YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14796
KARAR NO : 2023/1963
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Direnme
Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/44 Esas, 2022/129 Karar sayılı kararı ile Dairemizin , 18.01.2022 tarihli ve 2021/2105 Esas, 2022/379 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede;
Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 11.09.2013 tarihli ve 2013/2703 Esas sayılı iddianamesiyle, sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
2. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2014 tarihli ve 2013/177 Esas, 2014/239 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir.
3. Nazilli 1.Ağır Ceza Mahkemesinin,15.10.2014 tarihli ve 2013/177 Esas, 2014/239 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.01.2022 tarihli ve 2021/2105 Esas, 2022/379 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçtan oluşan şüphe nedeniyle beraatine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/44 Esas, 2022/129 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Yargıtay denetiminden geçmeyen yeni bir gerekçe ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar vermiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.11.2022 tarihli ve 9-2022/120756 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafii
Kararı temyiz ettiklerini belirtir dilekçe vermiştir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısı
Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, tanık beyanları, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair şüphe bulunduğunu ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı üzerine; “Tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2013/2703 esas sayılı ve 11.09.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında mağdureye yönelik işlediği cinsel istismar suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açıldığı anlaşılmakla yapılan yargılama neticesinde; 24.02.2013 tarihinde, 15 yaşından küçük olan mağdurenin, mahalleden komşusu olan sanığın işlettiği ve evlerinin yakınındaki ***** Büfe isimli işyerine alışveriş yapmak için gittiği, ödeme yapmak için kasaya yaklaştığında sanığın, mağdurenin saçlarını okşayıp göğüslerini ellemeye çalıştığı ve ‘bazı duygular karşılıklı olabilir, ben güzel bir evlilik yaşamıyorum, eşim benim ihtiyaçlarımı karşılamıyor, biri bana gelip dost hayatı yaşayalım derse hemen kabul edeceğim, ben senden hoşlanıyorum’ dediği, bunun üzerine mağdurenin hemen bakkal dükkanını terkettiği, bu olaydan yaklaşık 5-6 ay önce de mağdurenin alışveriş yapmak için sanığın bakkal dükkanına gittiğinde, sanık … **** mağdureye ‘yaklaş biraz’ dedikten sonra göğüslerini elleyerek sarılmaya çalıştığı, mağdurenin sanığı ittirerek kendisinden uzaklaştırdığı iddialarıyla sanık hakkında işbu davanın açıldığı, Sanığın verdiği ifadelerde geçen, mağdurenin bakkal dükkanından çıkıp işyerinin karşısındaki sokak içinde oturmakta olan babaannesine bir şeyler söylediği, akabinde babaannesinin birden bağırmaya başlayınca, sesini duyan akrabalarının yanına geldiği biraz sonra kendisine saldırmaya başladıkları ve ‘sen kıza ne söylemişsin’ dedikleri şeklindeki beyanı, yine mağdurenin yaklaşık 5-6 ay önce gerçekleştiğini iddia ettiği olayla ilgili olarak sanığın net ifadelerle 2012 yılının Mayıs ayında gerçekleştiğini belirttiği, mahkememizde ise 21.11.2013 tarihinde verdiği ifadede, kesin tarih vererek önceki olayın 22.10.2012 tarihinde gerçekleştiğini söylediği, bu olayla ilgili olarak ‘olay günü … üç defa bana alışverişe gelmiş, ayağında kısa bir forma vardı. Bacağında sıyrık gibi bir şey vardı. Yara gibi kaşıyordu. Ben kendisine geçmiş olsun ne oldu dedim. Arkadaşı ile şakalaşırken bıçağın kestiğini söyledi. Daha sonra eline Biskrem bisküvisi aldı. Ben kendisie onun fiyatını söyledim, parayı uzattı alacağım sırada elini arkaya doğru attı, annemin hesabına yazarsın dedi. Kapıdan çıkarken dönüp annem bilmesin diye söyledi’ şeklinde beyanda bulunarak, olay tarihinin üzerinden bir yıldan uzun bir sürenin geçmiş olmasına rağmen, mağdurenin söylediği sözlere ve hangi bisküviyi aldığına kadar hiçbir detayı atlamadan olayı anlatmasının, mahkememizde, sanığın gerçekleri gizlemek hissiyatıyla senaryo uydurduğu kanatini uyandırdığı, yine aşamalarda verdiği ifadelerin birbirinden oldukça farklı olduğu, ancak tüm beyanlarının tevil yollu ikrar içerdiği, Bir an için sanığın beyanlarına itibar edilse bile, 24.02.2013 tarihinde gerçekleşen ikinci olaya ilişkin mahkememizde verdiği ifadeden, olay tarihinde mağdure ile aralarında herhangi bir tartışma veya anlaşmazlığın yaşanmadığı, olay öncesinde de sanığın ifadesine göre mağdurenin her gün dükkanına gelerek ‘nasıl görünüyorum’ dediği, sanığın