YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14724
KARAR NO : 2023/1438
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2011/457 Esas, 2013/159 Karar sayılı kararı ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 inci maddesinin iki, üç ve beşinci fıkraları ile 43 üncü maddesi uyarınca 11 yıl 4 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2011/457 Esas, 2013/159 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay Kapatılan 14. Ceza Dairesinin 06.05.2019 tarihli ve 2015/2058 Esas, 2019/9461 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2019/298 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararı ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları, 43 üncü maddesi ve 1412 sayılı Kanunun 326 ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca 11 yıl 4 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2019/298 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 08.12.2021 tarihli ve 2021/23291 Esas, 2021/9846 Karar sayılı kararı ile gerekçesiz hüküm kurulmuş olması nedeniyle ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
5. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2022/68 Esas, 2022/206 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları, 43 üncü maddesi ve 1412 sayılı Kanunun 326 ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca 11 yıl 4 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği;
Eylemlerin rıza ile gerçekleştiğine, mağdurenin zeka geriliğinin müvekkili tarafından bilinmediğine, sanığın bu hususta hataya düştüğünün kabul edilmesi gerektiğine, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; ”Bozma ilamları, toplanan tüm deliler ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mağdur …’in konuşma özürü olup, aynı zamanda akli maluliyetinin de bulunduğu, sanığın mağdur ile aynı mahallede ikamet ettikleri, bu şekilde tanıştıkları, sanığın mağduru mahallede bulunan ve kimsenin kullanmadığı atıl depo olarak bırakılan yere zaman zaman götürerek, vücuduna organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği, bu ilişkiler neticesi mağdurun hamile kaldığı ve 03/10/2011 tarihinde rahatsızlanarak hastaneye götürülmesi üzerine hamile olduğunun tespit edildiği, yapılan soruşturmada ölü dünyaya gelen bebek, mağdur … ve sanık …’ın Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinde yaptırtılan bebeğin babalık tespitine ilişkin incelemede, bebeğin babasının sanık olduğunun 27/10/2011 tarih 2011/2510 saylı rapor ile tespit edildiği, müşteki …’in akli maluluyeti nedeni ile aldırılan raporda kendisine karşı işlenmiş olan cinsel saldırı suçunun sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olduğu ve ahlaki reddiyatını kavrayamayacak durumda bulunduğunun bildirildiği, bu şekilde sanık …’ın üzerine atılı suçu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; mağdurun aşamalardaki anlatımı, bu anlatımlara güvenilebileceğine, mağdurdaki mevcut zeka geriliğinin üçüncü kişilerce kolaylıkla anlaşılmasının mümkün olabileceği, yaşadığı olay nedeniyle Anksiyete ve Depresyon Belirtilerinin Eşlik Ettiği Uyum Bozukluğu adlı psikiyatrik hastalığa duçar olduğuna ilişkin Marmara Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 4/10/2012 Tarih, 2012/110 Sayılı Sağlık Kurulu Raporu içeriği, DNA incelemesi sonunda mağdurenin bebeğinin yüzde 99,9 ihtimalle sanık olduğun ilişkin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Tarafından Hazırlanan 30/01/2012 Tarih, 67206/3052 Sayılı Rapor içeriği, sanığın mağdure ile cinsel ilişkide bulunduğuna dair açık ve samimi ikrarı, tanık anlatımları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın, beden ve ruh bakımından kendini savunmayacak durumdaki mağdureden cinsel amaçla faydalanmak için arkadaşlık kurduğu, akabinde, eyleme karşı koyması mümkün olmayan mağdureye bir çok kez aynı kasıt altında organ sokma suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, mağdurenin hamile kaldığı, eylem sonucunda mağdurun “Anksiyete ve Depresyon Belirtilerinin Eşlik Ettiği Uyum Bozukluğu” isimli hastalığa duçar olup ruh sağlığının bozulduğu, her ne kadar sanık mağdurenin orta düzeyde zihinsel gerilik denilen akıl hastası olduğunu bilmediğini, niyetinin ciddi olup evlenmeyi düşündüğünü savunmuş ise de, yapılan tıbbi incelemelere göre, mağduredeki zeka geriliğinin üçüncü kişilerce kolaylıkla anlaşılmasının mümkün olduğunun anlaşıldığı ayrıca mağdurenin konuşma ve büyük oranda duyma özürlü olduğunun mahkemece de gözlemlendiği, yine adli raporlardan mağdurenin cinsel istismar suçunun hukuki anlamda sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmemiş olduğunun da anlaşıldığı, tanık ….’nin ifadesine göre mağdurenin zihinsel özürlü olduğunu herkesin bildiği ve bu konuda sanığın uyarılmış olduğu, zaten bu durumdaki kişi ile evlenmesinin yasal olarak mümkün bulunmadığı, bu nedenle sanığın kaçamaklı savunmasına itibar edilemeyeceği vicdani kansına varılmakla ve ilk bozma ilamından sonra alınan Nevşehir Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün Sayı : 2019/895 01/11/2019 tarihli raporuna göre, Muayene tarihinden geriye doğru gidildiğinde 13/06/2011 tarihi itibari ile şahsın 14-17 (on dört-on yedi) yaş aralığında olacağı kanaatine varıldığı bildirilmekle; bu rapor doğrultusunda netice olarak mağdurun olay tarihinde yaşı net olarak tespit edilememekle birlikte alınan rapor ve dosya kapsamından mağdurun olay tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda bulunduğu kanaatine varılmakla, sanığın üzerine atılı suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunup fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş katılan …’e yönelik organ sokmak suretiyle çocuğa yönelik cinsel istismar suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan ve lehe olan suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nun 103/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın eylemi ile mağdurun ruh sağlığı bozulduğu anlaşılmakla verilen 5237 sayılı TCK’nun 103/6. Maddesinin uygulanmasına ve sanık eylemini teselsül ettirdiğinden temel cezasından TCK’nun 43/1 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılmasına dair hüküm kurulmuştur.” şeklinde hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1.Olayın intikal şekli ve zamanı, dosyada bulunan kemik yaşı, DNA ve ruh sağlığı raporlarının içerikleri, sanığın ikrarı, tanık beyanları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın suç tarihlerinde fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan mağdureye yönelik organ sokma suretiyle atılı suçu işlediği kanaatine varılmıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2022/68 Esas, 2022/206 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.