Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/14269 E. 2023/58 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14269
KARAR NO : 2023/58
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2021/198 Esas, 2022/80 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci ve üçüncü cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının c bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 20 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2022/1093 Esas, 2022/1095 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz istemi,
Çocuk izleme merkezinde (…) alınan kaydın bilirkişi marifetiyle çözümünün yaptırılması ve çelişki bırakmayacak şekilde olayın aydınlatılması gerektiğine, tanık dinletme taleplerinin reddine, yapılan ses kaydı ile şikayet arasında 7-8 ay sürenin bulunduğuna ve ses kaydının hukuka uygun delil olmadığına, ses kaydının çözümünün de usule uygun olmadığına, tanık …. ile katılan …’nın beyanları arasında çelişki olduğuna, kabul etmemekle birlikte sanığın eyleminin zincirleme şeklinde gerçekleşmediğine, 62nci maddenin uygulanması gerektiğine, teşdit uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir.
2.Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi,
Alt sınıra yakın ceza tayin edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık, savunmalarında mağduru kızı gibi gördüğünü, kendi çocuğu ile birlikte büyüttüğünü, mağdureye karşı herhangi bir cinsel eylemde bulunmadığını beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
2.Somut olayda mağdure, üvey babası olan sanığın 8-9 yaşlarından itibaren cinsel eylemlerde bulunduğunu, mağdurun göğüslerine dokunduğu, kalçalarına dokunduğu okşayıp avuçladığını, kucağına oturttuğunu, arkasından sarıldığını, mağdura cinsel organını elletmeye çalıştığını, cinsel organını gösterdiğini, aralarında geçen konuşmayı kayıt altına aldığını beyan etmiş, mağdurun aşamalarda alınan

beyanlarının birbiriyle ve dosya kapsamıyla uyum gösterdiği, mağdurun anlatımlarının zaman örgüsüne uyduğu ve annesi müştekinin beyanları ile de doğrulandığı, aksine sanığın savunmalarının ise dosya kapsamı ile uyum göstermediği, suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, mağdur tarafından alınan ses kaydında geçen konuşmaların sanık tarafından kabul edildiği, sanık tarafından mağdurun kendisine iftira atıldığı yönünde beyanlarda bulunulmasına ve konuşmaları eşini, evliliğini koruma amaçlı gerçekleştirdiğine ilişkin beyanda bulunması karşısında müşteki olan eşinin kendisine iftira atmasını gerektirir bir durumun bulunmadığı, savunmalarının hayatın olağan akışına uymadığı gibi ses kaydında geçen konuşmaların baba-kız ilişkisine uygun düşmeyen, öncesinde yaptığı eylemi savunur ve normalleştirmek istercesine olduğu anlaşılmakla sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş, ses kaydının hukuka uygun delil olduğu kabul edilerek atılı suçun oluştuğu kanaatine varmıştır.
3.Dosyada mağdur beyanları, katılan annenin beyanları, tanık anlatımları, mağdurun sanık ile arasında görüşmeyi kayda almasına ilişkin 05.10.2021 tarihli rızaen telefon inceleme tutanağı, okul psikolojik danışman öğrenci görüşme formu, çocuk izleme merkezinde alınan mağdur ifade tutanağı, Adli Görüşme ve Değerlendirme raporu, Edremit Devlet Hastanesinin sanığın muayenesine ilişkin yazı cevabı ve ekli epikriz raporu ve sair deliller mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Sanık müdafisinin temyiz sebepleri yönünden;
Sanık hakkında kurulan hükümde, mağdurenin aşamalardaki detaylı ve tutarlı anlatımları, bu anlatımları katılan annenin doğrulaması, tanık …’in beyanları, savunma ve dosya kapsamı dikkate alındığında mağdurenin mahkemece dinlenmiş olması, mağdure beyanını içeren ayrıntılı Adli Görüşme Değerlendirme Raporunun bulunması, dinlenmesi istenen tanığın görgüye dayalı bilgisinin bulunmaması, doğruluğu kabul edilen mağdure anlatımlarında olayın birden fazla kez gerçekleştiğini beyan etmesi, ilk derece mahkemesince 5237 sayılı Kanun’un 62nci maddesinin uygulanmamasının ve teşdit gerekçesinin yerinde olması nedeniyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yönünden:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu değildir. Ayrıca sanığın mahkûmiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkûm edildiği de dikkate alındığında, Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi sebebiyle sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkûm edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılması da hakkaniyete uygun olmayacaktır. Tüm bu hususlar göz önüne alındığında katılan Bakanlık vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Her ne kadar ilk derece mahkemesince mağdure tarafından kaydedilip dosyaya sunulan ses kaydı hükme esas alınmış ise de, anılan kaydın temin şekli itibariyle hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu kabul edilip, dosyadaki diğer deliller kapsamında değerlendirme yapılarak gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2022/1093 Esas, 2022/1095 Karar sayılı kararında katılan bakanlık vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2023 tarihinde karar verildi.