YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14321
KARAR NO : 2023/693
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ile üvey torunu olan mağdureye yönelik cinsel istismar suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.06.2022 tarihli ve 2021/420 Esas, 2022/257 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi ile 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları uyarınca on sekiz yıl dokuz ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1416 Esas, 2022/1548 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi ile aynı Kanun’un 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları uyarınca on iki yıl altı ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.11.2022 tarihli ve 9-2022/137045 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz istemi; delil olarak sundukları ve bilirkişi tarafından çözümlemeleri yapılıp dosyaya eklenen whatsapp görüşmelerinden, mağdurenin annesi ve anneannesinin birlikte sanığı şantaj amacı ile küçük çocuğa yönlendirerek sanığın görüntülerini çektiklerinin ortaya çıktığına, mağdure ile sanığın görüntüleri kullanılarak sanıktan para istendiğine, sanığın adli sicil kaydı olmamasına rağmen lehe hükümlerin uygulanmamasının doğru olmadığına ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; temel cezanın üst hadden belirlenmesi gerektiğine, mağdure çocuğun uğradığı zarar göz önünde bulundurulduğunda 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca alt sınırdan artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama sonucunda; Sanığın mağdurenin anneannesinin ikinci eşi olduğu, mağdurenin; annesi, anneannesi ve anneannesinin eşi olan sanık ile birlikte kaldıkları, mağdurenin sanık ile odada yalnız kaldıklarında çamaşırının içinden göğüslerine ve cinsel organına dokunduğu, bu olayın birden fazla kez gerçekleştiği, mağdurenin annesi olan katılanın alınan beyanında, Mısır’dan yaklaşık olarak üç ay kadar önce Türkiye’ye geldiklerini, yaklaşık üç ay öncesine kadar Tuzla’da kızı …, annesi ve annesinin eşi sanık ile birlikte yaşadıklarını, sanığın, … ile odada yalnız kaldıklarında kızına çok yaklaştığını, kendisi odaya içeri girince kızının panikle kendisini sanıktan geriye çektiğini, durumu ilk başlarda fark edemediğini ancak kızının sürekli o evden gitmek istediğini söylediğini, kızının neden böyle davrandığını merak ettiği için odaya kamera koyduğunu, görüntüleri izlediğinde sanığın … ile yalnız kaldıklarında elini kızının çamaşırının içine soktuğunu, genital bölgesini ve göğüslerini okşadığını gördüğünü, bunun üzerine kızını da alarak evden ayrıldığını, sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği, mağdurenin beyanı sırasında hazır bulunan adli görüşmeci beyanında, çocuğun sözel ve anlama becerisinin yaşına uygun olduğu, sorulan sorulara net ve anlaşılır cevaplar verdiğini, beyanının tutarlı ve spontane olduğunun gözlemlendiğinin bildirildiği, sanığın suçlamaları kabul etmediği, görüntü inceleme tutanağında sanığın mağdureye yönelik eylemlerinin tutanak altına alındığı ve görüntülerin mağdurenin beyanları ile uyumlu olduğu, sanığın savunmalarının ise mantığa, olağana ve gerçeğe uygun düşmediği ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu; keza dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ile de sanığın kendisine şantaj yapıldığına, tehdit edildiğine yönelik iddiaların asılsız olduğunun tespit edildiği; bu itibarla sanığın on iki yaşından küçük çocuk olan mağdureye karşı aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda göğüslerine ve cinsel organına dokunmak suretiyle zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğinin sabit olduğu kanaatine varıldığı ve suçun üçüncü derece dahil kan ve kayım hısımlığı ilişkisi bulunan kişiler tarafından (sanığın eşinin torunu olan mağdureye karşı) işlenmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince verilen ceza yarı oranında arttırılarak 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eylemini birden fazla kez gerçekleştirmesi nedeniyle sanığa verilen cezadan 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığından hakkında takdiren 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; “Sanığın mağdurun üvey dedesi olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının c bendinde suçun üvey dede tarafından işlenilmesinin artırım nedeni olmadığı halde sanığa verilen cezada artırım yapılmasını kanuna aykırı görmüş ve yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğu değerlendirilerek ilk derece Mahkemesi hükmünün 1. Maddesinin 2. Paragrafının Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hükümden kaldırılarak; hükmün 3. paragrafında sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kurulan hükmün sonuç kısmının ve dolayısıyla sonuç cezanın “12 YIL 6 AY HAPİS CEZASI” olarak düzeltilmesi ve hükmün diğer paragrafları aynen korunmak üzere Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-a ve 303/1-h maddeleri gereğince istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine” şeklindeki gerekçe ile karar vermiştir.
VI. GEREKÇE
A. Tebliğnamedeki Görüş Yönünden
Her ne kadar Tebliğnamede mağdurenin üvey dedesinin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen kişilerden olduğu, bu kapsamda olmasa bile 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bendlerinin de somut olayda uygulama alanı bulacağı, İlk Derece Mahkemesince 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile sanığın cezasından arttırım yapılmasının doğru bir uygulama olduğu, söz konusu madde hükmünün uygulama olanağının bulunup bulunmadığı hususundaki değerlendirmelerin duruşmalı yapılarak karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma talep edildiyse de 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde suçun üvey dede tarafından işlenilmesinin artırım nedeni olmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bendlerinin de somut olayda uygulama alanı bulmadığının değerlendirildiği, verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu hususta Tebliğname görüşüne iştirak olunmamakla birlikte hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Katılan mağdurenin aşamalardaki tutarlı beyanları, katılan ile tanık beyanları, görüntü inceleme tutanağı, sanık savunması ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alınarak sanık müdafiinin mağdurenin annesi ve anneannesinin şantaj amacı ile mağdureyi yönlendirerek sanığın görüntülerini çektiklerine, mağdure ile sanığın görüntüleri kullanılarak sanıktan para istendiğine, lehe hükümlerin uygulanmamasının doğru olmadığına ve diğer hususlara yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Dosya kapsamı ve İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeleri dikkate alınarak temel cezanın üst hadden belirlenmesi gerektiğine ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca alt sınırdan artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1416 Esas, 2022/1548 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.