YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14577
KARAR NO : 2023/1786
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2018 tarihli ve 2018/685 numaralı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Kayseri 3.Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.05.2019 Tarihli ve 2018/357 Esas, 2019/265 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına
Karar verilmiştir.
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 06.11.2019 tarihli ve 2019/1858 Esas ve 2019/1642 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm yönünden resen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik sanık müdafii, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Kapatılan 14. Ceza Dairesinin 08.03.2021 tarihli ve 2020/2281 Esas, 2021/1888 Karar sayılı kararı ile özetle sanığın mağdurenin yaşı hususunda kaçınılmaz hataya düştüğü gözetilerek zincirleme şekilde reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2021 tarihli ve 14-2020/12716 sayılı itiraznamesi ile sanığın hata hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığı belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına yönelik karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek Yargıtay Kapatılan 14. Ceza Dairesinin 08.03.2021 tarihli ve 2020/2281 Esas, 2021/1888 Karar sayılı kararına itiraz edilmiştir.
6. Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 06.10.2021 tarihli ve 2021/22390 Esas, 2021/8219 Karar sayılı kararı ile Yargıtay Kapatılan 14.Ceza Dairesinin bozma ilamı usul ve kanuna uygun görülüp, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ileri sürülen itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden reddiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için dosyanın Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.
7. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.05.2022 tarihli ve 2021/9-360 Esas, 2022/363 Karar sayılı Kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay Kapatılan 14. Ceza Dairesinin 08.03.2021 tarihli ve 2020/2281 Esas, 2021/1888 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, dosyanın uygulamanın denetlenmesi amacıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteğini
Zincirleme suç artırımı oranının üst sınırdan yapılması gerektiğine, takdiri indirim hükmü uygulamasının yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteğini
Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğine, zincirleme suç artırımının asgari düzeyden yapılmasının somut olay adaletine uymadığına, kamu vicdanını rahatsız edecek şekilde takdiri indirim hükmünün uygulandığına, Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteğini
Katılan mağdurenin on beş yaşını doldurmasına iki ay kalması sebebiyle bu ağır cezaya çarptırıldığına, mağdurenin gerçek yaşı ile resmi yaşı arasında çelişki bulunabileceğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesi, “…tanıştıklarından yaklaşık 15 gün sonra … parkında otururken aralarında gerçekleşen öpüşme ve sevişme eylemleri ile bu olaydan 20-25 gün sonra …’da bulunan sinemada yaşanan sanığın katılan mağdurun göğüslerini ve vajinasını elbisesinin üzerinden okşadığı katılan mağdurun da sanığın cinsel organına dokunduğu eylemlerinin mağdurun o tarihlerdeki yaşının da 15 ten küçük olduğu ve bu kapsamda mağdurun rızasının öneminin bulunmadığı dikkate alındığında sanığın bu aşamada çocuğun basit cinsel istismarı suçunu teselsülen işlediği, tanıştıklarından yaklaşık 1,5-2 ay sonra (tahminen Mayısın ilk haftaları) cumartesi günü … AVM’nin önünde buluştukları, buluştuktan sonra otobüsle sanığın ikametine gittikleri, sanığın odasında normal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri eylemde de mağdurun o tarihlerdeki yaşının da 15 ten küçük olduğu ve bu kapsamda mağdurun rızasının öneminin bulunmadığı dikkate alındığında sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği ve eylemi diğer eylemleri ile teselsüle dahil edildiği, evde yaşanan ilk cinsel ilişki sonrası yaklaşık 10-15 gün sonra (tahminen Mayısın son haftası) katılan mağdur ile sanığın yine buluştukları ve sanığın odasında normal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri, bu şekilde yaklaşık dokuz ay boyunca sanığın ikametinde ve sanığa ait araçta cinsel ilişkiye girmeye devam ettikleri, sanığın bu eylemlerini gerçekleştirdiği tarihte mağdurun 15 yaşını tamamlamış 16 yaşında olduğu, sanığın Mayısın son haftasında gerçekleştirmiş eylemi ve sonrasındaki cinsel eylemlerinin mağdurun rızasının da bulunduğu dikkate alındığında reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturacağı, bu suçun soruşturulmasının ve kovuşturulmasının şikayete tabi olduğu, şikayet süresinin suç tarihinden itibaren 6 ay içinde yapılması gerektiği, mağdur taraf tarafından sanığın 25/02/2018 tarihinde şikayet edildiği, mağdur ve sanığın … ile en son 23/02/2018 tarihinde cinsel ilişkiye girdikleri daha öncesinde de beyanlardan anlaşıldığı üzere normal yoldan pek çok kez cinsel ilişkiye girdiklerinin anlaşıldığı, hal böyle olunca mağdurun 15 yaşını doldurmasından sonraki şikayet tarihinden 6 ay önceki sanığın eylemlerinin zincirleme şeklinde reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu…” şeklindeki gerekçesiyle sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarından mahkumiyetine karar vermiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi “…Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanığın cinsel eylemleri katılan mağdurun 15 yaşını ikmalinden önceki dönem için ayrı suç, 15 yaşını ikmalinden sonraki dönem için ayrı suç kabul edilerek sanığın hem TCK’nın 103/2, 43/1, hem 104/1, 43/1.maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de sanığın eylemleri arasında fiili ya da hukuki kesinti olmadığı, organ sokma eylemlerinin katılanın 15 yaşından küçük olduğu dönemde başlayıp 15-18 yaş grubunda yer aldığı döneme kadar devam ettiği, katılan mağdurun şikayetinin yasal süresinde olduğu, bu nedenle sanığın eylemlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, suç tarihinin son eylemin gerçekleştiği 23/02/2018 tarihi olduğu, mağdurun 15 yaşından önceki ve sonraki dönemleri için sanığın eylemleri karşılaştırıldığında TCK’nın 44. maddesi uyarınca yaptırımı ağır olan TCK’nın 103/2. maddesinin uygulanması gerektiği, 15 yaşın ikmalinden sonraki dönemde rızaya dayalı cinsel ilişkilerin ise bu suçun teselsülü içinde değerlendirilmesi gerektiği…” şeklindeki gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükümlerine yönelik istinaf başvurularının kabulüne karar verip hükümleri kaldırarak sanığın bütün halinde zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanık ile katılan mağdurenin olaydan önce bir buçuk ay kadar arkadaş olması, suç tarihi olan Mart 2017 ile Şubat 2018 yılında on sekiz ve on dokuz yaşları içerisinde bulunan sanığın, suç tarihlerinde on dört ve on beş yaş içerisinde bulunan ve öğrenim gören mağdurenin yaşını birlikte oldukları dokuz aylık dönem içerisinde bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun düşmemesi, sanığın aşamalarda mağdurenin yaşına ilişkin çelişkili beyanlarının bulunması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata halinin uygulama koşullarının oluşmadığı kabulüyle Yargıtay Kapatılan 14.Ceza Dairesinin bozma kararını kaldırarak uygulamanın denetlenmesi amacıyla dosyanın Dairemize gönderilmesine karar vermiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde; temel cezanın ve zincirleme suç artırım oranının alt sınırdan belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Bölge Adliye Mahkemesince 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında tadadi şekilde sayılan nedenlerden biri olan “…cezanın sanık üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak…” şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında takdiri indirim maddesi uygulanarak kurulan hükümde; bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 06.11.2019 tarihli ve 2019/1858 Esas, 2019/1642 Karar sayılı kararında katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.