YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14565
KARAR NO : 2023/1369
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kars Cumhuriyet Başsavcığının iddianamesi ile sanık hakkında zincirleme olarak ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı nitelikli … saldırı suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2019 tarihli ve 2018/241 Esas, 2019/48 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, nitelikli … saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 saylı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 15.11.2019 tarihli ve 2019/1438 Esas, 2019/953 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında nitelikli … saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 26 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 15.11.2019 tarihli ve 2019/1438 Esas, 2019/953 Karar sayılı kararının sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 15.06.2021 tarihli ve 2020/7065 Esas, 2021/4295 Karar sayılı kararı ile sanığın mağdureye yönelik eylemlerini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile 43 üncü maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına ve dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 06.10.2021 tarihli ve 2021/776 Esas, 2021/721 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında … saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkarısının (a) ve (d) bentleri ile 43 üncü maddesi uyarınca 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 06.10.2021 tarihli ve 2021/776 Esas, 2021/721 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.05.2022 tarihli ve 2022/2682 Esas, 2022/4790 Karar sayılı kararı ile herhangi bir adli sicil kaydı bulunmayıp, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz durumu görülmeyen sanığın ikrarının da hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması açısından tek delil olduğunun mahkemece de belirtildiği halde dosya kapsamına uygun olmayan yetersiz gerekçeyle takdiri indirim maddesinin tatbikine yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına ve dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
7. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.09.2022 tarihli ve 2022/1388 Esas, 2022/1225 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında … saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 10 yıl 11 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; nitelikli … saldırı suçundan üst sınırdan takdiri indirim uygulanmaksızın mahkumiyet hükmü kurulması, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinin uygulanması, aynı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca 3/4 oranında artırım yapılması gerektiği ile vekalet ücreti talebine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz istemi; sübuta, teşdit hükümlerinin uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile 62 nci maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 15.11.2019 tarihli ve 2019/1438 Esas, 2019/953 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurunu kabul etmiş ve yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında; sanık …’nin 22.02.2018 tarihinde kollukta verdiği ilk ifadesinde; mağdure …’nun kardeşinin kızı olduğunu, …’nun zihinsel engelinin bulunduğunu, maddi durumunun iyi olmaması nedeniyle …’yu birkaç kez sanık … ile para karşılığında birlikte olması için …’in evine götürdüğünü, yine benzer biçimde … bağlantı kurarak mağdure …’yu sanıklar …’ın, …’in, …’un, …’in, Paslı köyü muhtarı olarak bildiği … isimli kişinin, …’ın, …’nın ve Kağızmanlı olduğunu bildiği Vehdet’in evine, iş yerine ya da açık arazide istedikleri yerlere götürdüğünü, ayrıca … çalışan sanık … ile de … bağlantı kurduğunu, …’in açık arazide mağdure … ile para karşılığında birlikte olduğunu, … ilişki karşılığında aldığı paranın bir kısmını mağdure …’ya verdiğini, bu eylemler nedeniyle pişman olduğunu dile getirdiği,
Sanık …’nin savcılık huzurunda 25.02.2018 tarihinde alınan ifadesinde de; camcı …’un dükkanına gittiklerinde, …’un …’yu dudağından öptüğünü, kendisinin ise … ile para karşılığında … ilişki kurduğunu, ayrıca mağdure … ve sanık … ile birlikte sanık …’in evine de gittiklerini, … ile …’nun yalnız olarak bir odaya girdiklerini, daha sonra …’den para aldığını belirttiği,
Mağdure …’nun soruşturma aşamasında savcılıkta 22.02.2018 tarihinde alınan ifadesinde; karın ağrısı nedeniyle doktora gittiğinde hamile olduğunun anlaşıldığını, … şüpheli … ile temizliğe gittiklerinde … ve …’in pantolonunu indirerek sürtündüklerini, öptüklerini, gerçek ilişki olup olmadığını bilmediğini, yine …’un dükkanına ve temizlik için …’ın evine gittiklerini,
