YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8798
KARAR NO : 2023/57
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Müşteki Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2013 tarihli ve 2012/285 Esas, 2013/14 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddesi uyarınca açılan davayla ilgili mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca sanığın 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına, yedinci fıkrası uyarınca bu aşamada erteleme ve seçenek yaptırımlara ilişkin hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
2. Sanık hakkında denetim süresinde Konya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli ve 2014/339 Esas, 2014/506 Karar sayılı kararı ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 ay 10 gün hapis cezası tayin edilmiş, aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası gereğince seçenek yaptırım olarak günlüğü takdiren ve teşdiden 21 TL den olmak üzere 840 TL adli para cezasına çevrilmesine, dördüncü fıkrası gereğince birer ay arayla 4 eşit taksitte tahsiline karar verilip sanığın deneme süresi içinde yeniden suç işlediği görülmekle gereğinin takdir ve ifası için karar kesinleştiğinde mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmiştir.
3. Konya 16. Asiye Ceza Mahkemesinin anılan kararın kesinleşmesi üzerine Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunmuş ve mahkeme 22.06.2015 tarihli ve 2015/3 Esas, 2015/250 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar vermiş, 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca sanık hakkında 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince seçenek yaptırım olarak günlüğü takdiren ve teşdiden 20 TL den olmak üzere 3.740,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, dördüncü fıkrası gereğince birbirini takip eden aylık taksitler halinde ve 10 eşit taksitte ödemesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık MüdafiininTemyiz Sebepleri;
1. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Taraflar arasında gönül ilişkisi olduğu, sanığın mağdureyi zorla kaçırmadığı, rızasının olduğu, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğu, kuşkudan sanığın yararlanacağı, maddi kesin bir delilin bulunmadığına,
3. Vesaire,
İlişkindir.
B. Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri;
1. Davanın Bakanlığa ihbar edilmesi gerektiği, katılma hususunda karar verilmesi gerektiği, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mağdure kollukta vekili huzurunda alınan beyanında özetle sanık ile 2 yıldır aralarında duygusal ilişkileri olduğunu, kullandığı cep telefonu ve SIM (subscriber identity module) kartını sanığın aldığını, konuşup mesajlaştıklarını, sanığın eşinin 2 aydır evde olmadığını ve eve gelince kaçıp evlenmeye karar verdiklerini, 01.10.2012 günü gitmeye karar verdiklerini ancak komşuları Ümit’in evinde olduğundan onun annesine haber verdiğini ve gelip kendisini götürdüğünü, 03.10.2012 günü sanığa mesaj atarak bugün saat 19.00 gibi gidelim dediğini, akşam evden çıktığını ve evin arkasında sanığın aracını gördüğünü, araca gidip bindiğini, …’ın araçta olduğunu ve binince aşkım hadi gidelim dediğini, …’ın araçtan indiğini, kaçacaklarından bilgisi olduğunu düşünmediğini, İzmir’e sanığın bir arkadaşının evine gittiklerini, rızası ile sanıkla cinsel ilişkiye girdiğini, yaklaşık 2 aydır cinsel ilişkilerinin olduğunu, olanların hepsinde rızasının olduğunu, bu olayla ilgili kimseden şikayetçi olmadığını beyan etmiş ancak Cumhuriyet Savcılığında ve mahkemede alınan beyanlarında ifadesini değiştirmiş ve kolluk ifadesinin doğru olmadığını, sanığın kendisini zorla kaçırıp birden fazla kez cinsel ilişkide bulunduğunu beyanla sanıktan şikayetçi olmuş, mahkemece sanığın mağdure ile rızasıyla değişik tarihlerde birden fazla cinsel ilişkiye girdikleri yönündeki savunması, bu savunmasının tanık beyanlarıyla da doğrulanması, sanığın mağdure ile zorla cinsel ilişkiye girdiğine ilişkin dosyada delil bulunmaması, sanık ile mağdurenin 03.10.2012 tarihinden 09.10.2012 tarihine kadar birlikte dolaşmış olmalarına göre; sanık ile mağdure … arasındaki cinsel ilişkinin rızaya dayalı olduğunun anlaşıldığı, 15 yaşından büyük 18 yaşından küçük mağdure sanıktan şikayetçi olduğundan, “reşit olmayanla rızaen zincirleme cinsel ilişkiye girmek” suçunu işlediği sonucuna varılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan … Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
2. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Her ne kadar sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dava açılmış ise de on beş – on sekiz yaş gurubunda bulunan mağdurenin aşamalardaki çelişkili ve kollukta sanık ile rızası ile kaçıp cinsel ilişkiye girdiğine, kimseden şikayetçi olmadığına dair beyanı, sanığın aşamalarda mağdure ile rızası ile değişik zamanlarda birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiğini kabul etmesi, doktor raporları, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriğine göre sanık ile mağdurenin rıza ile kaçıp cinsel ilişkiye girdikleri sabit olup yerel mahkemenin kabulünde de yer aldığı gibi eylemlerin 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu, ancak reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun 5237 sayılı
Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenip soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olması ve olay tarihinde on altı yaşı içerisinde bulunan mağdurenin soruşturma evresinde vekil eşliğinde alınan 08.10.2012 tarihli kolluk beyanında kimseden şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında sanığa vaki şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulduktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde yer alan (1) paragrafında açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince REDDİNE,
B. Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde yer alan (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2015 tarihli ve 2015/3 Esas, 2015/250 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.