da güzel göründüğünü söylediği, dolayısıyla mağdurenin sanığa suç isnat etmesini gerektirecek bir neden bulunmadığı, ayrıca bu şekilde iddialarda bulunarak yaşadığı çevrede adının çıkmasını istemeyeceği ve aşamalarda değişmeyen tutarlı beyanlarda bulunduğu, Sanığın dinlettiği tanıklar … ***** ve … ***** isimlerini soruşturma aşamasında hiç zikretmeyerek, olaydan tam bir yıl sonra mahkememize bildirmiş olmasının, mahkememizce, lehine delil oluşturma çabası olarak görüldüğü, kaldı ki bu tanıkların suç tarihinde sanığın dükkanına girdikleri kabul edilse dahi mağdurenin de dükkanda bulunduğu tüm süre içerisinde orada olmadıklarının kendi beyanlarıyla sabit olduğu, bu nedenlerle beyanlarının hükme esas alınamayacağı, Mağdure hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 26.02.2014 tarihli raporda, maruz kaldığı eylemler neticesinde ruh sağlığının etkilendiği ancak bozulmadığı ve mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceği şeklinde mütalaada bulunulduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik ve gerçeklikten uzak beyanlarına itibar edilmeyerek, 24.02.2013 tarihinde ve bu tarihten yaklaşık 5-6 ay önce 2012 yılında mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği kanaatine varıldığından, eylemine uyan TCK’nın 103/1-a, 43, 62, 53, maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
MAHKEMEMİZ DİRENME GEREKÇESİ:
Sanığın 24.02.2013 tarihinden saat 16:30 sıralarında mağdur küçüğe karşı eylemleri ile bu olaydan 5-6 ay önce 2012 yılı içerisinde bakkal dükkanında iddia olunan sarkıntılık sureti ile çocuğun istismarı eylemlerine ilişkin son olayın hemen ardından, olayı mağdurun ailesine bildirildiği ve kolluk kuvvetlerine intikal ettiği, ilk olayın ise ikinci olay ile birlikte kolluk kuvvetlerine intikal ettiği, mağdurenin davranış bozukluğu konulu tedavi kayıtları bulunmakla birlikte davranışlarını yönlendirme yeteneği bulunduğu ve beyanlarına itibar edilebileceğinin Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Raporu ile de sabit olduğu, mağdurenin olay tarihinde lise öğrencisi ve çocuk olduğu, sanığa iftira etmesini gerektirir bir neden bulunmadığı, aşamalarda tutarlı ve istikrarlı anlatım yaptığı, sanığın aşamalarda savunmasını değiştirdiği, sanığın savunmasına göre “hayır kilolu değilsin gayet güzelsin” dediği yönündeki tevilli anlatımları ile de mağdureye karşı ilgisini bir şekilde kaçamak olarak ifade ettiği, 24/02/2013 tarihli olaydan 5-6 ay önce de mağdurenin alışveriş yapmak için sanığın dükkanına gittiğinde sanığın mağdureye “yaklaş biraz” dedikten sonra göğüslerini elleyerek sarılmaya çalıştığı, mağdurenin bu olayı da aynı gün ailesine anlattığı ve ailesinin sanık ile tartıştıkları, sanığın olayı inkar ettiği ve bu olayın o tarihte adli mercilere intikal ettirilmediği anlaşılmaktadır.Mağdurenin adli mercilere intikal ettirilmeyen ilk cinsel istismar iddiasını sanığın da doğruladığı, mağdurenin ailesinin böyle bir iddia ile kendisini suçladıklarını bu nedenle tartıştıklarını anlattığı, hatta o olayın ayrıntılarına ilişkin mağdurenin söylediği sözlere ve hangi bisküviyi aldığına kadar fazlaca detay verdiği aşamalarda anlaşılmıştır. Sanığın aşamalardaki ifadelerinin kısmen çelişkili olduğu, soruşturma aşamasında anlatmadığı bazı olayları sonradan anlatması ve tanık göstermesinin lehine delil üretme çabasını gösterdiği, mağdurenin ise baştan beri tutarlı ve samimi anlatımlarda bulunduğu, aşamalarda gelişen savunmaya göre kendisine iftira edecek şekilde hırsızlık olayı dolayısı ile yakalama olayından sorumlu tutulma var ise böyle bir durumda da mağdur çocuk ile samimiyet geliştirmesinin de beklenemeyeceği, dolayısı ile sanığın geliştirdiği savunmaların suçtan kurtulmaya yönelik geçmişe dönük husumet oluşturma gayretinden ileri geldiği anlaşılan olayda; Mahkememizin 15.10.2014 tarih 2013/177 Esas, 2014/239 Karar sayılı kararında direnilmesine karar verilmiştir.” gerekçeleriyle sanık hakkında daha önce kurulan hükme ilişkin direnme kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Dairemizin 18.01.2022 tarih ve 2021/2105 Esas, 2022/379 Karar sayılı kararı ile olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, tanık beyanları, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak mahkeme ilamının bozulmasına karar verildiği, bozma ilamı üzerine yapılan yargılamada ise Mahkemesince direnme kararı verildiği, direnme kararının yerinde olmadığı görülmekle Daire kararının düzeltilmesine yer olmadığı anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/44 Esas, 2022/129 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Dairemizin 18.01.2022 tarihli ve 2021/2105 Esas, 2022/379 Karar sayılı bozma kararının, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.