23.02.2018 tarihli … Teşhis Tutanağı uyarınca; mağdur …’nun camcı …’un, …’in ve … (…)’ın da kendisiyle birlikte olmadıklarını dile getirdiği, Sanıklar … ve …’nin gerek sorguda, gerek İlk Derece Mahkemesi yargılamasında ve istinaf incelemesi sırasında, kolluktaki ilk ifadelerini inkar ederek, mağdure …’yu diğer sanıklarla para karşılığında … ilişkiye zorlamadıklarını bildirdikleri, diğer sanıkların da özellikle ilk yargılama ve istinaf incelemesi sırasında,
soruşturma aşamasında sıcağı sıcağına alınan ilk savunmalarından farklı olarak suçlamayı kabul etmediklerini dile getirdikleri, sanıkların atılı suçların kanuni sorumluluğundan kurtulmaya yönelen ve
aşamalarda ciddi biçimde çelişen savunmaları karşısında, sonraki ifadelerine kıyasen soruşturma aşamasında alınan ve oluşa uygun olduğu değerlendirilen ilk savunmalarının üstün tutulması gerekeceği gerekçesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile 43, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince yapılan bozma üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 06.10.2021 tarihli ve 2021/776 Esas, 2021/721 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında “Sanık …’in soruşturma aşamasındaki beyanında mağdure ile birden fazla kez sürtünme yoluyla … ilişkiye girdiğini beyan ettiği, mağdurenin … olan …’nin kolluk aşamasındaki vermiş olduğu beyanda sanık …’a da yeğeni olan mağdureyi … için götürdüğünü beyan ettiği, buna karşılık sanığın mağdureye karşı gerçekleştirdiği eylemin Nitelikli … Saldırı olarak değerlendirilmesi için yeterli delil olmadığı, zincirleme suç hükümleri içerisinde mağdureye karşı birden fazla kez … Saldırı suçu işlediği anlaşılmakla, TCK’nun 102/1 maddesince suçun işleniş biçimi, failin kastının ağırlığı, mağdurenin annesi ve … ile toplamda 521 sefer iletişime geçmesi gibi hususlarda göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın bu eylemi beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı gerçekleştirdiğinden TCK’nun 102/3-a,d maddeleri uyarınca artırım yapılarak 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kendi ikrarından da anlaşılacağı üzere eylemi zincirleme biçimde gerçekleştirmesi nedeniyle 1/4 oranında artırım yapılarak 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kendisi ile ilgili yargılama sürecindeki davranışlarından pişmanlık gösterdiği ve bir daha suç işlemeyeceği yönünde yeterli vicdani kanı bulunamadığından TCK’nun 62.maddesinin uygulanmamasına” karar verilmiştir.
Dairemizce yapılan ikinci bozma üzerine ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.09.2022 tarihli ve 2022/1388 Esas, 2022/1225 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ”Sanık …’in soruşturma aşamasındaki beyanında mağdure ile birden fazla kez sürtünme yoluyla … ilişkiye girdiğini beyan ettiği, mağdurenin … olan …’nin kolluk aşamasındaki vermiş olduğu beyanda sanık …’a da yeğeni olan mağdureyi … için götürdüğünü beyan ettiği, buna karşılık sanığın mağdureye karşı gerçekleştirdiği eylemin Nitelikli … Saldırı olarak değerlendirilmesi için yeterli delil olmadığı, zincirleme suç hükümleri içerisinde mağdureye karşı birden fazla kez … Saldırı suçu işlediği anlaşılmakla, TCK’nun 102/1 maddesince suçun işleniş biçimi, failin kastının ağırlığı, mağdurenin annesi ve … ile toplamda 521 sefer iletişime geçmesi gibi hususlarda göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın bu eylemi beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı gerçekleştirdiğinden TCK’nun 102/3-a,d maddeleri uyarınca artırım yapılarak 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kendi ikrarından da anlaşılacağı üzere eylemi zincirleme biçimde gerçekleştirmesi nedeniyle 1/4 oranında artırım yapılarak 12 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın duruşmadaki tutumu ve adli sicil kaydında herhangi bir sabıkasının da olmadığı dikkate alınarak hakkında TCK’nun 62.maddesinin uygulanmasına” şeklinde karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Sanığın soruşturma aşamasında alınan savunması, HTS kayıtları, mağdurenin teyzesinin beyanı ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi de nazara alınarak sanık müdafiinin sübuta, teşdit hükümlerinin uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemenin İncelenmesinde
1. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak “7 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesi ile 43 maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Somut olayda 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinin uygulama alanının bulunmaması nedeniyle hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın duruşmadaki olumlu tutumu ve adli sicil kaydında herhangi bir sabıkasının olmadığı da dikkate alınarak” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanuni gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.09.2022 tarihli ve 2022/1388 Esas, 2022/1225 Karar sayılı kararında sanık müdafiii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.