve lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi haliyle cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Sanığın, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediğinden cezasında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca arttırım yapılmıştır.
3. Her ne kadar sanık ve müdafii savunmalarında; hekimlik faaliyetinin kuralları içerisinde katılan mağdurenin hastalığının tedavisine yönelik olarak muayene ve tedavi uygulandığı, muayene sırasında doktor oda kapısının sürekli açık olduğu, hastası ile ilgili herhangi bir şikayeti atlaması durumunda görevi ihmal veya kötüye kullanma gibi suçlamalara maruz kalacağı, bu nedenle gelen hastanın bütün olarak muayene edilmesinin hekimlik faaliyetinin gereği olduğu, mahkemece dinlenen tanık doktorların somut görgüsü ve bilgisi olmadığı, ayrıca aralarında ciddi husumet olduğu, bu nedenle delil kabul edilemeyeceği, şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle sanığın beraatine karar verilmesini talep ettiği görülmüş ise de; katılan mağdurenin sosyal hizmet uzmanı eşliğinde alınan ve mahkemece de tekrar ettiği savcılık ifadesi, yine mağdurenin annesi katılan …’in beyanları ve incelenen disiplin soruşturma içeriği dosyasından edinilen kanaat de dikkate alındığında, sanık doktorun kamu görevinin sağladığı nüfuzu kullanmak suretiyle olay tarihinde muayeneye gelen mağdureye yönelik muayene amaç ve kapsamı dışında göğsüne, poposuna dokunmak suretiyle çocuğun cinsel istismar suçunu işlediği sonuç ve kanaatine varıldığından, zira muayeneye gelen mağdureye akut faranjit ve akut bronşit teşhisi yazdığı halde eliyle mağdurenin göğüslerine, poposuna, cinsel organının olduğu bölgeye dokunduğu anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin inkara yönelik savunmasına mahkemece itibar edilmediği kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
4. Lehe kanun değerlendirmesinde, sanığın 6545 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki suçun cezasının sanığın lehine olduğu sonucuna varılmakla, sanığın hüküm fıkrasında belirtildiği şekilde cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Mağdurenin rahatsızlığı nedeniyle annesi katılan … ile muayene için sanığın çalıştığı Aile Sağlığı Merkezine geldiği, kendisinin aile hekimi olarak görev yapan sanığın muayene odasında ve sanığın mağdureyi muayenesi esnasında, sağlık hizmeti verdiği sırada gerçekleştirmesi ile soğuk algınlığı, öksürük şikayeti ile gelen hastanın kasıklarına, poposuna dokunmanın muayenenin gerekleri ile bağdaşmayacak açıklıkta olması nedenleri ile Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Her ne kadar mahkemece gerekçede 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasına, sanığın mağdure üzerindeki kamu görevinin
sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması gerekçe gösterilmiş ise de uygulamanın aile hekimi olup sağlık hizmeti veren sanık tarafından gerçekleştirilmesi ve aynı madde ve fıkrada temel cezada arttırım nedeni olarak gözetilmesi nedeniyle bu husus sonuca etkili görülmemiştir.
3. Açıklanan nedenlerle Tebliğnamede yer verilen bozma istemli görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2015 tarihli ve 2014/39 Esas, 2015/7 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri haricinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.