Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/4377 E. 2023/73 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4377
KARAR NO : 2023/73
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2014 tarihli ve 2014/356 Esas, 2014/525 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı

Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca dört yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii; mağdurenin annesi olan müştekinin eşinden boşanma aşamasında olduğunu, kızı olan nişanlı olan sanıktan devamlı para istediğini, sanık para vermeyi reddedince nişanı bozduğunu, nişanın bozulmasının ardından iftira atıldığını, mağdurenin ezberletilmiş gibi ifade verdiğini, … atıldıktan sonra olayın ortaya çıkmasının manidar olduğunu, teşditli ceza verilmesinin ve takdiri indirim koşulları oluştuğu halde uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu, mağdurenin akıl sağlığı ve zihinsel gelişimi hususunda adli tıptan rapor aldırılması yönündeki taleplerin reddedilerek gerekli inceleme ve ehemmiyet gösterilmeden karar tesis edildiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü: “Yapılan yargılama, toplanan deliller ile tüm dosya kapsamına göre; Mağdurenin aşamalardaki birbirleri ile çelişmeyen beyanlarına, duruşma sırasındaki davranışlarına, herhangi bir yönlendirme bulunmadığına ilişkin uzman beyanlarına göre, iddialarının hayatın olağan akışına uygun olduğu, suç tarihi itibariyle ablası ile nişanlı olan sanık hakkında asılsız isnatlarda bulunmasına yönelik herhangi bir neden bulunmayan mağdurun samimi görülen beyanlarında da belirtildiği üzere; Sanığın mağdurenin ablası ile nişanlı olması sebebiyle ara sıra evlerine gidip geldiği olay tarihinde evde yalnız olduğu bir esnada mağdureyi yanına çağırıp yanaklarından boynundan öptüğü, eşofmanın üzerinden cinsel organını ellediği ve “Seninle banyoya gidelim, bu işi bitirelim” diye söylediği, mağdurenin “Komşulara söylerim” demesi üzerine tamam bu yaptıklarımız aramızda kalsın kimseye söyleme” diye tembihlediği yine evde kimsenin olmadığı farklı bir zamanda sanığın eve geldiği ve mağdureye “Çok azdım” diye söylediği vicdani kanaatine varılmış, aksi yöndeki dosya kapsamına, dinlenen müşteki ve tanık beyanlarına aykırı olan ve ceza almaktan kurtulmaya yönelik olduğu düşünülen sanığın kaçamak savunmalarına itibar edilmemiş, sanığın sübuta eren eylemlerinin niteliği ve yoğunluğu itibariyle de anlık hareket mahiyetinde olmayıp, devamlılık arz eden ve şehevi hislerin cinsel birleşme dışında tatminine yönelik sarkıntılık hududunu aşan cinsel istismar suçunu oluşturduğundan, sanığın sübuta eren çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanık … hakkında 5237 Sayılı TCK hükümlerinin 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki ve sonraki hükümleri yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinde ; Sübuta eren eylemlerinin niteliği ve devamlılığı dikkate alındığında, eylemlerin anlık hareket mahiyetinde olmayıp belli bir devamlılık arz eden cinsel tatmine yönelik eylemler olup bu haliyle sarkıntılık aşamasını geçen 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklilik sonrası yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında kalan çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu nedenle, sanık hakkında lehe yasanın tespitine yönelik olarak eylemine uyan bu suç yönünden getirilen düzenleme dikkate alınmış, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğinden 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince takdiren ve teşdiden 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, sanığa verilen cezadan 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca takdiren indirim yapılmayarak 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık hakkında 6545 sayılı Kanun

ile yapılan değişiklikten sonraki 5237 sayılı Kanun hükümleri uygulanması halinde ise cezanın alt sınırdan tayini halinde dahi 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen cezadan 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren indirim yapılmayarak neticeten 8 yıl hapis cezası ile cezalandırımasına karar verileceği, bu suretle de suç tarihindeki yasal düzenlemeye nazaran daha uzun süreli hürriyeti bağlayıcı ceza öngören 6545 sayılı Kanun ile değişiklik yapıldıktan sonraki düzenlemenin sanığın aleyhine olduğu nedenle lehine kabul edilen ve suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince sanık hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.01.2018 tarih 14-2015/96478 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile dosya Dairemize tevdii edilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık müdafisinin mağdurun akıl sağlığı ve zihinsel gelişimi hususunda rapor aldırılması gerektiği yönündeki temyiz itirazlarının incelenmesinde
Mahkemenin taleple ilgili olarak 31.12.2014 tarihli duruşmada “Dosya kapsamına, mağdurun soruşturma ve yargılama sırasında alınan uzman nezaretindeki beyanlarına, uzman görüşüne ve yargılama sırasında gözlenen durumuna, yine sanık müdafiinin mağdurun akıl sağlığına yönelik rapor aldırılmasına yönelik dilekçe içeriğine göre; mağdurun akıl sağlığının yerinde olmadığına yönelik herhangi bir somut delil, belge ve rapor ibraz edilmediğinden yargılama sonucunu etkiler nitelikte görülmeyen sanık müdafiinin bu konudaki talebinin reddine..” şeklinde gerekçeyle verilen red kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

B. Sanık müdafiinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince
1. Mahkemece; sanığın mağdurenin yanağından ve boyundan öptüğü ve kıyafetleri üzerinden cinsel organını ellediği şeklindeki kabulüne göre eyleminin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı nazara alınarak hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi,

2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar nazara alınarak somut gerekçe gösterilmesi gerektiği gözetilmeden kanunda yer alan bir kısım ifadelerin tekrarlanması şeklindeki yetersiz gerekçeyle teşdit uygulanması ve aynı Kanun’un 62 nci maddesinde düzenlenen takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararların da gerekçeli olmasının zorunlu olduğu nazara alındığında kanun koyucunun aradığı anlamda somutlaştırılmış kanuni ve yeterli bir gerekçe gösterilmeksizin eksik gerekçe ile hüküm kurulması hukuka aykırılık olarak kabul edilmiştir.

3. Yukarıda açıklanan nedenlerle sanık hakkında kurulan hükmün onanması talebini içeren Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.12.2014 tarihli ve 2014/356 Esas, 2014/525 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2023 tarihinde karar verildi.