YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4473
KARAR NO : 2023/7691
KARAR TARİHİ : 23.11.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/192 E., 2014/228 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Düzce1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2013/192 Esas, 2014/228 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yapılan yargılamada, eylem, çocuğun cinsel istismarı kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl hapis; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.01.2018 tarihli ve 14-2018/342 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Dosyada sanığın cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığına, sadece mağdurenin ve olayı mağdureden duyduklarını söyleyen tanıkların beyanlarına dayanılarak ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğunu, hazırlıkta sanığın cinsel organını soktuğunu ve ağzını kapattığını söylemesine rağmen duruşmada sürttüğünü ve ağzını kapatmadığını söylediğine, kesin delil olmadan şüphe ile cezalandırma mümkün olmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince; “2010 yılı yaz aylarında mağdurun dayısının oğlu olan sanığın mağdurun evlerinin önünde gündüzleyin oyun oynadığı sırada kendisinin yanına gelerek kolundan tutup zorla fındıklık tarzı ormanlık tenha alana götürdüğü, burada mağdurun elbiselerini çıkartmaya başladığı, mağdurun ağlaması ve bağırması üzerine sanığın mağdurun ağzını kapattığı, elbiselerini ve iç çamaşırlarını tamamen zorla çıkardığı, daha sonra kendi pantolonunu da indirdiği, mağduru yete yatırıp kendi cinsel organını mağdurun cinsel organına değdirip sürtmek suretiyle istismarda bulunduğu, mağdurun kendisine yapmamasını söylemesine rağmen sanığın eylemine devam ettiği, daha sonra eylemine son verdiği ve bu yaptıklarını kimseye anlatmamasını söylediği, mağdurun bağırmaları sırasında mağdurun ağzını kapattığı şeklinde gerçekleşen hadisedir.
Her ne kadar sanık iddia edilen suçu işlemediğini savunmuş ise de, mağdurun olayın sıcağı sıcağına bu olayı anlatmamış olmakla birlikte daha sonra 2011 yılının ocak ayında mağdurun … … Yetiştirme Yurduna yerleştirildiği ve bu yurtta kaldığı süre içersinde yurtta görevli olan çocuk gelişimci … ve gece bakım elemanı olarak nöbet tutan … …’in mağdurla ilgili yaptıkları gözleme göre mağdurun geceleri alt iç çamaşırı ve alt pijaması olmadan yatakta yattığının tespit edilmesi ve bu durumun çocuk gelişimci …’in mesleki tecrübelerine göre cinsel istismara uğramış çocuklarda bu tarz davranış bozukluklarının oluşabildiğinden mağdur ile özel görüşmeler yapması sonucu yukarda anlatılan olayın mağdur tarafından kendisine anlatıldığı ve bu şekilde eylemin ortaya çıkması, mağdurla ilgili aldırılan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi raporuna göre mağdurun sınırda zeka düzeyinin bulunduğu, sınırda zeka düzeyinin hekim olmayanlar tarafından kolayca anlaşılamayacağı kendisine karşı yapılan fiilin hukuki anlam ve sonuçları algılayamayacağı, mağdurda tanımlanan eşik altı düzeydeki travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin iddia edilen travma ile ilişkili olabileceği, çocukta gözlenen cinsel içerikli davranışların da tranva ile ilişkili olabileceği ancak ruh sağlığındaki bozulmanın hastalık düzeyinde olmadığının belirtilmiş olmasına göre sanığın atılı cinsel maksatla hürriyeti tahdit ve cebir kullanarak basit cinsel istismar suçunu işlemiş olduğu yönünde mahkememizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuş her ne kadar mağdur hazırlık aşamasındaki beyanında sanığın cinsel organını kendi cinsel organına soktuğunu beyan etmiş ise de, gerek … Üniversitesi Tıp Fakültesinden aldırılan raporda gerek anal gerek vajinal yoldan cinsel ilişkiye ilişkin bir tespit yapılamamış olması gerekse mağdurun kovuşturma aşamasındaki alınan beyanında açıkça sanığın organ sokma eylemini gerçekleştirmediğini sadece bir kaç kez değdirdiğini beyan etmesine göre sanığın TCK’nın 103/1-a, 103/4 maddelerinde düzenlenen cebir kullanmak suretiyle nitelikli cinsel istismar ve 109/2-3-5 maddelerinde düzenlenen nitelikli olarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçlarını işlemiş olduğu yönünde heyetimizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur. Ayrıca mağdurun hazırlık aşamasında organ sokma eylemini gerçekleştiğini ancak kovuşturma aşamasında bu beyanından organ sokma eylemini gerçekleşmediğini beyan etmiş olması mahkememizce çelişki olarak değerlendirilmemiş zira suç tarihinde 9-10 yaşlarında bulunan ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden aldırılan rapora göre sınırda zeka düzeyine sahip olan yaşı küçük mağdurun organ sokma şeklinde gerçekleşecek cinsel istismar eylemini tam olarak algılayamayabileceği gibi algılasa dahi ifade edemeyebileceği ancak yurtta kaldığı süre içersinde cinsel istismara maruz kalmış çocukların gerçekleştirmiş olduğu davranışları gerçekleştirdiğinin çocuk gelişimciler ve gece bakıcıları tarafından gözlemlenmiş olmasına göre bu ifade farklılığının çelişki olmadığı kanaatine varılmış ve sanığın cezalandırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın eylemini cebir veya tehdit ile gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmak sureti ile fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın mağdureyi cebir, tehdit veya hile olmaksızın elinden tutarak ormanlık alana götürmekten ibaret eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanığın aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2013/192 Esas, 2014/228 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.11.2023 tarihinde karar verildi.