Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13241 E. 2023/130 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13241
KARAR NO : 2023/130
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2021/419 Esas, 2022/161 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, mağdure sayısınca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, aynı maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 30’ar yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 05.07.2022 tarihli ve 2022/1204 Esas, 2022/1339 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Dosyada sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı, biyoloji ihtisas dairesinin raporunda sanığa ait örneğin bulunmadığı, aramada bulunan diğer delillerin de sanığın eşi ile birlikte olurken kullandığı eşyalar olduğu, verilen cezanın orantılı olmadığına ilişkindir.

2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Suçun işlenme şekli ve vehametine göre cezada daha fazla teşdit yapılması gerektiği ve Bakanlık lehine vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk derece Mahkemesince “24.05.2008 doğumlu … ile 05.12.2006 doğumlu …’nın müşteki … ile sanık …’in çocukları olduğu, müşteki …’in kızlarının babasının sanık … olduğunu beyan ettiği, sanığın da kızların babası olduğunu kabul ettiği, dosyada mevcut … raporunda sanığın katılanlar … ve … ile … lokus anellerinin en az birinin uyumlu olması nedeniyle ebeveyn-… ilişkisi olabileceğinin tespit edildiği, somut olayda katılan …’ın ilk olarak dokuz yaşında babasının istismarına maruz kaldığı, sanığın katılanın ön özel bölgesine ve göğüslerine dokunmaya başladığı yine … dokuz yaşındayken mezarlığın üzerinde bulunan iki katlı içerisinde eşyalar olan ancak boş durumda olan eve sanık tarafından götürüldüğü, sanığın katılan …’ı ön özel bölgesine girecek şekilde istismar ettiği, bu birliktelik yaşanırken sanığın krem ve vazelin kullandığı, sanığın bu eylemlerini 3-4 günde bir gerçekleştirmeye devam ettiği, sanığın …’ı sürekli o eve götürdüğü, birliktelik yaşarken krem ve vazelin kullandığı, bir kez de prezervatif kullandığı, katılanın kaçmaya bağırmaya başladığında sanığın katılanın ağzını bağladığı, kollarından tuttuğu, sürekli tehdit ettiği, en son 20.05.2021 tarihinde …’ı yine o eve götürüp tehdit ederek ön özel bölgesinden cinsel ilişki yaşadıkları, katılan …’nın ise ilk olarak altı yaşında babası olan sanığın istismarına maruz kaldığı, sanığın ilk olarak katılan …’nın arka özel bölgesine dokunmaya başladığı, bu dokunmaların sıkma şeklinde olduğu, yine göğüslerini sıktığı, katılan … dokuz yaşındayken katılanın arka özel bölgesinden

