Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/11113 E. 2023/133 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11113
KARAR NO : 2023/133
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık ve suça sürüklenen çocuk haklarında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Siverek 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarih ve 2019/109 Esas, 2019/39 Karar sayılı kararı ile
suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 12 yıl hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Siverek 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarih ve 2020/48 Esas, 2020/80 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan Bakanlık vekili, katılan mağdur vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 27.12.2019 tarih kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

4. Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafileri ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 10.02.2021 tarih kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Gaziantep Bölge Adliyesi Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 27.12.2019 tarih ve 2019/2880 Esas, 2019/1623 Karar sayılı kararının, suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdur vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/23063 Esas, 2021/9763 Karar sayılı kararı ile ”Mağdurun aşamalardaki ifadeleri, düzenlenen cinsel muayene raporunda anal yoldan organ sokmaya ilişkin tıbbi bulguya rastlanılmayıp, konunun adli tahkikatla aydınlatılması gerektiğinin belirtilmesi, savunma, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuğun değişik tarihlerde dokuz yaşında olan mağdurun makatına cinsel organını sürtme şeklinde sübuta eren eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 103/1-c.1, 103/1-c.3, 43. maddelerinde düzenlenen on iki yaşından küçük mağdura karşı zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

6. Gaziantep Bölge Adliyesi Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 10.02.2021 tarih ve 2021/186 Esas, 2021/438 Karar sayılı kararının, sanık ile müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/24489 Esas, 2021/9764 Karar sayılı kararı ile ”Mağdurun aşamalardaki ifadeleri, düzenlenen cinsel muayene raporunda anal yoldan organ sokmaya ilişkin tıbbi bulguya rastlanılmayıp, konunun adli tahkikatla aydınlatılması gerektiğinin belirtilmesi, savunma, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuğun değişik tarihlerde dokuz yaşında olan mağdurun makatına cinsel organını sürtme
şeklinde sübuta eren eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 103/1-c.1, 103/1-c.3, 43. maddelerinde düzenlenen on iki yaşından küçük mağdura karşı zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu
oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması ve 2017/2018 öğretim yılında ilköğretim 3. sınıf öğrencisi olan mağdurun,

soruşturma evresinde verdiği ifadesinde sanığın en son 2019 yılı Ocak – Şubat aylarında cinsel istismar eylemini gerçekleştiğini belirtmesine karşılık kovuşturma evresinde suçun işlendiği dönemde ilköğretim 3 veya 4. sınıf öğrencisi olduğunu bilmesi ve ilk istinaf incelemesinde kararın bozulmasının ardından gerçekleştirilen ikinci yargılamada ise tamamen farklı olarak adli makamlara intikalden yaklaşık üç ay sonraki döneme denk gelecek şekilde ilk öğretim okulu 4. sınıfın sonlarında cinsel istismar eyleminin gerçekleştiğini belirtmesi karşısında, ilk derece mahkemesince aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurun son cinsel istismar eyleminin sanığın on sekiz yaşını doldurduğu 12.01.2018 tarihinden sonra gerçekleşip gerçekleşmediği hususuyla ilgili tekrar dinlenmesi gerektiği” nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

7. Siverek 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2022 tarih ve 2022/28 Esas, 2022/58 Karar sayılı kararı ile;
a) Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile üçüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,

b) Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilerek dava dosyası 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık ve Suça Sürüklenen Çocuk Müdafilerinin Temyiz Sebepleri
Mağdurun Çocuk İzlem Merkezinde ifadesi alınırken birçok beyanının zapta geçirilmediği ve adlî görüşmeci tarafından kapalı uçlu sorular yöneltilmek suretiyle yönlendirildiği, Ocak ayında etrafı açık olan balkonda uyuması ve ağlamasına rağmen evin içerisinde bulunan insanlar ile komşuların duymadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanık ve suça sürüklenen çocuğun cinsel istismar eyleminde bulunduğunu iddia ettiği tarihler hususunda aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu, bozma öncesi tüm aşamalarda ilk istismar eyleminin sanık … tarafından gerçekleştirildiğini beyan etmesine rağmen bozma sonrası yapılan yargılama esnasında kendisine ilk istismar eyleminde bulunan kişinin suça sürüklenen çocuk … olduğunu belirttiği, mağdur ile tanık İbrahim ve müşteki Aynur’un gerek kendi içerisinde gerekse birbiriyle istismar eylemlerinin öğrenilmesine yönelik çelişki içeren beyanları olduğu, taraflar arasında husumet bulunduğu, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, sanık ve suça sürüklenen çocuğun çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetlerine yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ilişkindir.

