Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/12134 E. 2023/3348 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12134
KARAR NO : 2023/3348
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/26 E., 2022/46 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2013 tarihli ve 2013/158 Esas, 2013/224 Karar sayılı kararı
ile sanığın çocuğun nitelikli cinsle istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri

uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f)bendi ile beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2013 tarihli ve 2013/158 Esas, 2013/224 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan mağdure vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 12.11.2020 tarihli ve 2016/5245 Esas, 2020/4929 Karar sayılı kararı ile olayda 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra hükme varılması gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesine muhalefet edilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2021/26 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksul kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.09.2022 tarihli ve 9-2022/103438 sayılı ret ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafii Temyiz İsteminde Özetle
Sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Yargıtay bozması öncesi, sanığın olay tarihinde yaşının küçük olması sebebiyle SİR raporu düzenlendiğini, suç algısına ilişkin tespitlerde “…küçük yaşta biriyle ilişkiye girmenin suç olduğunu bilmediğini, bilseydi böyle bir şey yapmayacağını, olanlardan dolayı pişman olduğunu..” belirttiği ve ve raporu düzenleyen uzman tarafından yapılan değerlendirmede ise “…cinsel istismar suçu işlediği dönemde ergenlik döneminde olduğu, yaptığı şeyin suç olup olmadığı konusunda çok fazla irdeleme yetisine sahip olmadığı, neden – sonuç ilişkisinde sadece sonuca odaklandığı ve işlediği suçun sonuçlarını düşünmeden, yaptığı şeyin suç olup olmadığını bilmeden hareket ettiği anlaşılmıştır.” şeklinde değerlendirmede bulunulduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekili Temyiz İsteminde Özetle
Somut olayda alt sınırdan hüküm kurulduğunu, suçun mağdur üzerindeki kalıcı etkileri ve failinin kastının yoğunluğu dikkate alınarak üst hadden cezalandırılması gerektiğini, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğini, kararın bozulmasını talep etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince;” Sanık … *** ile mağdurenin arkadaş oldukları, bu arkadaşlıklarının ilerleyen safhalarında 2011 yılının aralık ayından itibaren Keşan ilçesinde bulunan boş bir evde sanıkla mağdurenin cinsel ilişkiye girdikleri, daha sonra bu cinsel ilişkinin zaman zaman aynı mekanda ve değişik yerlerde devam ettiği, sanığın cep telefonu ile mağdureyle cinsel ilişkiye girdiğini gösteren birtakım görüntüleri de kaydettiği, dosya içerisinde bulunan ve CD’ye aktarılan görüntülerin yaptırılan çözümünden sanığın mağdureye karşı herhangi bir cebir , tehdit veya hile kullanmadan mağdureyle cinsel ilişkiye girdiği, cinsel ilişki tarihinde mağdurenin 15 yaşından küçük olduğu, buna göre sanığın zincirleme olarak organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçunu işlediği, yine yaşı küçük mağdureyi cinsel amaçlı olarak cebir , tehdit veya hile olmadan zincirleme olarak mağdureyi cinsel ilişkiye girdiği yerlere götürerek hürriyetinden yoksun bıraktığı yönünde mahkememizde vicdani kanaat oluşmuştur.
Her ne kadar sanık aşamalarda mağdurenin 15 yaşından büyük gösterdiği ve 17 yaşında olduğunu bildiği yönünde savunmada bulunarak hata hükümlerinin uygulanmasını talep etmiş ise de, sanık ile mağdurenin 2011 yılının mayıs ayında tanıştıkları ve ilk cinsel ilişkiye girme tarihlerinin aralık 2011 olarak doğrulandığı, mağdure ile sanığın ilişkiye girmeden önce 6 – 7 aylık bir gönül ilişkilerinin olduğu, dolayısıyla sanığın bu süre zarfında yaşının küçük olduğunu öğrenmemesinin mümkün olmadığı, keza mağdurenin o tarihte 7. Sınıf öğrencisi olması sebebiyle yaşının küçük olduğunun sabit olduğu gibi mağdurenin de beyanında 1998 doğumlu olduğunu kendisine söylediği, kaldı ki mağdurenin suç tarihi ve yakın dönemi kapsayan fotoğraf ve görüntü kayıtları itibariyle yapılan gözlemde de bu dönemde 13-14 yaşlarında olabileceği mahkememiz tarafından değerlendirilmiş olup, mağdurenin yaşından büyük göstermediği de anlaşılmakla, bu yönden de sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu görülmekle, savunmasına itibar edilmemiştir.
Mahkememizin bu kabulüne göre; Suç tarihinin 2011 Aralık ve daha sonrası olduğu, atılı suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan 6545 sayılı yasa öncesi TCK’nun ilgili maddeleri uygulandığı takdirde, sanık hakkında TCK’nun 103/2 maddesi gereği suçun işleniş biçimi ve özellikleri dikkate alındığında alt sınırdan 8 yıl hapis cezası verilebileceği, cinsel istismarın birden fazla olması sebebiyle bu cezası TCK’nun 43. Maddesi gereği 1/4 oranında arttırıldığında 10 yıl hapis cezasına mahkum edileceği, TCK’nun 62 maddesi gereği cezasında 1/6 oranında indirim yapıldığında ise 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılacağı, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise yasada herhangi bir değişiklik olmadığından TCK’nun 109/1, 109/3-f, 109/5 ve 43, 62 maddelerinin uygulanmasının gerekeceği;
Sanığın sübut bulan üzerine atılı suç yönünden 6545 sayılı yasa ile yasal değişiklik sonrası ( 6763 sayılı yasal değişiklik öncesi ) TCK’nun hükümlerinin uygulandığı takdirde suçun işleniş biçimi ve özellikleri dikkate alındığında alt sınırdan TCK’nun 103/2 maddesi gereği 16 yıl hapis cezasının verilmesinin gerekeceği, TCK’nun 43 maddesi 1/4 oranında uygulandığında 20 yıl hapis cezasına hükmedileceği, TCK’nun 62 maddesi uygulandığında ise 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılacağı, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise yasada herhangi bir değişiklik olmadığından TCK’nun 109/1, 109/3-f, 109/5 ve 43, 62 maddelerinin uygulanmasının gerekeceği;
Sanık hakkında 6545 sayılı ve 6763 sayılı yasal değişiklik sonrası 5237 sayılı TCK’nun hükümlerinin uygulandığı takdirde ise, TCK’nun 103/2 maddesi gereği 16 yıl hapis cezasıyla cezalandırılacağı, TCK’nun 43/1 maddesi uygulandığında bu cezanın 20 yıl hapis cezasına çıkartılacağı, TCK’nun 62 maddesi uygulandığı takdirde ise 16 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılacağı, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise yasada herhangi bir değişiklik olmadığından TCK’nun 109/1, 109/3-f, 109/5 ve 43, 62 maddelerinin uygulanmasının gerekeceği;
Bu itibarla; sanık hakkında suç tarihi itibariyle yürürlükte olan 6545 sayılı yasa öncesi TCK’nu hükümlerinin uygulanmasının sanık lehine olduğu anlaşılmakla; bu itibarla, 5237 sayılı TCK’nun 2 ve 7 maddelerindeki kanunilik ve sanık lehine olan hükmün uygulanması hükümleri göz önüne alınarak” şeklindeki gerekçe ile hükümler kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2021/26 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.05.2023 tarihinde karar verildi.