Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/12871 E. 2023/563 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12871
KARAR NO : 2023/563
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2021 tarihli ve 2020/244 Esas, 2021/429 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

a) Katılan mağdura karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 43, 62, 53 üncü maddelerinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

b) Katılan mağdura karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43, 62 ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2022/543 Esas, 2022/1106 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.09.2022 tarihli ve 9-2022/108615 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafii temyiz isteminde özetle: Sanığın suç işlemediğini, mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığını, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektiren nedenlerin gerekçeli kararda açıklanmadığını, istinaf dairesinin ilk derece mahkemesi gibi mağdurun aşamalardaki çelişkili beyanlarına itibar ederek hataya düştüğünü, sanık …’ın beyanları, katılan …’in çelişkili beyanları ve mağdur …’un beyanları, dosya içerisinde bulunan Adli Tıp Kurumu raporları bir bütün olarak dikkate alındığında sanığa isnat edilen suçun unsurlarının oluşmadığını, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasının hatalı olduğunu, mahkumiyet kararının bozulmasını, duruşma talebinin kabulünü talep etmiştir.

2. Katılan mağdur vekili temyiz istemine özetle: Sanık hakkında ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın hukuk, usul ve yasaya uygunluk teşkil ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kararın kaldırılarak basit cinsel istismar suçundan verilen kararın vicdani kanaat ile bağdaşmadığını, mağdur tarafından soruşturma aşamasında verilen beyanın hayatın olağan akışı ile uyumlu ve somut olduğunu, sanık tarafından mağdura organ sokmak suretiyle cinsel saldırı eyleminin gerçekleştiğine delil teşkil ettiğini, verilen cezanın alt sınıra yakınlığı ve takdiri indirim nedenlerinin uygulanmış olmasının da hukuka aykırılık teşkil ettiğini beyan etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Sanık …’ın beyanının savcılıkta avukat huzurunda alınması nedeniyle inkar içeren sonraki savunmalarına itibar edilmemiş, mağdurun ayrıntı içeren ifadeleri, mağdura ait bu ifadelerin sanığın ilk beyanları ile de paralel olması, adli muayene raporunun da mağdur beyanlarını destekler mahiyette olması, tanık ifadesi, fotoğraf gönderimi hadisesi hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın birden fazla kez mağdura yönelik mağdurun cinsel organını ellemek suretiyle ve mağduru kendisi ile fiili livata yoluyla ilişkiye sokmak suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı suçunu işlediği mahkemece kabul edilmiş, eylemlerinin bir bütün halinde devamlılık gösteren hareketler olduğu, sarkıntılık boyutunu aştığı, ani eylemler olmadığı, öncesinden belirli bir plana dayanarak yoğun kastla eylemlerini yaptığı anlaşılmakla sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 103/1-1.cümlede belirtilen cinsel istismar suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır.

Her ne kadar sanığın üzerine atılı mağdur …’a yönelik Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı suçundan kamu davası açılmışsa da; mağdurun ayrıntı içeren, samimi, itibar edilebilir beyanlarından ve mağdur hakkında alınan adli rapordan anlaşılacağı üzere sanığın mağdura organ sokmaya çalıştığı ama bunu yapamadığı böylece eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı değerlendirilmiş, sanığın birden fazla kez mağdura yönelik fiili livata yoluyla organ sokmaya çalışmak suretiyle Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarına Teşebbüs suçunu işlediği kabul edilerek hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “…’in olay tarihi öncesinde sanığın fındık bahçesinde çalıştığı, katılan mağdur …’ın da … ile birlikte yardım amaçlı gittiğinde sanık ile tanıştığı, 2019 yılı eylül veya ekim ayında sanığın evinde oturdukları sırada sanığın mağdur …’ın cinsel organına dokunduğu, 2020 yılı mayıs ayında mağdur … ile sanığın evde yalnız kaldıkları esnada, sanığın mağdurdan cinsel organını vücuduna sokmasını istediği, mağdurun da korktuğu için bunu kabul ettiği ve sanık ile fiili livata yoluyla cinsel ilişkiye girdiği, aynı eylemin 21/06/2020 tarihinde de gerçekleştiği, bu eylemler sonrasında sanığın da mağdura fiili livata eyleminde bulunmaya çalıştığı ancak mağdur beyanına göre sanığın organını sokamadığı, bu cinsel ilişkinin 2-3 kez gerçekleştiğinin katılan mağdur ve sanığın ikrar içeren ifadeleri ile Bartın Adli Tıp Şube Müdürlüğünün raporu ve tüm dosya kapsamından sabit olduğu, sanığın katılan …’e 2020 yılı mayıs ayında ve 21.06.2020 tarihinde kendi anal bölgesine 15 yaşından küçük birinin organ sokmasına ikna edip bunu birden fazla kez yaptırdığı, daha sonrasında da kendi organını aynı çocuğun anal bölgesine sokmaya çalıştığı, elinde olmayan nedenlerle eylemini tamamlayamadığı, sanığın kabul gören bu eylemlerinin ilk derece mahkemesince çocuğun basit cinsel istismarı ve çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs olarak ayrı iki suç olarak değerlendirilip cezalandırılmasına karar verildiği, ancak; sanığın katılan mağdur …’a yönelik eylemlerin bir bütün halinde çocuğun basit cinsel istismarı (TCK 103/1-1. cümle) suçunu oluşturduğu, zira sanığın mağdura fiili livatada bulunma girişiminden mağdurun aşılabilir nitelikte olan direnci dışında vazgeçmesi için ortada bir sebep bulunmadığı bu aşamada eyleminden hangi sebeple vazgeçtiği ya da nihayete erdirmediği noktasında

oluşan bir şüphenin bulunduğu ve bu şüphe nedeniyle eylemini kendi ihtiyarıyla tamamlamadığının kabulü gerektiğinden o ana kadar oluşan eylemlerinin değerlendirilmesi gerektiği ve bu eylemlerin de basit cinsel istismar suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığı anlaşılmıştır.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurun beyanı, tanık beyanı, adli raporlar, sanığın ikrar içeren savcılık ve sulh ceza mahkemesindeki beyanları, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi nazara alınarak sanık müdafiinin eksik araştırmaya, ceza verilirken alt sınırdan uzaklaşılmasına, mağdur beyanlarının çelişkili olduğuna, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasına, sübuta ve sair hususlara yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.

B. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Sanığın katılan mağdur …’a yönelik eylemlerin bir bütün halinde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karara karşı temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2. Dosya kapsamı ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak sanık hakkında üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, taktiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

C. Tebliğnamedeki Görüş Yönünden
Her ne kadar tebliğnamede sanığın suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı, fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmasına etkili akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı ile ilgili 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından faydalanıp faydalanamayacağı hususlarının araştırıp, gerekirse sanıkla ilgili Adli Tıp Kurumundan rapor alındıktan sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden bozma talep edildiyse de, sanığın kovuşturma aşamasında suçlamaları kabul etmemesi, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince sanığın akıl hastalığı ve akıl zayıflığı ile ilgili gözlemi olmaması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararın da bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğname görüşüne de iştirak olunmamış hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2022/543 Esas, 2022/1106 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan mağdur vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bartın Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2023 tarihinde karar verildi.