2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri
Tüm dosya içeriği nazara alındığında sanık ve suça sürüklenen çocuğun istismar eylemlerini vücuda
organ sokmak suretiyle gerçekleştirdikleri, bu sebeple çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan en üst sınırdan cezalandırılmaları ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdurun aşamalardaki ifadeleri, düzenlenen cinsel muayene raporunda anal yoldan organ sokmaya ilişkin tıbbi bulguya rastlanılmayıp, konunun adlî tahkikatla aydınlatılması gerektiğinin belirtilmesi, savunma, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanık … ve suça sürüklenen çocuk …’un değişik tarihlerde dokuz yaşında olan mağdur …’ın makatına cinsel organını sürtme şeklinde sübuta eren eylemlerinin on iki yaşından küçük mağdura karşı zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

2. Suça sürüklenen çocuk …’un en son 2019 yılbaşında mağdurun makatına cinsel organını sürtme şeklinde eylemde bulunduğu sabit olup, sanık …’ın eylemleri yönünden ise mağdurun net bir tarih veremediği, mağdurun soruşturma aşamasında 4. sınıfta olduğunu beyan etmesine rağmen kovuşturma aşamasında 3. veya 4. sınıfta olduğunu beyan ettiği, istinaf bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılamada mağdurun sanığın kendisine ilk dokunduğu zaman 4. sınıfa gittiğini, 1 hafta sonra da mezun olduğunu, 4. sınıfın sonları olduğunu, net olarak hatırladığını belirttiği, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılamada ise mağdurun “Dördüncü sınıfın sonunda en son yılbaşı gecesi olduğunu, okulun tatil olmasına 1 hafta falan kaldığını” beyan ettiği, mağdurun 05.01.2010 doğumlu olduğu gözetildiğinde 4. sınıfın sonu olarak belirttiği tarihin 2019 yılının Haziran ayı olduğunun tespit edildiği, ancak şikayet tarihinin 31.03.2019 tarihi olduğu hususu, şikayet ettikten sonra cinsel istismara uğramadığı yönündeki beyanı ve pedegog eşliğinde alınan son celse beyanında “3. sınıfın ikinci dönemiydi yaz tatili olmuştu” şeklindeki beyanı ve mağdurun anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce sanık …’ın mağdura yönelik ilk eylemini 2018 yılı Haziran ayında mağdur 3. sınıftayken gerçekleştirdiği kanaatine varılmış olmakla, sanık …’ın 12.01.2018 tarihinde on sekiz yaşını doldurduğu, dolayasıyla tespit edilen ilk eylem tarihi itibariyle dahi sanığın on sekiz yaşını doldurduğu, bu durumda da sanık …’ın ilk ve son cinsel istismar eylemini her halükarda on sekiz yaşını doldurduğu 12.01.2018 tarihinden sonra gerçekleştirdiği belirlenmiştir.

3. Somut olayda, mağdur ile sanık ve suça sürüklenen çocuk arasında husumet olmadığı, yine mağdurun ailesi ile suça sürüklenen çocuk ve sanığın ailesi arasında da husumetin olmadığı, sanık, suça sürüklenen çocuk ve mağdurun akraba oldukları, mağdurun on iki yaşından küçük olmasına rağmen olan olayları net bir şekilde mahkememe heyetine anlattığı, on iki yaşından küçük bir mağdurun sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında yalan beyanda bulunması için herhangi bir nedenin de olmadığı, katılan ve tanığın da aşamalarda verdikleri beyanların samimi olduğu kanaatine varılarak, sanığın ve suça sürüklenen çocuğun suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir.

4. Sanık … ve suça sürüklenen çocuk …’un mağduru tehdit ederek ve baskı altında tutarak, mağdurun makatına cinsel organlarını sürtmek suretiyle mağdura yönelik cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirdikleri anlaşılmakla, sanığın ve suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasına karar verilmiş olup, sanığın ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerini cebir ve tehdit kullanarak işlediği mağdurun beyanı içeriğinden anlaşılmakla sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkındaki cezalarının yarı oranında artırılmasına karar verilmiş, ayrıca sanığın ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerini zincirleme şekilde işledikleri sabit olmakla cezalarında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren 1/4 oranında arttırım yapılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık ve Suça Sürüklenen Çocuk Müdafilerinin Temyiz İstemi Yönünden
Olayın intikal şekli, katılan mağdurun aşamalardaki beyanları, tanık anlatımları, sanık ve suça sürüklenen çocuk savunmaları ile ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alınarak sanık ile suça sürüklenen çocuk müdafilerinin sübuta yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Dosya kapsamı ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak sanık ve suça sürüklenen çocuk haklarında en üst hadden ceza verilmesi gerektiğine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir. Ayrıca 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

C. Diğer Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Siverek 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2022 tarih ve 2022/28 Esas, 2022/58 Karar sayılı kararında sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafileri ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Siverek 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza
Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.01.2023 tarihinde karar verildi.