Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/14938 E. 2023/98 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14938
KARAR NO : 2023/98
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

Sanık hakkında; sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir.

Sanık hakkında; çocuğun cinsel istismarı suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği
1
temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2022 tarihli ve 2022/251 Esas, 2022/275 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; mağdure …’e karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri ile aynı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mağdure…’ya karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri ile aynı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 05.09.2022 tarihli ve 2022/1612 Esas, 2022/2188 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm yönünden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.11.2022 tarihli ve 9-2022/133947 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz Sebepleri
HTS kayıtlarından ve tanık beyanlarından suç saatinde olay yerinde bulunmadığının anlaşıldığına, mağdurların beyanlarının çelişkili olduğuna ve mağdur …’in annesi ile aralarında husumet bulunduğuna ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın suç saatinde evde bulunmadığına, mağdure …’in annesi tarafından yönlendirildiğine, müvekkilinin eşi ile mağdurelerin anneleri arasındaki telefon görüşmelerini içeren ses kayıtlarının dökümünün mahkeme tarafından yaptırılmayarak eksik inceleme sonucu karar verildiğine ilişkindir.

C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri
Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken aksi yönde hüküm tesis edilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olay tarihinde …’in sanığın ikametinde bulunduğu, sanığın …’in pijamasını çıkartarak kendi
2
cinsel organını …’in kalçasına ve bacaklarına sürttüğü, o sırada mağdure …’i çağırmak için eve gelen diğer mağdure…’nın olayı gördüğü ve sanığın …’e karşı olan eylemlerinin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Yönünden
İlk Derece Mahkemesinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olduğundan bu hususta temyiz taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Yönünden
Mağdurun mahkeme ifadesi sırasında hazırda bulunan sosyal çalışmacının, mağdurun yaşı itibariyle olayları açık bir şekilde anlattığı şeklindeki görüşünün içeriği itibarıyla yetersiz olması ve mağdurun tek beyanı olan mahkeme beyanının olayın üzerinden dört yıl geçmesinden sonra alınabilmesi karşısında; ilk derece mahkemesince mağdurenin beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, yaşı itibarıyla yönlendirmeye açık olup olmadığı, kendisine yönelik cinsel istismar eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine etkisi bulunup bulunmadığı, eyleme karşı beden veya ruh bakımından mukavemete muktedir olup olmadığı, olay tarihinde 2 yaş 10 aylık olan mağdurenin, olaydan yaklaşık 4 yıl sonra verdiği beyana itibar edilip edilmeyeceği hususlarında rapor aldırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Yukarıda açıklanan nedenlerle Tebliğnamede sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanmasına yönelik görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan İlk Derece Mahkemesince Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 05.09.2022 tarihli ve 2022/1612 Esas, 2022/2188 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, Üye … ve Üye …’in beraat kararı verilmesi yönünde farklı gerekçe ile oy çokluğuyla BOZULMASINA, oy birliği ile bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2023 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak, soruşturma aşamasında sanığın mağdureye karşı olan eylemlerini gördüğünü ifade eden diğer mağdure…’nın soruşturma aşamasında daha sonradan verdiği dilekçesinde ve kovuşturma aşamasındaki ifadesinde, sanığın mağdureye karşı herhangi bir eylemini görmediğini ve mağdurenin annesi olan katılan …’nin yönlendirmesiyle sanığa isnatta bulunduğunu ifade ettiği, tanık …’un, katılan … ile sanık arasında sanığın ikamet ettiği evden kaynaklı bir husumet bulunduğuna ilişkin beyanı ile mağdurenin annesi katılan …’nin her aşamada değişen çelişkili beyanları da dikkate alındığında sanığın atılı suçu işlediğine dair mağdurun olaydan yaklaşık 4 yıl sonra soru cevap şeklinde alınan ayrıntı içermeyen soyut beyanı dışında delil bulunmadığından, sanığın beraatine karar verilmesi görüşünde olduğumuzdan, mağdurenin beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususunda alınacak raporun sonuca etkili olmayacağı kanaatinde olmakla, eksik araştırma nedeniyle kararın bozulmasına yönelik çoğunluk heyetin görüşüne katılmıyoruz.