YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14885
KARAR NO : 2023/414
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan ve düzeltilerek esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKİ SÜREÇ
1. Bursa 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 13.01.2022 tarihli ve 2021/285 Esas ve 2022/6 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile dördüncü fıkrası, 62 nci maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise 109 uncu maddenin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 05.04.2022 tarihli ve 2022/476 Esas, 2022/546 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık, sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan esastan reddine, çocuğun cinsel istismarı suçu açısından ise hükümde yargılama giderlerine ilişkin kısımda yer alan A bendinin 11 nolu fıkrasının tamamen çıkarılması ve aynı bendin 1 nolu paragrafındaki ”TCK.nın 103/1-1.cümlesi” yerine ”TCK’nun 103/1.fıkra 1. ve 3.cümlesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; kararın bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ NEDENLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz istemi, mağdurenin kovuşturma aşamasındaki ifadesinde olayı hatırlamadığı ve sanığı tanımadığını beyan ettiği, bu hususta beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte suçun nitelikli hallerine ilişkin hatalı değerlendirme yapıldığı, ceza tayin edilirken kanunun aradığı gerekçeden yoksun bir şekilde alt sınırdan uzaklaşıldığı, olay yerinde keşif yapılmadığı, tanık dinlenilmediği, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi, sanığın takdiri indirim uygulanmaksızın en üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın kendi eşyalarını almak için daha önceden oturduğu ikamete gittiğinde apartman girişinde ve önünde oynayan içinde mağdurenin de olduğu çocukları gördüğü, çocuklardan birine kendisine sakız alma bahanesiyle oradan uzaklaştırmak amacıyla para verdiği, bu sırada mağdureye de sakız verdiği ve bu şekilde hileli hareketlerle mağdurenin yaşından da faydalanarak götürmeye ikna ettiği, mağdureyi ikametin yan tarafında bulunan başka bir apartmanın girişine götürdüğü, burada çocuğun ağzını kapattığı, pantolonunu indirdiği, mağdurenin cinsel organına dokunduğu, bu sırada mağdurenin bağırdığı, mağdureyle birlikte oynayan ismi belirlenemeyen çocuğun bağırması üzerine mağdurenin babasının kızını aramaya çıktığı, sesini duyunca olay mahalline geldiği ve kızının pantolonunun inik, ağzının sanık tarafından eliyle kapatılmış vaziyette olduğunu gördüğü, mağdureyi sanığın elinden aldığı ve sanığın eylemini bu şekilde gerçekleştirdiği kabul edilen olayda;
Her ne kadar sanık mağdureye yönelik herhangi bir cinsel içerikli eyleminin bulunmadığını iddia etmiş ise de, bilhassa hazırlıktaki beyanında mağdureye sakız verdiğini kabul etmiş olması, mağdurenin apartmandan inerken düşmesi sonucu kendi kucağına geldiği yönündeki savunmasının hayatın olağan gerçekleriyle örtüşmemesi, sanıkla herhangi bir husumeti bulunmayan müştekinin doğrudan görgüye dayalı beyanlarının mağdurenin anlatımlarıyla örtüşmesi hususları bir bütün değerlendirildiğinde sanığın beyanlarına itibar edilmemiş, mağdure ve müşteki anlatımlarına üstünlük tanımıştır.
Tüm dosya kapsamı doğrultusunda, sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği sabit görüldüğünden mağdurun yaşı, sanığın kastının yoğunluğu, suçun mağdurun manevi dünyasında meydana getirdiği zarar dikkate alındığında sanığın takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince cezalandırılmasına, sanığa verilen cezanın sanığın eylemini icra ettiği sırada mağdurun ağzını kapatmak suretiyle cebir kullandığı anlaşıldığından sanığa verilen cezanın aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince yarı oranda arttırılmasına, sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilmiştir.
Sanığın cinsel istismar eylemi dışında ve onun yanında mağdureyi cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kıldığı ve eylemini mağdureye sakız vermek suretiyle hileyle gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığın 5237 sayılı Kanun’un 109 unca maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman ile sanığın kastının yoğunluğu da gözetilerek takdiren alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle cezalandırılmasına, sanığın eylemini çocuğa karşı gerçekleştirdiği anlaşıldığından cezasının aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi gereğince 1 kat arttırılmasına, yine eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiği anlaşıldığından 109 uncu maddenin beşinci fıkrası gereğince cezasının yarı oranda arttırılmasına, sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak aynı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, çocuğun cinsel istismarı suçu açısından hükümde yargılama giderlerine ilişkin kısmın çıkartılması ve ”TCK.nın 103/1-1.cümlesi” yerine ”TCK’nun 103/1.fıkra 1. ve 3.cümlesi” ibaresi eklenmesi gerektiği hususları dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden müsnet suçlardan dolayı sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun esastan ve düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan İncelemede;
Eylemden hemen sonra şikayette bulunulması şeklinde gerçekleşen olayın intikal tarzı ve zamanı, mağdurenin soruşturma aşamasındaki detaylı ve tutarlı anlatımı, mağdurenin babası olan müşteki Ahmed’in doğrudan görgüye dayanan beyanları, sanık savunması ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alınarak sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan İncelemede;
Dosya kapsamı ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak sanığın takdiri indirim uygulanmaksızın en üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
C. Tebliğname Yönünden Yapılan İncelemede;
Suriye uyruklu sanığın kollukta tercüman bulundurulmaksızın vermiş olduğu beyanının 5271 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 230 uncu maddesinin birinci fıkrasına aykırılık oluşturacak şekilde sanık aleyhine delil olarak hükme esas alınmış olması, dosya içeriğindeki diğer delillerin atılı suçların sübutu için yeterli olmasından dolayı bozma sebebi olarak düşünülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 05.04.2022 tarihli ve 2022/476 Esas, 2022/546 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2023 tarihinde karar verildi.