YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11743
KARAR NO : 2023/1956
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarı ve süresine göre 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi gereğince reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan iddianameyle sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dava açılmıştır.
2. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2014 tarihli ve 2013/158 Esas, 2014/284 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.11.2017 tarihli ve 2015/19891 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz İstemi
Verilen kararın hukuka ve yasalara aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın aşamalardaki savunmalarının istikrarlı olduğuna, sanığın cezalandırılmasını gerektirir delil olmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde katılan mağdurenin on beş yaşını doldurmadığı, yaz tatilinde annesine yardım için işyerine gittiğinde sanık ile tanıştıkları, zaman zaman sanığın mağdurenin evine gelip gitmeye başladığı, sanığın mağdureye arkadaşlık teklif ettiği, onunla evlenmek istediğini söylediği, mağdurenin sanığa yaşının küçük olduğunu bildirdiği, olay tarihlerinde bir gün sanığın katılanı kokteyle götüreceğini söyleyerek annesinden izin alarak götürdüğü, Şirinyer civarında bir eve gittikleri, burada sanığın mağdurenin alt giysilerini çıkararak cinsel organını mağdurenin poposuna sürttüğü, sanığın mağdureye “Merak etme kızlığını bozmayacağım” diye söylediği, bu olaydan sonraki süreçte bir iki hafta arayla sanığın mağdureyi kendi evine iki kez daha götürdüğü, aynı şekilde alt giysilerini çıkararak kendi cinsel organını poposuna sürttüğü, sanık ile mağdure arasındaki ilişkiyi annesinin fark ettiği, tarafların görüşmesini istemedikleri, daha sonraki günlerde sanığın mağdureyle görüşmek istemesi üzerine sanık hakkında şikayetçi oldukları, alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu raporlarına göre olaylar nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık hakkında on beş yaşından küçük çocuğa organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; mağdurenin duruşmada alınan ifadesinde organ sokmadan bahsetmediği, soruşturma aşamasında alınan ve organ sokma yönünde kısmen çelişkili ifadesinde sanığın anüsüne penisini soktuğunu iddia ettiği, alınan Adli Tıp raporlarına göre, livata bulgusunun bulunmadığı, mağdurenin sanığın kayganlaştırıcı bir sıvı kullandığını iddia etmediği, fiziki gelişimi dikkate alındığında organ sokmak durumunda bir bulgu elde edilmesi gerektiği, belirlenen bu duruma göre sanığın mağdureye anüs yoluyla organ soktuğunun sabit olmadığı, eylemin sürtünme şeklinde gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, mağdurenin soruşturma aşamasında alınan ifadesinin mahkemece organ sokma dışında samimi görüldüğü, ruh sağlığının bozulmuş olması karşısında ifadesine itibar edilmesi gerektiği, ruh sağlığına ilişkin raporların iddiasını kısmen doğruladığı, iffetini ortaya koyarak sanık hakkında şikayetçi olması karşısında beyanına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılıp, sanığın savunması inandırıcı görülmeyerek mahkemece sanığın cezalandırılmasına karar verilerek hukuki süreç başlığı altındaki uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, tüm dosya kapsamı, katılan ve katılan mağdurenin beyanları, raporlar göz önüne alındığında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2014 tarihli ve 2013/158 Esas, 2014/284 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.