Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/11721 E. 2023/100 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11721
KARAR NO : 2023/100
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

BOZMA ÜZERİNE
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Müşteki Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrasına göre itiraz yoluna tabi olduğu anlaşılmıştır.

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden katılan
mağdure vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2014 tarihli ve 2012/27 Esas, 2014/116 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun), 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkralarıyla 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, aynı sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2014 tarihli ve 2012/27 Esas, 2014/116 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 23.03.2021 tarihli ve 2016/11602 Esas, 2021/2283 Karar sayılı kararı ile “Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanık ve katılan …’nin beyanlarından sanık ile mağdure ve ailesi arasında tanışıklığın bulunmadığı, ailecek görüşmedikleri, sanık ile ailesinin katılanlar tarafından mahallede hurdacılık işi yapan bir aile şeklinde yüzeysel olarak bilindiği, sanığın suç tarihi itibarıyla on sekiz yaşını yeni doldurmuş olduğu, savunma ve sosyal ekonomik durum araştırmasına göre de okuma yazması ile herhangi bir eğitiminin bulunmadığı, soruşturma evresinde ikrar içeren savunması ile sonraki aşamalardaki savunmalarında mağdurenin zihinsel özürlü olduğunu bilmediğini ifade ettiği, mağdure hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 19.04.2013 günlü, 1602 sayılı raporda kendisinde mevcut zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği, ancak yakın çevresinde yaşayanlarca ve kendisini tanıyanlarca anlaşılabileceği yönünde görüş bildirildiği nazara alındığında tüm dosya içeriğine göre sanığın olay öncesi mağdureyi yakınen tanıyıp, ondaki zeka geriliğini bildiği ve eylemini cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle cinsel ilişkiye girme eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 104. maddesinde yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturup, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ise kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2014 tarihli ve 2012/27 Esas, 2014/116 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi reşit olmayanla cinsel ilişki kabul edilerek bu suçtan 5237 sayılı Kanun’un, 104 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası

uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ve cezalandırılmasına ile hak yoksunluklarına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan mağdure vekilinin temyiz istemi, dosyadaki delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğüne ve sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in mağdure … ile tam olarak tarihi belirlenmeyen ancak beyanlar ve dosya kapsamı kayıtlardan 2011 yılı Ağustos – Eylül döneminde cinsel ilişkiye girdiği, sanığın soruşturma aşamasında bu hususu ikrar içeren savunması ve sonraki aşamalardaki savunmalarında mağdurenin zihinsel özürlü olduğunu bilmediğini ifade ettiği, mağdure hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu’nun 19.04.2013 günlü, 1602 sayılı raporunda “kendisinde mevcut zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği, ancak yakın çevresinde yaşayanlarca ve kendisini tanıyanlarca anlaşılabileceği” yönünde görüş bildirildiği, sanık … ile mağdure … ve ailesi arasında olay öncesinde tanışıklığın da bulunmadığı, ailecek görüşmedikleri, sanık ve ailesinin katılanlar tarafından mahallede hurdacılık işi yapan bir aile şeklinde yüzeysel olarak bilindiği, sanığın suç tarihi itibarıyla on sekiz yaşını yeni doldurmuş olduğu, savunma ve sosyal ekonomik durum araştırmasına göre de okuma yazması ile herhangi bir eğitiminin bulunmadığı nazara alındığında, tüm dosya içeriğine göre sanığın olay öncesi mağdureyi yakınen tanıyıp ondaki zeka geriliğini bildiği ve eylemini cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanığın mevcut haliyle cinsel ilişkiye girme şeklindeki fiillerinin 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi de gözetilerek aynı Kanun’un 104 üncü maddesinde yer alan “reşit olmayanla cinsel ilişki” suçunu oluşturduğu Mahkemesince bozma ilamı da dikkate alınarak, sabit görülmüştür.

2. Sanık hakkında mağdureye karşı cinsel amaçla çocuğa karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile cezalandırılması istemli kamu davası açılmış ise de sanığın rızaen gerçekleştiği anlaşılan cinsel birliktelik sürecinde reşit olmayanla cinsel ilişkiye yönelik cinsel suç sınırlarını aşan eyleminin tespit edilmediği buna göre atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Müşteki Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde
bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık Hakkında Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrasına göre itirazı kabil nitelikte olup, esasen mahallinde itiraz merciince karar verildiği anlaşıldığından söz konusu karara yönelik katılan mağdure vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir..

C. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde mahkemece kabul ve takdir kılınmış beraat hükmü tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre usul ve kanuna uygun bulunduğundan katılan mağdure vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
A. Müşteki Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) harfli alt başlıkta açıklanan nedenle müşteki Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Hakkında Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) harfli alt başlıkta açıklanan nedenle katılan mağdure vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 inci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

C. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (C) harfli alt başlıkta açıklanan nedenlerle Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2022 tarihli ve 2021/52 Esas, 2022/22 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.01.2023 tarihinde karar verildi.