Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13411 E. 2023/936 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13411
KARAR NO : 2023/936
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.03.2022 tarih ve 2021/541 E, 2022/211 K. sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 62 ve 53 üncü maddeleri 15 yıl hapis ile hak yoksunluklarına ve tutukluğun devamına karar verilmiştir.
2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.07.2022 tarih ve2022/1054 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık, sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; mahkemenin mahkumiyet kararını raporda yer alan fissür ibaresi ve sanığın gönderdiği mesajlar ve ses kaydına dayandırdığı sanık ve müştekinin aralarında önceye dayalı ilişki olduğunu kabul ettikleri, bu nedenle gerekçede tezatlık bulunduğu, olay öncesinde ilişki varsa olay esnasında rızanın olmamasının mümkün olmadığı, aralarında yakın ilişki gereği müştekinin evinin anahtarının bir tanesinin sanıkta bulunduğu, ancak müşteki sanki bir tane olan anahtarının sanıkta olduğu ve onu almaya gittiğini söylediği, olay günü müştekinin sanık ile gezerken bir çok yere uğramasına rağmen beyanında bunları gizlediği, dinlenen tanıkların müştekinin zorla tutulan bir halinin bulunmadığını söyledikleri, raporda tespit edilen müştekinin vücudundaki yara, yanık ve ekimoz izlerini sanığın yapmadığı, sanığın evinde ele geçen silahın sanığın babasına ait olduğu ve babasının yatak odasındaki dolapta ele geçtiği, olayda kullanıldığına dair delil bulunmadığı, adli raporda geçen fissürün nedeninin açıklanmadığı ancak sanık aleyhine değerlendirildiği, sanığın çektiği iki mesajın sanığın suçu işlemediğini gösterdiği, sanığın özür dilemesinin nedeninin artık maddi olarak müştekiye destek olamayacağını söylemesinden kaynaklandığı, müştekinin beyanına itibar edilmemesi için bir çok neden bulunduğu ve mahkemenin eksik araştırma ile karar verdiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Her ne kadar katılan, sanık ile sosyal arkadaş olduklarını beyan etse de; tanık beyanları ve sanık savunması ile sabit olduğu üzere katılan ve sanık arasında gönül ilişkisi olduğu, yaklaşık 1 yıldır görüştükleri ve katılanın ikametinin anahtarının sanıkta da bulunduğu, olay günü saat 23:00 sıralarında katılanın sanığı arayarak anahtarını almak istemesi üzerine…yakınlarında katılan ile sanığın buluştukları, sanığın buluşma yerine araçla geldiği ve katılana evine bırakmak istediğini söylediği, katılanın bu teklifi sanığın arkadaşı olması nedeniyle kabul ettiği, araca rızasıyla binerek arka koltuğa oturduğu, bir süre araç ile dolaştıktan sonra sanığın aracı tenha bir yere götürüp durdurarak kapılarını kilitlediği ve katılana “ya beni rahatlatırsın ya da benimle ilişkiye girersin” dediği, katılanın istemediğini, evine götürmesini istemesine rağmen, sanığın arka koltuğa gelerek katılanın iki elini arkasından ters kelepçe pozisyonunda tutarak hareketsiz bıraktığı, katılanın sanığa direndiği, aracın camlarına ve değişik yerlerine tekme atarak ses çıkarmaya çalıştığı, bu sırada sanığın öne uzanarak, ön sürücü koltuğunun üzerinden grili siyahlı bir tabanca aldığı ve tabancanın namlusunu katılanın ağzına sokarak, öldürürüm seni burada, sesini çıkartmayacaksın” sözleriyle tehdit ettiği, katılanın korkarak ses çıkaramadığı, sanığın sonrasında silahı aracın ön göğüslüğe koyarak “beni rahatlatacaksın seni öyle bırakırım” dediği, katılanın “yarın evime gel o şekilde istediğini yapayım” diyerek sanığı ikna etmeye çalıştığı ancak sanığın kabul etmeyerek katılanın üzerinde bulunan kıyafetlerini çıkartıp göğüslerini elleri ile sıkarak öpmeye, yalamaya ve ısırmaya başladığı, sonrasında sanığın pantolonunu çıkartıp sanığı çevirerek vajinasına

cinsel organın soktuğu, katılanın direnmeye çalıştığı ancak karşı koyamadığı, daha sonra sanığın katılanı ters döndürerek cinsel organını katılanı anüsüne sokmaya çalıştığı, ancak katılanı “acıdan ölüyorum ne olur yapma bırak beni” diyerek ağlaması ve ”bugün bırak yarın gel boşaltayım” demesi üzerine, sanığın kabul ederek katılanı ikametine bıraktığı şeklinde gelişen ve kabul edilen olayda;
Her ne kadar sanık savunmasında katılan ile olay günü katılanın rızası dahilinde araçta cinsel ilişki yaşadıklarını iddia etse de; sanığın olaydan sonra katılana mesaj ve ses kayıtları göndererek hata yaptığını, psikolojisinin iyi olmadığını, kafasına sıkmak istediğini söyleyerek özür dilediği, mesaj ve ses kayıtları içeriğinden katılanın cinsel ilişkiye rızasının olmadığının anlaşıldığı, olaydan hemen sonra alının katılanın raporunda beyanı ile uyumlu olarak fiziki muayenede diz dirsek pozisyonunda saat 6 hizasında fissur görüldüğünün tespit edildiği, katılan ile sanığın gönül ilişkisi yaşıyor olmaları ve daha önce rıza ile cinsel birliktelik yaşamış olmaları savunmasının olay günü meydana gelen eylemde katılanın rızasının varlığına işaret etmeyeceği, katılanın rızasının olmadığı yönündeki beyanını destekler adli rapor ve katılan beyanını doğrulayan, olaydan sonra sanık tarafından katılana gönderilen mesaj ve ses kayıtları içerisindeki tevil yoluyla ikrarlı beyanı ve katılan beyanı ile uyumlu olarak sanıktan silah ele geçirilmiş olması bir arada değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı cinsel saldırı suçunu işlediğinin sabit olduğu, sanığın eylemini silahla gerçekleştirdiğinden hakkında 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla; sanığın üzerine atılı nitelikli cinsel saldırı suçundan sabit olan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 102/2-3.d.1, 62, 53/1-2-3, 54/1, 63/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına,
Her ne kadar sanık hakkında silahla tehdit suçundan da ayrıca cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, sanığın kendisine direnen katılanı silahla tehdit ederek direncini kırması şeklindeki eyleminin cinsel saldırı suçunun unsuru olduğu, bu nedenle TCK’nun 42. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak silahla tehdit suçundan ayrıca cezalandırılması yoluna gidilemeyeceğinden sanık hakkında tehdit suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına,
Her ne kadar sanık hakkında katılana olay sırasında hakaret ettiği gerekçesiyle TCK’nın 125/1 maddesi uyarınca da cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı hakaret suçunu kabul etmemesi, sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına yeter katılanın hiç bir delile dayanmayan soyut beyanından başka şüpheden uzak, kesin ve somut delil elde edilemediği anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı hakaret suçundan sanığın atılı suçu işediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un CMK’nın 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine dair karar verilmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.07.2022 tarih ve 2022/1054 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2023 tarihinde karar verildi.