Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/6837 E. 2023/497 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6837
KARAR NO : 2023/497
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Beraat

Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; mağdure ile şikayetçi her ne kadar 09.10.2014 günlü celsede şikayetçi olduklarını bildirmiş iseler de, 20.03.2014 havale tarihli dilekçelerde ve 27.03.2014 günlü celsede şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri ve şikayetten vazgeçmeden rücunun mümkün olmaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 09.12.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2013/498 Esas, 2015/83 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında müsnet suçtan beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; dosya içerisinde bulunan bilgi, belge ve CD içeriğine dair değerlendirmelerde bulunularak sanığın mağdureye yönelik eğitici sıfatıyla sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği belirtilmekle 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü madddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin gerekçesinde özetle; Malatya … Lisesi 9. sınıf öğrencisi olan on beş yaşından küçük olan mağdurenin ziyaret amaçlı eski okulu olan … Ortaokulu’na gittiği, sanığın da burada öğretmen olarak görev yaptığı, burada eski öğretmeni olan sanık ile karşılaşması üzerine sanığın kendisine hoşgeldin diyerek sarıldığı sonrasında … ikram ettiği, … içtikten sonra okul karidorlarında yürüdükleri sırada mağdurenin gögüs ve kalçalarına dokunduğu birlikte sanığın ders verdiği sınıfa gittikleri ve burada mağdurenin yaklaşık 5 dakika kalarak ayrıldığı, mağdure okuldan ayrılırken de yine sarılıp yanaklarından öptüğü, öğretmen olan sanığın öğretmen öğrenci ilişkisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak eylemini gerçekleştirdiği iddiasıyla hakkında “Çocuğun Basit Cinsel İstismarı” suçundan cezalandırılması istenmiş ise de koridorda birlikte yürürken sanığın mağdureye yönelik isnat edilen eylemi açısından kamera görüntüleri incelendiğinde sanığın sol elinin mağdurenin bel arka hizasında olduğu ancak temas olup olmadığının net olarak belirlenemediği, söz konusu vedalaşmanın ise sanığın öğretmenlik yaptığı sınıfın önündeki koridorda meydana geldiği, bu esnada sınıfın kapısının açık olduğu yine sanığın bu okulda öğretmen olması sebebiyle koridorlarda kamera olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığı gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın vedalaşma esnasında mağdureyi cinsel amaçla öpmüş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu yine dosyada delil olarak bulunan kamera görüntülerinde sanığın mağdureyi yanaklarından öptüğünün sabit olduğu ancak iddia edildiği gibi boynundan öptüğünün net olarak belirlenemediği, sanığın sadece vedalaşma amaçlı mağdureyi yanaklarından öptüğünü beyan etmesi ve yukarıda belirtilen tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek sanığın mağdureyi cinsel saikle öptüğüne dair savunmaların aksini gösterir mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle sanığın beraatine dair karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Mağdure ile müşteki her ne kadar 09.10.2014 günlü celsede şikayetçi olduklarını bildirmiş iseler de, 20.03.2014 havale tarihli dilekçelerde ve 27.03.2014 günlü celsede şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri ve şikayetten vazgeçmeden rücunun mümkün olmaması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince REDDİNE,

B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2013/498 Esas, 2015/83 Karar sayılı kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.