Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13850 E. 2022/12125 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13850
KARAR NO : 2022/12125
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Sanığın cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair Küçükçekmece 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.06.2022 gün ve 2022/177 Esas, 2022/167 Karar sayılı hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınıp, hükmedilen ceza miktarlarına göre duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca reddiyle, duruşmasız yapılan değerlendirmede dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafisinin söz konusu hükme yönelik temyiz isteminin aynı Kanunun 298. maddesi gereğince REDDİNE,
Sanık hakkında cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanıkla mağdurenin aşamalardaki beyanları, tanık …’in evrelerdeki ifadeleri, sanık müdafisince dosyaya sunulan sanığın cep telefonundaki arama ve fotoğraf kayıtları ile sanığın kız kardeşinin arkadaşı olmasından dolayı 2022 yılı Ocak ayı içerisinde sanıkla tanışan mağdurenin şikayetin gerçekleştiği 06.03.2022 tarihine kadar sanıkla yüz yüze ve telefon aracılığı ile görüşüp birlikte vakit geçirmeye başlamasının yanı sıra bazen de sanığa telefondan üstü yarı açık fotoğraflarını göndermesi, olay günü de mağdurenin sanığı arayarak buluşup onun temin ettiği eve rızasıyla gitmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, evde bulundukları sürede sanığın mağdureye karşı cebir ve tehdit kullanarak organ sokma düzeyine varmayan cinsel saldırı hareketlerinde bulunduğuna dair ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 07.09.2022 gün ve 2022/1571 Esas, 2022/1687 Karar sayılı vaki istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmesine, 27.12.2022 tarihinde üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Daire çoğunluğunca sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf talebinin esastan reddine dair BAM kararının bozulmasına karar verilmiş ise de;
İlk derece mahkemesince kabul edilen ve Bölge adliye mahkemesince dosya kapsamına uygun görülen oluşa göre, Sanık …’nın, katılan-mağdur …’nın arkadaşı Tuğçe Kara’nın abisi olduğu, olay tarihinde katılanın Taksim’de bulunduğu sırada sanığı telefonla aradığı ve yorgun olduğunu söylediği, sanığın isteği üzerine katılanın taksiyle Küçükçekmece’ye geldiği, sanığın İnönü Mahallesi’nde katılanı taksiden aldığı, sonrasında sanık ve katılanın sanığın amcasına ait eve geçtikleri, katılanın ikamette bulunan koltukta uyuyakaldığı, katılanın bir süre sonra uyandığında sanığı karşısında görmesiyle korktuğu ve eve gitmek istediğini belirttiği ve taksi çağırmasını söylediği, sanığın ise katılana yönelik cinsel davranışlar gerçekleştirmeye başladığı, katılanın ise karşı koyduğu, sonrasında katılanın su içmek için mutfağa geçtiği ve pencereyi açıp “imdat” diye bağırdığı, sanığın ise katılanın bağırmasını duyması üzerine katılanın yanına gelip ağzını kapattığı ve katılana tokat atarak darp ettiği ve mutfaktan aldığı ele geçirilemeyen bıçağı katılana çekerek “eğer sesini çıkarırsan seni öldürürüm” diyerek tehdit ettiği, sonrasında sanığın kapıları kilitlediği ve yatak odasına giderek katılanla cinsel birliktelik yaşamaya çalıştığı, sanığın kendi pantolonunu indirdiği, ancak üst tarafının giyinik olduğu, sanığın katılanın göğüslerine, cinsel organına dokunduğu ve zorla öpmeye çalıştığı, sanığın cinsel organını çıkarıp katılana zorla tutturmaya çalıştığı ve tutturduğu, bu sırada polislerin olay yerine gelmesiyle olayın sona erdiği anlaşılmıştır.
Katılanın arkadaşının abisi olan ve olay öncesi aralarında husumet bulunmayan sanık hakkındaki iddialarını ve şikayetini tüm aşamalarda aynı olay örgüsüyle tekrarlaması, olay esnasında katılanın bağırması üzerine komşuların ihbarıyla olay yerine polislerin gelmesi, 06.03.2022 tarihli kolluk tutanağa göre polisler geldiğinde katılanın onlara doğru koşarak sanığın kendisine cinsel saldırıda bulunup dövdüğünü beyan etmesi, ATK raporuna göre katılanın anlatımı ile uyumlu olarak yüzünde kızarıklık tespit edilmesi, sanığın ise polislere katılanla aralarında geçen olayla ilgili bir beyanda bulunmaması, tutanağı imzadan imtina edecek kadar bilinçli hareket eden sanığın cinsel saldırı ile suçlandığı bir anda şayet böyle bir eylemi gerçekleştirmedi ise susmasının ve olayın aslını anlatmamasının akla ve mantığa uyar bir tarafı olmadığı, sanığın sonraki aşamalarda katılanın hem alkol hem uyuşturucu aldığı ve kendisinden para istediği, para vermediği için de bağırmaya başladığı şeklindeki savunmalarının inandırıcılıktan uzak olup polisler olay yerine geldiğinde susan ve bu iddialarını olay tutunağına geçirtmeyen sanığın bunları sonradan suçtan ve cezadan kurtulmak amaçlı kurguladığının dosya kapsamından anlaşılması karşısında sanığın cinsel saldırı suçundan mahkumiyeti yerinde olduğu ve hükmün onanması gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılamıyorum.