Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/12431 E. 2023/846 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12431
KARAR NO : 2023/846
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Zile Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2020 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında mağdur …’a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı

Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Zile Ağır Ceza Mahkemesinin,03.07.2020 tarihli ve 2020/50 Esas, 2020/80 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdur …’a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.12.2020 tarihli ve 2020/1507 Esas, 2020/2141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiileri, katılanlar vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

4. Samsun Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii, katılanlar vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2021/1441 Esas, 2021/4310 Karar sayılı kararı ile sanığın suç tarihi itibarıyla herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa bu nedenle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususlarında rapor aldırılması gerektiğinden bahisle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Zile Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2021/159 Esas, 2022/104 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; sanık hakkında en üst sınırdan ceza verilmesi ve takdiri indirim yapılmaması gerektiğine, bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığına, mağdurun anal muayenesinde bulgu tespit edilmediğine, olay anında evin kalabalık olmasından dolayı cinsel eylemin gerçekleşmesinin mümkün olmadığına, tanık beyanlarının sanık savunmasıyla örtüştüğüne, mağdurun annesinin komplosu neticesinde mağdurun iç çamaşırında sanığın sperminin tespit edildiğine, mağdurun annesinin sanığa duyduğu husumet neticesinde iftira attığına, sanığın akıl sağlığı yerinde olmadığından cezai sorumluluğunun bulunmadığına, eylemin olsa olsa sarkıntılık aşamasında kaldığının kabulü gerektiğine, sanığın birden fazla kez mağduru istismar ettiğine dair delil olmadığına ilişkindir.

3. Katılanlar vekilinin temyiz istemi; sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması gerektiğine, aksi halde teşebbüs hükümlerinin tartışılması gerektiğini, alt sınırdan uzaklaşılarak ve takdiri indirim uygulanmayarak hüküm kurulması gerektiğine ve sanık hakkında her eyleminden dolayı ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; mağdur ve katılan beyanları, tanık anlatımları, sanık savunmaları, kolluk tutanakları, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi Başkanlığı’nın 18.02.2020 tarihli raporu, mağdur hakkında Zile Devlet Hastanesi ve Turhal Devlet Hastanesinden aldırılan adli raporlar, Tokat … Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının mağdur hakkındaki 06.02.2020 tarihli raporu, Tokat Dr. … ve Hastalıkları Hastanesinin mağdur hakkındaki 24.02.2020 tarihli raporu, Ankara Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinin 18.03.2020 tarihli mağdur ve sanığa ait kıyafetler üzerinde DNA ve sperm incelemesine dair raporu, sanık hakkında Tokat Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 22.06.2020 tarihli 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrasından faydalanamayacağına dair rapor, Adli Emanette kayıtlı materyaller ve bunlara ilişkin Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 15.03.2020 tarihli imaj alma ve inceleme raporu, sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları, sosyal araştırma raporu ile tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirilmiştir.

