Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13425 E. 2023/416 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13425
KARAR NO : 2023/416
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ile dördüncü fıkrası, 43, 53 ve 63 üncü maddeleri gereğince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmıştır.

2. Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 01/03/2022 tarihli ve 2021/437 Esas ve 2022/55 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, dördüncü fıkrası, 43 ve 62 inci maddeleri uyarınca neticeten 17 yıl 2 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 07.09.2022 tarihli ve 2022/1425 Esas, 2022/1689 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca “Kendisini vekille temsil ettiren katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi uyarınca takdir edilen 10,250 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; katılan Bakanlık vekilinin temyiz talebinin reddi ve kararın bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ NEDENLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz istemi, mağdurenin Çocuk İzlem Merkezinde verdiği beyanda ismi geçen …’nın mahkemece tanık olarak dinlenilmesi hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği, … ile yapılan harici görüşmede mağdurenin ifadelerini kabul etmediği, gerçekleştiği iddia edilen eylemlerin uzun bir süre sonra mağdurenin bir başkası ile arasında geçen cinsel içerikli konuşmaların ailesi tarafından öğrenilmesi üzerine adli makamlara bildirilmesi şeklinde intikal ettiği, mağdurenin ailesinin tepki göstermesine engel olmak maksadıyla sanığın isminden bahsettiği, bu hususta mahkemece yeterince araştırma yapılmadığı, müştekiler ve tanık …’nın ifadelerinde mağdurenin kendilerine daha önce sanıkla alakalı olumsuz bir şey söylemediğini beyan ettikleri, mağdurenin anlatımları ile cinsel muayene raporlarının örtüşmediği, mağdure ve kardeşinin beyanlarında ciddi çelişkiler olduğu, maddi gerçeği aydınlatma görevinin mahkemece yerine getirilmediği, sanığın annesinin de sanığın beyanlarını teyit ettiği, sanığın üzerine atılı suçu işlemediği ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi suçun sübut bulduğuna, taktiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine ve sanığın alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Toplanan deliller yapılan yargılama, sanık beyanları, tanık beyanları, mağdur anlatımları, sosyal inceleme raporu, adli görüşme değerlendireme raporu, olayın oluş şekli ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mağdurenin ailesi ile sanığın 2010 yılında tanıştıkları ve sanığın katılanların evine gelip gittiği, mağdurenin 7-8 yaşlarında olduğu 2014-2015 yıllarında annesi, anneannesi ve teyzesi ile birlikte sanığın evine yatılı misafir olarak gittiği, sanığın geceleyin salonda uyumakta olan mağdureyi odasına götürerek pijama ve iç çamaşırını çıkardığı, alt kısmı çıplak şekilde cinsel organını mağdurenin kalçasına değdirdiği, sanığın ileri geri hareketler yaptığı sırada mağdurenin uyandığı, sanığın eylemine son verip üstünü giydiği, uyanan mağdurenin ağzını eliyle kapatarak bu olayı kimseye anlatmamasını yoksa kardeşine de aynı şeyi yapacağını söyleyerek mağdureyi korkuttuğu, mağdurenin sanığın cinsel organını ve cinsel organından gelen sıvıyı gördüğü, sanığın kardeşine de aynı şeyi yapacağı ve ailesinin artık kendisini istemeyeceği korkusuyla kimseye bir şey anlatmadığı, bu olaydan yaklaşık bir ay kadar sonra sanığın, mağdurenin annesinden izin alarak mağdure ve kardeşi …’ı gezmeye götürdüğü, tanık …’ı motorun çalınmaması bahanesiyle kaldırımda bırakarak mağdureyi evine çıkarttığı, mağdurenin giysilerini ve kendi kıyafetlerini çıkartarak cinsel organını mağdurenin vajina bölgesine yirmi dakika kadar sürttüğü, sanığın eylemini gerçekleştirirken eliyle mağdurenin ağzını kapattığı, mağdure direnmesine rağmen sanığın zor kullanmak suretiyle eylemi gerçekleştirdiği, yine sanığın mağdurenin vücudunu okşama, annesinin yanında masanın altından eliyle dokunma gibi eylemlerinin mağdure 10 yaşına gelene dek iki sene kadar devam ettiği, mağdurenin bu olaylardan sonra sanık ile dışarıya çıkmak istemediği ve bahaneler uydurduğu, mağdurenin annesi …’nün sanığın hal ve hareketlerinden rahatsız olması neticesinde evine gelmesini istemediği, sanığın da 2019 yılından sonra katılanların ikametine gelmediği, 2021 yılı kasım ayında mağdurun erkek arkadaşı ile konuşmalarını gören annesinin konuşmalardan rahatsız olup mağduru bekaret testine götürmek istemesi üzerine mağdurun sanığın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu annesine anlattığı şeklinde kabul edilen olayda;