KARIŞ OY
24.02.2013 tarihinde mağdurenin evlerinin yakınındaki sanığın işlettiği bakkala alışveriş yapmak için gittiği, ödeme yapmak için kasaya yaklaştığında sanığın, mağdurenin saçlarını okşayıp göğüslerini ellemeye çalıştığı ve “bazı duygular karşılıklı olabilir, ben güzel bir evlilik yaşamıyorum, eşim benim ihtiyaçlarımı karşılamıyor, biri bana gelip dost hayatı yaşayalım derse hemen kabul edeceğim, ben senden hoşlanıyorum” dediği, bunun üzerine mağdurenin hemen dükkanı terkettiği, dükkanın karşısında sokak içerisinde oturan babaannesine ve dedesine olayı anlattığı, babaannesinin bağırması üzerine mağdurenin amcası tanık …’nın aşağıya indiği, mağdureyi ağlar vaziyette gördüğü, ne olduğunu sorduğunda mağdurenin olayı anlattığı, mağdurenin yakınlarının sanığın dükkanına gittikleri ve kavga ettikleri, sanığın polis çağırması üzerine olayın adli mercilere intikal ettiği, bu olaydan 5-6 ay önce de mağdurenin alışveriş yapmak için sanığın dükkanına gittiğinde sanığın mağdureye “yaklaş biraz” dedikten sonra göğüslerini elleyerek sarılmaya çalıştığı, mağdurenin bu olayı da aynı gün ailesine anlattığı ve ailesinin sanık ile tartıştıkları, sanığın olayı inkar ettiği ve bu olayın o tarihte adli mercilere intikal ettirilmediği anlaşılmaktadır.
Sanığın aşamalardaki ifadelerinin çelişkili olduğu, soruşturma aşamasında anlatmadığı bazı olayları sonradan anlatması ve tanık göstermesinin lehine delil üretme çabasını gösterdiği, mağdurenin ise baştan beri tutarlı ve samimi anlatımlarda bulunduğu, bu yönüyle mağdurenin anlatımlarına itibar etmemek için bir neden bulunmadığı,
Mağdurenin adli mercilere intikal ettirilmeyen ilk cinsel istismar iddiasını sanığın da doğruladığı, mağdurenin ailesinin böyle bir iddia ile kendisini suçladıklarını bu nedenle tartıştıklarını anlattığı, hatta o olayın ayrıntılarına ilişkin mağdurenin söylediği sözlere ve hangi bisküviyi aldığına kadar fazlaca detay verdiği,
Sanığın mağdurenin kilo almaktan şikayet etmesi üzerine ona “hayır kilolu değilsin gayet güzelsin” dediği yönündeki savunmasının tevil yollu ikrar içerdiği,
Sanığın 24.02.2013 tarihinde gerçekleşen ikinci olaya ilişkin savunmalarında olay tarihinde mağdure ile aralarında herhangi bir tartışma veya anlaşmazlığın yaşanmadığını bildirdiği, dolayısıyla mağdurenin sanığa suç isnat etmesini gerektirecek bir neden bulunmadığı, sanığın kızı ile mağdurun gezmelerine izin vermemesi üzerine mağdurenin “ben anlayacağımı anladım” diyerek dükkandan çıktıktan sonra mağdurenin ailesinin kendisine saldırarak sarkıntılıkla suçladıkları yönündeki savunmasının inandırıcılıktan uzak olduğu,
Mağdure hakkında İstanbul ATK 6. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 26.02.2014 tarihli raporda, maruz kaldığı eylemler neticesinde ruh sağlığının etkilendiği ancak bozulmadığı ve mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceği şeklinde mütalaada bulunulduğu,
Hususları hep birlikte nazara alındığında, sanığın mağdureye farklı zamanlarda sarkıntılık suretiyle cinsel istismarda bulunduğunun sabit olduğu, sanığın mahkumiyetine dair direnme hükmünün onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.