YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12533
KARAR NO : 2023/3093
KARAR TARİHİ : 15.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1011 E., 2022/1684 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8.Ceza Dairesince bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde, 25.05.2022 tarih ve 2022/1011 Esas, 2022/1684 Karar sayılı karar ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurenin beyanları çelişkili denerek beraat kararı verilmiş ise de, yaşının küçük olması nedeni ile olayları hatırlamamış olabileceği, aksine buna rağmen beyanlarının ayrıntılı olduğu, beraat kararının hukuka aykırı olduğu, üst sınırdan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi uygulanmadan ceza verilmesi ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Beraat kararının onanmasına, ancak vekalet ücreti yönünden, hem ilk derece yargılama aşaması, hem de Bölge Adliye Mahkemesi yargılaması olmak üzere iki defa vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesince, “sanık savunması, müşteki ve tanık anlatımları, adli raporlar, tutanaklar ile diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinde; olayın mağduru … ****’ın bozma sonrası mahkememizde alınan beyanında sanığa iftira attığını ifade etmesi karşısında, suç tarihi itibarıyla on beş yaşından küçük mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, iddiaları desteklemeyen doktor raporu, olayın intikal şekli ve zamanı, tanık anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair sübuta yönelik delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ceza hukuku genel ilkesi gereğince sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması karşısında sanığın müsnet suçtan beraatine” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücreti Talebi Yönünden
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
C. Sanık Müdafiinin Vekalet Ücreti Talebi Yönünden
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince yargılama sırasında kendisini vekaletnameli müdafi ile temsil ettirip beraatine karar verilen sanık lehine vekalet ücretine hükmedileceği, sanığın ilk derece yargılaması sırasında Baro tarafından atanan müdafi tarafından temsil edildiği, vekaletnameli müdafiin Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararından sonra yargılamaya dahil olduğu anlaşıldığından, beraat eden sanık lehine ilk derece yargılaması yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 25.05.2022 tarih ve 2022/1011 Esas , 2022/1684 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2023 tarihinde karar verildi.