içine girecek şekilde istismar ettiği, bu olayın İzmir ilinde iken kendi ikametlerinde gerçekleştiği, sanığın katılanın pantolonunu zorla çıkardığı, kolundan tuttuğu bağırmaması için vurduğu, ilk olaydan sonra devamlı olarak haftada bir istismar olayını gerçekleştirdiği, Kuşadası’na taşındıktan sonra burada da aynı şekilde devam ettiği, katılanı dağ evine götürerek orada da yine arka özel bölgesinden ilişki yaşadıkları, sanığın katılanı kimseye söylememesi için tehdit ettiği anlaşılmıştır. Sanık …’in soruşturma aşamasında alınan savunmasında; bir gün kızı … ile evde yalnız kaldıkları gün kızı ile birlikte yer yatağında aynı yatakta yattıklarını, ancak geceleyin yanında yatan kızı …’ı eşi … olduğunu düşünerek kızı ile birlikte olduğunu sabah uyanınca anımsadığını, ancak o gece birlikte olup olmadığını hatırlamadığını, … ile birlikte Aydın yolu üzerinde bulunan asri mezarlığın üst kısımlarında kendisinin kullandığı motosiklet ile hurda toplamak için gittiklerini, bahçe içerisindeki eve kızı ile girmediğini, bu dam tarzı olan evde anal veya vajinal yoldan kesinlikle ilişkiye girmediğini, kızlarının kendisine iftira attığını üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, 24.05.2021 tarihli yakalama tutanağına göre sanığın polis memurlarına konudan bilgisinin olduğunu, çok pişman olduğunu, … ve … isimli nüfusta adına olmasa da öz kızlarına defalarca cinsel ilişkiye girdiğini, bu konu yüzünden defalarca intihar etmeye çalıştığını, psikiyatri tedavi görmek için devlet hastanesine şu an hatırlamadığı tarih ve saatlerde tedavi olmak ve bu dürtüsünü normalleştirmek için destek almaya çalıştığını, ancak defalarca hastane önünden geri döndüğünü, tedavi olmadığını söylediğinin anlaşıldığı, sanığın sorgu aşamasındaki beyanında imzasının bulunduğu yakalama tutanağında, kızları ile ilişkiye girdiğine ve bundan pişman olduğuna dair beyanlarını kabul etmediğini, o ifadesini baskı altında verdiğini, kızlarının kendisine iftira attığını, kızlarının gösterdiği evlere hurda toplamak için girdiğini, çocukları ile cinsel ilişkiye girmediğini, aramada ele geçen prezervatifin kendisine ait olduğunu, ele geçen arko kremin de kendisine ait olduğunu, eşi ile ilişkiye girdiği zaman kullandığını beyan ettiği, kovuşturma aşamasında ise üzerine atılı suçu kabul etmediğini beyan etmiş ise de; mahkememizce sanığın beyanlarına itibar edilmemiştir; zira katılanların tüm aşamalarda istikrarlı ve ayrıntılı vermiş olduğu samimi, oluşa uygun beyanları, tanık anlatımları, olayın intikal şekli, katılanların sanığa yönelik iftira atmasını gerektirir aralarında herhangi bir husumetin dosyaya yansımadığı, katılanların yaşı nazara alındığında sanığa yönelik husumet besleyerek beyanlarda bulunmuş olmasının kabul edilemeyeceği, katılanların beyanlarının dosyadaki delillerle desteklendiği, zira katılan …’ın beyanında babasının kendisinin ön özel bölgesinden istismar ettiğini beyan ettiği, katılana ait iç beden muayenesi raporuna göre katılanın bakire olmadığı, yine katılan …’nın aşamalardaki beyanlarında sanığın kendisini arka özel bölgesinden istismar ettiğini, ön özel bölgesinden istismar etmediğini beyan ettiğini, katılanın iç beden muayenesi raporuna göre bakire olduğunun tespit edildiği, sanığın katılanları götürdüğü evde krem ve kullanılmış prezervatifin ele geçirildiği, sanığın bu eşyaların kendisine ait olduğunu ve burada eşi ile birlikte olduğunu beyan ettiği ancak sanığın eşi olan müşteki …’in aşamalarda alınan beyanında eşi ile ikametleri dışında hiç bir yerde cinsel birliktelik yaşamadıklarını beyan ettiği, dosyada mevcut İzmir Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen … raporuna göre söz konusu evde ele geçirilen 1 adet kullanılmış vaziyetteki prezervatiften alınan iki adet meni lekesi, 2 bulgu nolu yatak kılıfından alınan bir örnek, 4 bulgu nolu beyaz renkli yastık kılıfından alınan örnek, 5 bulgu nolu pembe renkli yastık kılıfından alınan örnek, 3 bulgu nolu battaniyeden alınan bir adet örnek, 7 bulgu nolu battaniyeden alınan üç adet örnekte katılan … ile sanığın … profilinin bir

arada içerdiğinin tespit edildiği böylece sanığın öz kızı olan katılan …’ı dokuz yaşından on üç yaşına kadar cebir ve tehditle ön özel bölgesinden organ sokmak suretiyle istismar ettiği, katılan …’yı ise dokuz yaşından on dört yaşına kadar cebir ve tehditle arka özel bölgesinden organ sokmak suretiyle, farklı zamanlarda istismar ettiği, sanığın katılanlara yönelik eylemlerine suç tarihlerine göre on iki yaşını doldurmadan başladığı kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmış, yargılama giderlerine ilişkin olarak katılan mağdur zorunlu vekil gideri ve adlî tıp giderlerinin yargılama gideri olarak sanığa yükletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırılık kabul edilerek bu hususların davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülerek hüküm fıkrasındaki “14- Sanığın mahkum olduğu suça ilişkin 24,00 TL posta gideri, 600,00 TL sarf kararı gideri olmak üzere 624,00 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına,” ibaresinin çıkartılarak yerine “14- Sanığın mahkum olduğu suça ilişkin 24,00 TL posta gideri, 600,00 TL sarf kararı gideri, katılan mağdur …’e atanan zorunlu vekil ücreti 1997,00 TL, Adli Tıp gideri 73,885,00 TL olmak üzere toplam 76.506,00 TL’nin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına,” ibaresinin eklenmesi, diğer hususların ise aynı kalması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve … Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, … ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudandoğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 05.07.2022
tarihli ve 2022/1204 Esas, 2022/1339 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.01.2023 tarihinde karar verildi.