Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/6617 E. 2023/1738 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6617
KARAR NO : 2023/1738
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.05.2015 tarihli ve 2015/168 Esas, 2015/227 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki 102 nci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafisinin Temyiz Sebebi
Katılan ve sanığın olay günü neşeli bir şekilde eve gittiklerine dair güvenlik kamera kayıtları bulunmasına rağmen savcılık tarafından dosyaya hasredilmediğine, HTS kayıtlarının incelenmediğine, katılanın korktuğunu iddia ettiği sanıkla rızası dışında dolmuşa binip eve gitmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, katılanın eve kapatıldığını iddia ettiği zaman diliminde polise ihbarda bulunmayıp yalnızca üç adet mesaj yazdığına, yardım istemek için birçok fırsatı varken bunları kullanmamasına, katılan tarafından sanığın ev kredisinin olaydan yaklaşık bir ay önce ödendiğine, aralarında herhangi bir problem olmadığına, cinsel yakınlaşma varsa dahi rızaya dayalı olduğuna, yalnızca katılanın beyanlarına itibar edilerek sanığın cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna ve beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ile katılanın aynı iş yerinde çalışmaları nedeniyle tanışıp arkadaş oldukları ve gönül ilişkisi yaşamaya başladıkları, ancak ilerleyen aylarda katılanın sanıkla aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle katılanın sanıktan ayrılmaya karar verdiği ve kendisiyle görüşmek istemediğini olay tarihinden yaklaşık bir ay önce sanığa bildirdiği fakat sanığın katılandan ayrılmak istemediği ve onu takip etmeye ve telefon açmaya devam ettiği, sanığın katılanı rahatsız etmesi nedeniyle katılanın tek başına işe gitmekten korkmaya başladığı ve sabahları işe giderken ailesinden birisinin kendisini otobüse bindirmeye başladığı, olay günü sabahleyin katılanın işe gitmek için otobüse bindiği, sanığın da katılanı takip ederek aynı otobüse arkadan bindiği, katılanın … mevkiinde otobüsten indiği, sanığın da aynı yerde inip kendisiyle yakında bulunan eve gidip orada konuşmak istediğini söylediği, katılanın olay çıkmaması için kabul etmesi üzerine birlikte sanığa ait kullanılmayan boş bir apartman dairesine gittikleri, bir süre konuştuktan sonra katılanın sanığa artık görüşmeyeceğini söylemesi üzerine tokat atarak katılanı dövüp kollarından tutup “benim olacaksın” diyerek üzerindeki elbiseleri çıkartıp dudaklarını ve vücudunu öperek cinsel saldırıda bulunduğu, daha sonra ellerini arkasından tutarak direnmesini engellediği, kendi üzerindeki elbiseleri de çıkarttıktan sonra katılanı sırt üstü yatırıp üzerine çıkarak cinsel organını katılanın cinsel organına sürtmek suretiyle iç çamaşırına ve sol bacağına boşalarak cinsel saldırıda bulunduğu mahkemece kabul edilmiştir.
Cinsel saldırı suçu yönünden uygulama yapılırken 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun 102 nci maddesi birinci fıkrasının yeni hükmünün sanık lehine olduğu zira değişiklik önceki dönemde sanığa 5237 sayılı Kanun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre 2 yıl, ruh sağlığının bozulmuş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin beşinci fıkrasına göre 10 yıl ceza verilmesi gerektiği bu nedenle sanığın eylemlerine uyan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun 102 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Dosya kapsamında bulunan deliller; sanık savunması, katılan beyanları, tanık anlatımları, doktor raporu, mesaj tespit tutanakları ve kolluk kuvvetleri tarafından tutulan araştırma tutanaklarından ibarettir.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu
olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.05.2015 tarihli ve 2015/168 Esas, 2015/227 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.03.2023 tarihinde karar verildi.