Mağdurenin alınan ayrıntılı beyanlarında olayı istikrarlı ve ayrıntılı olarak anlattığı, mağdurenin erkek arkadaşı ile mesajlaşmasını gören annesinin mağdureyi bekaret testine götürmek istemesi neticesinde mağdurenin başından geçenleri anlatması suretiyle sanığın suçunun ortaya çıktığı, mağdurenin soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan beyanlarının birbiriyle uyumlu olduğu, mağdurenin olayları ayrıntılı, zaman ve mekan tasnifi yaparak anlattığı, mağdurenin 13.01.2022 tarihli adli görüşme odasında alınan beyanları sonrasında düzenlenen adli görüşme raporunda mağdurenin fiziksel gelişiminin yaşıtları ile uyumlu olduğu, anlatımlarına itibar edilebileceği yönünde görüş bildirdiği, yine adli görüşme odasında beyanları alınırken mağdurenin duygu değişiminin anlatım ile uyumlu olup cinsel istismar olayını anlattığı sırada ağladığının gözlemlendiği ve fotoğraflarının CD çözümüne ilişkin bilirkişi raporuna alındığı, her ne kadar sanık mağdurenin ailesinin kendisinden borç aldığını, aracını istediklerini, kaçak bahis için kartını istediklerini vermemesi üzerine iletişimi kestiklerini beyan etmiş ise de, mağdurenin iletişim kesildikten 2-2.5 yıl kadar sonra sanığa iftira atmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle mağdure ve ailesinin sanık ile aralarında herhangi bir husumet olmaması nedeniyle mağdurun sanığa iftira atmasını gerektirecek herhangi bir hususun dosya kapsamı itibariyle tespit edilemediği, mağdurenin kardeşi tanık …’ın da mağdure ile uyumlu beyanlarda bulunduğunun anlaşılması karşısında mağdurenin beyanlarına itibar edilerek sanık beyanlarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilmiştir.
Her ne kadar sanık hakkında 12 yaşından büyük mağdureye karşı çocuğun nitelikli cinsel istimarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmışsa da; Mağdurenin yapılan iç muayenesi sonucu düzenlenen raporda hymen anüler ince kenarlı olup eski ya da yeni yırtığa rastlanılmadığı, fehvası 2 cm açıklıkta olup yırtılmaksızın ereksiyon halinde penis ya da benzer cesamette duhulüne müsait bulunmadığı, anal muayenede anal yolla ırza geçme sonrası oluşabilecek ekimoz, mukoza ve sfinkter yırtığı gibi değişimlerin olaydan kısa süre sonra iz bırakmaksızın kaybolabileceği dikkate alındığında kişinin anal yoldan livataya maruz kalıp kalmadığının tespitinin tıbben mümkün olmadığının bildirildiği, mağdurenin beyanlarında ilk olay için sanığın cinsel organının poposunun içine girdiğini, ikinci olay için vajinasının kenarına sürtünme şeklinde olduğu yönünde anlatımlarda bulunduğu, mağdure anlatımı ile iç beden muayenesi birlikte dikkate alındığında nitelikli halin gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde somut delil elde edilemediği, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanık aleyhine yorum yapılamayacağına anlaşılmakla sanık hakkında TCK’nın 103/2 maddesi uygulanmamış, sanığın eyleminin bu haliyle TCK’nın 103/1-3. cümlesinde tanımlı on iki yaşından küçük çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu sabit görülerek, sanığın eylemini gerçekleştirirken mağdurenin ağzını kapatması, zor kullanması, kardeşine de aynı şeyi yapacağını söyleyerek kimseye olayı anlatmaması gerektiğinden bahisle korkutması hususları dikkate alındığında sanığın cezasında TCK’nın 103/4 maddesi gereğince arttırım yapılmış, sanığın aynı suç işleme kararının icrası sırasında aynı mağdura karşı eylemini değişik zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde tanımlı zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle cezasında 1/4 oranında arttırım yapılmıştır.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği hususu dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafisi ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Suç tarihinin “2015 ile 2017 yılları arasında” şeklinde mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

A. Sanık Müdafisinin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan İncelemede;
Mağdurenin bir başkası ile arasında geçen cinsel içerikli konuşmaların ailesi tarafından öğrenilmesi üzerine adli makamlara bildirilmesi şeklinde gerçekleşen olayın intikal tarzı ve zamanı, mağdurenin aşamalarda başka delillerle desteklenmeyen soyut beyanları, yapılan cinsel muayenede nitelikli cinsel istismar bulgusuna rastlanılmadığını belirten adli rapor, tanık anlatımları, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından sanık müdafiinin sübuta ilişikin temyiz istemi Tebliğnameye uygun olarak yerinde görülmüştür.

B. Tebliğname Yönünden Yapılan İncelemede;
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde teşdit ve takdiri indirim hususlarına ilişkin yeterli temyiz sebepleri belirtmesi karşısında Tebliğnamedeki ret düşüncesine iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) bendinde yer alan nedenlerle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 07.09.2022 tarihli ve 2022/1425 Esas, 2022/1689 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın atılı suçtan TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2023 tarihinde karar verildi.