YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13697
KARAR NO : 2023/195
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR :Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, …
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında … suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz
istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Suç tarihinden sonra mağdurun hakkında verilen koruma kararı uyarınca Bakanlığa bağlı yurda yerleştirildiği anlaşıldığından, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kamu davasına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkı olduğu, söz konusu madde hükmü de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suçtan zarar gören Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılan … vekili Av….’in Bakanlık vekili olarak davaya kabulüne karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/305 Esas, 2020/135 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında … suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 226 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ve 120 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 12.10.2020 tarihli ve 2020/1026 Esas, 2020/908 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden istismar eylemiyle sınırlı olarak mağdurun tutulması, mağdurun sanığın evine kendiliğinden gitmesi ve sanığın hile kullandığına dair bir iddia ve delilin bulunmaması nedeniyle atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığından bahisle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafii; sanığın kolluk aşamasında verdiği beyanların baskı altında alındığı, bu durumu mahkeme huzurunda söylediği, cezalandırılmasına yeter derecede somut delil bulunmadığı sebeplerine istinaden hükümleri temyiz etmiştir.
2. Katılan Bakanlık vekili; sanığın yaşı küçük mağdura karşı gerçekleştirdiği cinsel eylemlerin ağırlığı, mağdurun bedensel ve ruhsal bütünlüğü üzerindeki olumsuz etkileri, suçtan kurtulmaya yönelik asılsız savunmalar, suç yönünden tehlikelilik gibi durumlar nedeniyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından belirlenen temel cezanın üst sınırdan tayin edilmesi gerektiği sebeplerine dayanarak hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk derece mahkemesince, 24.10.2019 günlü eylemde vuku bulduğu iddia edilen anal yoldan organ sokma eyleminin; anal muayene raporu, sanığın kameraya havlu örtmesi, müdafii eşliğinde alınan kolluk savunması, on bir yaşında olan mağdurun ayrıntılı ifadesi nazara alınarak sübuta erdiği kabul edilmiştir; 27.10.2019 günlü “Sürttürürsem 20 lira, sokarsam 100 lira veririm.” şeklindeki cümlenin ise 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tayin edilecek temel cezanın aynı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırılması kapsamında değerlendirilebilecek bir eylem olduğu düşünülmüştür. Mahkeme, sanığın “Kimseye bir şey anlatma, anlatırsan başına bela gelir.” şeklindeki sözleri ile istismar eylemini tehditle işlediğini değerlendirerek 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasını uygulamıştır; ayrıca, istismar eylemleri sırasında mağdurun hürriyetinin kısıtlandığını kabul ederek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet hükmü kurmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesi; 27.10.2019 tarihli ikinci olayda, sanığın kıyafetlerini çıkartıp mağdura karşı cinsel ilişki teklifinde bulunduğu, tanıkların gelmesi üzerine eylemini tamamlayamadığı, söz konusu eylemin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna teşebbüs mahiyetinde olduğu düşüncesiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı kurulan hükümdeki zincirleme suç artırımını yerinde görmüş ve sanık hakkında kurulan hükümler bakımından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında … Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, sanık müdafiin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 24.10.2019 günlü eyleme ilişkin mağdur ifadesi, sanığın müdafii huzurunda kollukta alınan ve ikrar içeren savunması, anal muayene raporu ile kamera görüntüsü karşısında, sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemini gerçekleştirdiği kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 27.10.2019 günü gerçekleştiği kabul edilen ikinci eylemde ise sanığın mağdura karşı cinsel amaçla vücut dokunulmazlığını ihlal eden bir fiziksel teması olmadığı gibi ilişki teklifine mağdurun olumsuz cevap vermesi üzerine onunla konuşarak ikna etmeye çalışmak şeklindeki hazırlık hareketi dışında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun icrasına elverişli hareketlerle başladığını gösteren bir hareketi de bulunmamaktadır; tanıklar …………’nın ifadeleri ile mağdurun çocuk izlem merkezinde (…) alınan beyanı da bu düşünceyi doğrulamaktadır. Sanığın 27.10.2019 günü mağdura hitaben söylediği “Sürttürürsem 20 TL, sokarsam 100 TL veririm.” şeklindeki sözlerinin 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen çocuğa karşı cinsel taciz suçunu oluşturacağı gözetilerek ayrıca bu suçtan hüküm kurulması gerekirken çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun zincirleme şekilde gerçekleştiği kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tayin edilen temel cezanın aynı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırılması suretiyle hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Sanığın 24.10.2019 günü gerçekleştirdiği istismar eylemini nihayete erdirdikten sonra mağdura hitaben söylediği “Kimseye bir şey anlatma, anlatırsan başına bela gelir.” şeklindeki sözleri, suçun açığa çıkmasının önlenmesi amacıyla söylenmiş olup istismara karşı mağdurun direnç göstermesini engellemek maksadıyla dile getirilmemiştir; dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uygulanarak fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Mağdurun…’de alınan ifadesinde sanığın bisiklet vereceği çağrısı üzerine 27.10.2019 günü evine gittiğini belirtmesi, annesinin de mağdurun kendisine sanığın bisiklet tamir etmek amacıyla evine çağırdığını söylediğini beyan etmesi karşısında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun istismar eylemiyle sınırlı olduğundan bahisle beraat kararı verilmesi şeklindeki Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
2. Sanığın suç tarihinde on bir yaşındaki mağduru bisiklet vereceği hilesiyle kendisine ait eve çağırdığı ve mağdurun 24.10.2019 günü sanığın evine gitmesi sonrasında nitelikli istismar eylemine maruz kaldığı, hükme esas alınan 27.10.2019 günlü eylemde ise mağdurun kendiliğinden sanığın evine gittiği, yalnızca bu yönüyle 27.10.2019 günü gerçekleştiği kabul edilen eylemin zincirleme suç kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince sanığın 24.10.2019 günü bisiklet vereceği hilesiyle evine çağırdığı mağdura karşı nitelikli istismar eyleminde bulunduğu gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası gereğince cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında … Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) harfli alt başlıkta açıklanan nedenle sanık müdafiin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (B) ve (C) harfli alt başlıklarda açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve katılan
Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 12.10.2020 tarihli ve 2020/1026 Esas, 2020/908 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Salihli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.