2. Mağdur …’ın 23.07.2012 doğumlu olup son olay tarihi olan 24.01.2020’de yedi yaş altı aylık olduğu, sanık …’in ise 01.01.1997 doğumlu olup yirmi üç yaşında olduğu, mağdurun sanığın halasının torunu olduğu, 24.01.2020 tarihinde saat 15.00’te mağdurun annesi katılan …’in eşinin dayısı olan sanığın babası Nurettin’in evine akrabaları ve çocukları ile oturmaya gittikleri, evin içinde katılan …, mağdur …, mağdurun kardeşi Nehir, sanık …, sanığın kardeşi …’ün bulunduğu, mağdur …’ın sık sık sanığın evine giderek evde sanık ile birlikte bilgisayar oyunu oynadığı, mağdurun olay günü yine bilgisayarda oyun oynamak için sanık …’in odasına girdiği, sanığın mağduru yatak odasına götürerek orada mağdurun pantolonunu sıyırdığı, yatağa yüzüstü yatırıp mağdurun cinsel bölgelerine dokunduğu, kendi cinsel organını çıkarıp mağdurun anal bölgesine dokundurduğu, sanığın ejakülasyon neticesinde sperm dışkıladığı, bu fiilleri icra etmek için annesinin yanına dönmek isteyen mağduru engellediği, mağdurun korktuğu için annesine seslenemediği, katılan …’in oğlunu kontrol etmek için sanığın odasına baktığı ancak orada göremediği, daha sonra evin yatak odasından önce mağdurun daha sonra sanığın çıktığı, mağdurun bu sırada belinin açık olduğu, daha sonra mağdur ve ailesinin evden ayrıldıkları, evlerinde gittiklerinde mağdurun annesine annesinin sorması üzerine olanları anlattığı, sanığın mağdura yönelik altı yaşındayken başlayan yedi yaş altı aylık olana kadar devam eden bir çok kez bu tarzda mağdura mağdurun yanında mastürbasyon yapma ve aynı son olay tarihinde yaşandığı gibi mağdurun elbiselerini çıkartarak mağdurun cinsel bölgelerine kendi cinsel bölgelerini temas ettirme şeklindeki eylemlerde bulunduğu kanaatine varılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebeplerine Yönelik
1. Suçun Sübutuna Yönelik
Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurun aşamalardaki istikrarlı ve ayrıntılı beyanları, mağdurun annesinin olay sonrasında mağdurun ruhsal ve fiziki durumuna yönelik beyanları, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunması ile yakın akrabası olan tanıkların sanığı korumaya yönelik beyanları, sanığın mağdurun annesi ile arasında husumet olduğunu iddia etmesine rağmen bunu somut delillerle ispatlayamaması, mağdurun olay günü üzerinde bulunan iç çamaşırı üzerinde sanığın sperminin tespit edilmesi ve bu tespittten sonra sanığın iç çamaşırının evden haberi olmaksızın alındığına ve mağdurun iç çamaşırına bulaştırıldığını iddia etmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Suçun Vasıflandırmasına Yönelik
Sanığın mağdurun kıyafetlerini çıkarıp cinsel organını anal bölgesine dokundurması şeklindeki eyleminin kısa süreli, ani, kesintili olmaması nedeniyle sarkıntılık düzeyini aştığı kabul edilerek, çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulmasına hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Sanığın Cezai Sorumluluğuna Yönelik
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada sanık ve müdafilerinin savcı tarafından esas hakkında mütalaa sunulmasından sonra sanığın akıl sağlığının yerinde olmadığını iddia etmeleri, sanığın akıl sağlığa yönelik mahkemece yapılan gözlem, Tokat Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 22.06.2020 tarihli doktor raporu içeriği, bozmadan sonra Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 17.11.2021 tarihli rapor ile 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 13.04.2022 tarihli rapor içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu kabul edilerek hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Zincirleme Suç Hükümlerine Yönelik
Mağdurun, sanığın birden fazla kez cinsel istismar eylemine maruz kaldığına yönelik aşamalardaki istikrarlı ve ayrıntılı beyanları nazara alındığında, sanığın aralarında bulunan akrabalık dolayısıyla sık sık evine gelen mağdura yönelik mağdur 6 yaşındayken başlayan 7 yaş 6 aylık olana kadar devam eden eylemleri yönünden 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebeplerine Yönelik
1. Teşdit Uygulanması Gerektiğine Yönelik
Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin

güttüğü amaç ve saik göz önüne alınarak temel cezanın “10 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik
Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

3. Takdiri İndirim Hükümlerinin Uygulanmaması Gerektiğine Yönelik
Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın yargılama sürecindeki davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebeplerine Yönelik
1. Suçun Sübutuna Yönelik
Mağdurun aşamalardaki beyanları, savunma, 24.01.2020 ve 25.01.2020 tarihli anal muayene raporlarında vücuda organ veya sair cisim sokulduğuna dair tıbbi delillerin bulunmadığı yönünde bilgi verilmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince sanığın mağdura yönelik istismar eylemlerini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle mağdurun kıyafetlerini çıkarıp mağdurun anal bölgesine cinsel organını dokundurma şeklinde sübuta eren eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Zincirleme Suç Hükümlerine Yönelik
Sanığın mağdura yönelik cinsel istismar eylemini herhangi bir hukuki veya fiili kesinti olmaksızın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik tarihlerde birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşıldığından, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında hukuk aykırılık bulunmamıştır.

3. Teşdit Uygulanması Gerektiğine Yönelik
Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, TCK 61. m. si uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik göz önüne alınarak temel cezanın “10 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Takdiri İndirim Hükümlerinin Uygulanmaması Gerektiğine Yönelik
Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın yargılama sürecindeki davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Zile Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2021/159 Esas, 2022/104 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Zile Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2023 tarihinde karar verildi.