Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/14976 E. 2023/617 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14976
KARAR NO : 2023/617
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2013 tarihli ve 2013/19841 Esas sayılı iddianamesiyle, sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
2. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.07.2014 tarihli ve 2013/498 Esas, 2014/302 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir.
3. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.07.2014 tarihli ve 2013/498 Esas, 2014/302 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan mağdure vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.02.2022 tarihli ve 2021/2102 Esas, 2022/574 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazlarının reddine ancak sanık hakkında suç tarihinde elli yedi yaşında olmasından dolayı hapis cezasının ertelenemeyeceği gözetilmeden hüküm kurulması hukuka aykırı bulunarak bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2022/117 Esas, 2022/209 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafii, mahkemece somut hukuki bir gerekçe sunulmadığını, tanık beyanları ile müşteki, mağdur beyanları arasında açık çelişkiye dikkat edilmediğini, dosya kapsamında müvekkilin beyanlarını destekleyecek ve mağdurenin iddialarını çürütecek delillerin mevcut olduğunu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğini, mağdurenin sanığa iftira atmasını gerektirir birden çok neden olduğunu, mağdurenin anne ve babası ile sanık arasında geçmişe dayalı bir husumet bulunduğunu ve diğer temyiz itirazlarını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Katılan mağdure vekili; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanmadığını, cezanın alt sınırdan uygulandığını ve gerekçesinin açıklanmadığını, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası olumsuz etkileri gözetilerek hakkında takdiri indirim uygulandığını ancak olumsuz etkilerin neler olduğunun açıklanmadığını, kararın bu hali ile gerekçesiz olduğunu, kararda olayın aydınlatılmasına yetecek ölçüde delillerin irdelenmediğini ve gerekçelendirilmediğini, sanığın yargılama esnasında hiçbir olumlu davranış sergilemediğini, duruşmalara katılmadığını, zorla getirilerek ifadesinin alındığını, mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, daha önce aynı nitelikte suçu işlediğini, aynı nitelikteki suçlardan ceza almamasının eylemi tekrarlaması konusunda kendisini cesaretlendirdiğini, cezanın caydırıcılık taşımadığını, verilecek cezada hiçbir indirim sebebinin olmaması gerektiğini ve sair temyiz itirazlarını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk derece mahkemesince bozma ilamı üzerine; “Sanık savunması mağdurenin istikrarlı beyanları, tanık beyanları, psikolog beyanları, adli tıp raporu, Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Sanık ile mağdurenin uzaktan akraba olup birbirlerini önceden tanıdıkları, olay günü mağdure ile sanık köy meydanında karşılaştıkları sırada, sanık bayramlaşma bahanesi ile mağdureye sarılarak kalçalarına dokunduğu, mağdurenin sanığı ittiği ancak sanığın tekrar mağdureyi kendisine doğru çekerek bu kez göğüslerine dokunduğu, mağdurenin de sanığı tekrar ittiği, sanığın üçüncü kez mağdureyi kendisine doğru çekmeye çalıştığı sırada mağdurenin bağırması üzerine sanık olay yerinden uzaklaştığı, mağdurenin olayın hemen akabinde arkadaşlarına olayı anlattığı, duruşmada tanık olarak dinlenen … de beyanlarında bu hususu doğrulamışlardır. Tanıklar … ve … “mağdureyle birlikte olay yerinde gezerken sanıkla karşılaştıklarını, kendilerinin sanık ile mağdurenin yanından ayrıldıklarını”, tanık …, bu karşılaşmadan bir süre sonra mağdurenin tedirgin bir halde olay yerinden
yanlarına geldiğini, tanık … da, mağdurenin “bırak” şeklinde bağırarak koşarak yanlarına geldiğini, ifade etmiştir.
Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. Sanık mahkemedeki savunmasında iddianamede belirtildiği şekilde suç tarihinde bayram günü Orhaneli İlçesi Çöreler Köyü meydanında mağdure ile karşılaşmadığını, onunla bayramlaşmadığını, olay günü tanık S.İ ile birlikte olduğunu, S.İ’nin yanında olduğu süre içerisinde mağdure ile hiç karşılaşmadığını söylemiştir. Mahkemede tanık olarak dinlenen S.İ “olay günü köyde olduğunu, köy meydanındaki bayramlaşmaya katıldığını, herkes dağıldıktan sonra köy kahvesine gittiğini, çocuklarını Bursa’ya yolcu edeceğinden onlarla ilgilendiğini” beyan etmiştir. Tanık hazırlıkta alınan beyanında “olay günü saat 16.00 sıralarında sanıkla birlikte kahvehanede çay içtikten sonra sanığın yanından ayrılarak eve gittiğini, daha sonra sanığın darp edildiğini öğrendiğini” beyan etmiştir. Tanık…’ın beyanına göre, sanık çok kısa süreliğine…’ın yanında bulunmuş, ancak… yanından ayrıldıktan sonra nerede olduğunu ispatlayamamıştır. Gerek mağdurenin anlatımı, gerekse tüm tanık anlatımlarından sanık ile mağdurenin olayın meydana geldiği köy meydanında karşılaştıkları ve aralarında bir olayın yaşandığı anlaşılmaktadır. Sanık savunmasında, her ne kadar mağdure ile hiç karşılaşmadığını belirtmişse de; mağdurenin, cinsel istismara uğradığını olayın hemen akabinde arkadaşlarına anlatması, mağdurenin tüm aşamalardaki beyanlarının tutarlı olması, sanığın “olay sırasında başka birinin yanında olduğuna dair “savunmasının tanık beyanıyla doğrulanmaması, sanıkla mağdure arasında daha önceden bir husumet olmaması ve mağdurenin sanığa iftira atmasını gerektirecek somut bir nedenin bulunmaması dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı suçu inkara yönelik savunmasının cezadan kurtulma amaçlı soyut beyanlardan ibaret olduğu, bu nedenle mağdurenin ayrıntılı, tutarlı ve samimi beyanlarına itibar edilmesi gerektiği kanatine varılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu tarafından verilen raporda; “mağdurenin maruz kaldığı davaya konu eylem nedeniyle ruh sağlığının etkilendiği ancak bu etkilenmenin ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olmadığı” belirtilmiştir.
Sanığın, bayramlaşma bahanesi ile mağdureye sarılarak kalçalarına dokunması üzerine mağdurenin sanığı ittirmesi, sanığın tekrar mağdureyi kendisine doğru çekerek bu kez göğüslerine dokunması üzerine mağdurenin sanığı tekrar ittirmesi ve sanığın üçüncü kez mağdureyi kendisine doğru çekmeye çalıştığı sırada mağdurenin bağırması üzerine sanığın olay yerinden uzaklaşması eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin basit cinsel istismar suçunu oluşturduğu ve sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olduğu hukuki sonuç ve vicdani kanaatine varılarak sanığın işlediği sabit görülen suç tarihinde yürürlükte ve lehine olan çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçeleriyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanık Müdafii ve Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2022/117 Esas, 2022/209 Karar sayılı kararında sanık müdafisi ile katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.