Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/4271 E. 2023/1247 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4271
KARAR NO : 2023/1247
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2015 tarihli ve 2014/1142 Esas, 2015/42 Karar sayılı kararı ile sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü
maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık; kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, üzerine atılı suçu işlemediğinin dosya içeriğiyle sabit olduğu, somut hiçbir delil olmadığı, iftira atıldığı, mağdurenin ihtimalli ve soyut düşüncelerine üstünlük tanındığı ve mahkumiyet gerekçesi yaratıldığı, söz konusu iş yerinde eşi ve gelini ile birlikte çalıştıkları, bu kişilerin beyanlarının alınmamasının re’sen araştırma ilkesi ve adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu, iş yerinin halka açık, sürekli insanların gelip gittiği bir işletme olduğu, eşi veya gelininin yanında da söz konusu eylemleri gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, isnat edilen fiilin işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığı, görgüye dayalı bir beyan olmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin dikkate alınması gerektiği, mağdure hakkında Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden rapor alınmadığı, mağdurede zeka geriliği olup olmadığı, iddialarının sağlıklı olup olmadığının araştırılmadığı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuki olmadığı, lehine olan hükümlerin nazara alınması ve beraatine karar verilmesi gerektiği hususları ile sair sebeplerle kararı temyiz ettiğini belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin kabulü;
1. İddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın “(…) Büfe” isimli bir işyerini çalıştırdığı, yaşı küçük katılan mağdurenin ise bu büfenin yakınlarında oturan ve zaman zaman alışveriş yapmak amacı ile büfeye gelen 9 yaşlarında bir çocuk olduğu, mağdurenin halen (…) (…) İlköğretim Okulu 4 üncü sınıf öğrencisi olduğu ve gerek soruşturma aşamasında Çocuk İzlem Merkezi’nin düzenlediği rapora göre, gerekse mahkemece duruşma safahatında edinilen izlenim itibari ile derdini yaş olarak gelişimine paralel olarak anlatabilecek kapasitede bir çocuk olduğunun anlaşıldığı, yaşı küçük mağdurenin kendisinden başka bir de küçük erkek kardeşinin bulunduğu, evin ihtiyaçları için zaman zaman sanığın çalıştırdığı büfeye gittiği, orada sanık tarafından kimsenin olmadığı ortamlarda yine yaşı küçük mağdurenin dosya ve oluşa uygun kabul edilen anlatımlarına göre poposuna ellemek sureti ile istismarda bulunduğu hatta başka müşterilerin de bulunduğu ortamlarda yaşı küçük mağdure aldığı ekmeğin parasını önceden vermiş olsa bile para üstünü iade etmeyi geciktiren sanığın diğer müşterileri gönderdikten sonra mağdure ile baş başa kalınca aynı şekilde poposuna ellemek sureti ile istismar eylemini gerçekleştirdiği, sanığın gerçekleştirdiği birkaç eylemden sonra yaşı küçük mağdurenin olayı annesine anlatması halinde kendisini döveceğinden korkarak bir süre birşey söylemediği, ancak en son olay tarihi olan 2014 yılı Ağustos ayı içinde sanığın yaşı küçük mağdureye ekmek aldıktan sonra “çabuk eve bırakıp tekrar geri gel” şeklinde birşey söylemesi üzerine yaşadığı korkuyu bastıramayan mağdurenin bu kez eve döner dönmez yaşadıklarını annesi katılan …’ya anlattığı ve yaşı küçük mağdurenin anne ve babasının şikayeti üzerine olayın adliyeye intikal ettiğinin anlaşıldığı,
2. Her ne kadar sanık savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek böyle bir eylem gerçekleştirmediğini beyan etmiş ise de; gerek yaşı küçük mağdurenin gerekse mağdurenin ailesinin sanık ile aralarında hiçbir düşmanlık veya husumetin bulunmadığı, yaşı küçük mağdurenin babasının çalışması nedeni ile daha çok mağdurenin annesinin ve mağdurenin çoğunlukla da kendisinin günlük ekmek gibi basit alışverişleri sanıktan gerçekleştirmelerinin dışında başka bir ilişkilerinin olmadığı, dolayısı ile yaşı küçük mağdurenin ailesinin sanığa iftira atmayı gerektirebilecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığı, yaşı küçük mağdurenin soruşturmanın başından itibaren ve kovuşturma aşaması da dahil olmak üzere sanık ile yaşanan olay örgüsünü net bir şekilde ortaya koyduğu gibi mağdurenin dışında başkaca müşteriler olması halinde sanığın mağdure ile yalnız kalması yönünde para üstünü geç iade etmesi gibi davranışlarını net bir şekilde ortaya koyduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın sadece ceza almaktan kurtulmaya yönelik ve soyut inkarı hedefleyen savunmasına itibar edilmeyerek yaşı küçük mağdurenin anlatımına üstünlük tanındığı belirtilmiştir.
3. Sanık hakkında zincirleme biçimde sarkıntılık sureti ile çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanma ihtimaline binaen 5271 sayılı Kanun’un 226 ıncı maddesi gereğince ek savunma hakkı ve süresi hatırlatıldığı ve sanığın ek süre istemeyerek eski savunmalarını tekrar ettiği belirtilmiştir.
4. Tüm bu anlatılanların ışığı kapsamında; sanığın yaşı küçük mağdurenin poposuna ellemek sureti ile kısa süreli gerçekleşen istismar eylemlerinin sarkıntılık düzeyinde olabileceği kabul edilerek eylemine uyan 6545 sayılı yasa ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiği konusunda tam bir vicdani kanaate varılarak hüküm kurulduğu belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında suç adının sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı yerine çocuğun basit cinsel istismarı olarak, yine suç tarihinin 25.08.2014 yerine 25.08.2014 ve öncesi olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
2. Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin belirtilen eleştiri dışında usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçede açıklanan nedenlerle … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2015 tarihli ve 2014/1142 Esas, 2015/42 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.03.2023 tarihinde karar verildi.