Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/14823 E. 2023/3547 K. 25.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14823
KARAR NO : 2023/3547
KARAR TARİHİ : 25.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/372 E., 2022/338 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2020/13 Esas, 2020/232 Karar sayılı kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 22.10.2020 tarihli ve 2020/1267 Esas, 2020/1457 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.03.2022 tarihli ve 2021/18506 Esas, 2022/2425 Karar sayılı kararı ile özetle gerekçesizlik nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2022/372 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın eylemle orantılı olarak alt sınırdan uzaklaşılıp, indirim yapılmaksızın cezalandırılması ve vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Suçlamanın asılsız olup mağdur beyanının gerçeği yansıtmadığına, hukuka aykırı kararın kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, aksi durumda lehe hükümlerin uygulanması istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
”Mahkememiz 02/07/2020 Tarih, 2020/13 Esas, 2020/232 Karar sayılı ilamının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2021/18506 Esas, 2022/2425 Karar sayılı ilamıyla “mağdurun anlatımlarından cebir ve tehditin cinsel istismar eylemine yönelik olduğu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ne şekilde cebir ve tehditle işlendiği hususunda denetime elverişli olacak şekilde somut gerekçeler gösterilerek karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması” nedeniyle bozulmuş olmakla, mahkememizce yeniden yapılan yargılama sonucunda;
Mahkememizce verilen ve sanığın çocuğun cinsel istismarı suçu nedeniyle hükmolunan ceza Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin ilamlarıyla kesinleşmiş olup, bozma ilamı doğrultusunda araştırılacak başkaca bir yön kalmadığı anlaşılmış olup, her ne kadar Yargıtay 9. Ceza Dairesi söz konusu cebir ve tehdidin cinsel istismar eylemine yönelik olduğunun kabulü ile kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun ne suretle cebir ve tehdit ile yapıldığı yönünde somut gerekçe bildirilmemesi noktasından bozmuş ise de, olay günü sanığın mağduru ikinci kez ilişkiye zorlamak amacıyla önce kendisine vurduğunu daha sonra ikinci kez yapmak için kendiliğinden mağduru bırakmayarak ikinci kez vurursam ölürsün diyerek mağduru götürmüş olduğu ormanda tutmaya devam
ettiği, mağdurun hazırlıkta alınan beyanında da açıkça korktuğunu beyan ettiği, dolayısıyla söz konusu tehdidin çocuk üzerinde etkisinin bulunduğu hususları gözetildiğinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da söz konusu tehdit ile oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.”
Şeklindedir.

IV. GEREKÇE
1. Katılan mağdur beyanları ve hakkında düzenlenen adli raporları ile tüm dosya kapsamı karşısında Mahkemenin sübuta yönelik kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2022/372 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.05.2023 tarihinde karar verildi.