YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15242
KARAR NO : 2023/655
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
Sanığın temyiz istemi yönünden; sanığın yokluğunda verilip 23.09.2021 tarihinde tebliğ edilen kararı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinde belirtilen kanuni süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmıştır.
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; ilk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli ve 2018/376 Esas, 2019/302 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 10.09.2019 tarihli ve 2019/2417 Esas, 2019/1747 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin son cümlesi ve 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf yoluna başvurulan kararın hüküm kısmının ilk üç paragrafının çıkartılarak sonraki bölümler aynen kalacak şekilde yerine; 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmek suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık 23.09.2021 tarihinde tebliğ edilen kararı süresinden sonra sunduğu 06.09.2022, 15.11.2022 ve 01.03.2023 tarihli dilekçeleri ile temyiz etmiştir.
2. Katılan Bakanlık vekilinin temyizi; sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Sanığın, mağdur çocuğun ikamet ettiği Yeşilpınar Mahallesi Miralay Sokak’ta ikamet ettiği, mağdurun oyun oynamak için sokakta olduğu zamanlarda sanığın mağdurun yanına gelerek mağduru kendisine doğru çektiği, seni seviyorum diyerek sarıldığı ve öptüğü, bir defasında sanığın mağdura sarılarak onu öptüğünü gören tanık Edanur’un mağdura, sanık için “o adam sapık, ondan uzak dur” dediği, en son olay tarihi olan 01.08.2018 tarihinde yine sanığın, mağduru kendisine doğru çekerek seni seviyorum dediği ve dudaklarını mağdurun dudaklarına değdirmek suretiyle öptüğü ve boyun kısımlarını kokladığı, sanığın bu davranışlarını kötü yorumlayan mağdurun durumu arkadaşı olan tanık Edanur’a anlattığı, tanığın da durumu ailesine anlatması gerektiğini söylemesine üzerine olayı ailesine anlattığı ve ailesinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sonucunda iş bu davanın açıldığı, soruşturma aşamasında mağduru kardeşi gibi gördüğü için yanaklarından öptüğünü beyan eden sanığın kovuşturma aşamasında kızı gibi gördüğü için yanaklarından öptüğünü söylemek suretiyle üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, resmi olmayıp bir yıl kadar süren evliliğinden kızı olduğunu söyleyen sanığın ayrıldığını beyan ettiği çocuk sahibi olduğu kadının kimlik bilgilerini bile bilmediğini beyan ettiği, sanık müdafiinin talebi üzerine alınan Adli Tıp Kurumu’nun 14.03.2019 tarihli raporunda sanığın cezai sorumluluğunun tam olduğunun bildirildiği, olay tarihinde henüz on yaşlarında olan mağdurun yargılama aşamalarındaki tutarlı ve samimi anlatımları, yine bu anlatımlarının tanık Edanur’un beyanlarıyla uyumlu olması, mağdur çocuğun 38 yaşında olan sanığa böyle bir iftira atmasını gerektirecek bir nedeninin ve bunda faydasının bulunmadığı, bu sebeple mahkememizce mağdurun anlatımlarının samimi ve inandırıcı bulunduğu, sanığın savunmalarının ise kendisini suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirildiğinden sanığın, mağdura karşı cinsel istismar suçunu işlediği hususunda mahkememizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur.
Sanığın atılı suçu son eylem günü olan 01/08/2018 tarihinde ve son eylem gününden önce farklı zamanlarda geçekleştirmiş olduğu anlaşılmakla zincirleme suç hükümleri uyarınca cezasında artırım yapılarak sanığın hüküm fıkrasındaki gibi cezalandırılmasına karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Ancak;
Somut olayda; “sanığın mağdur ile aynı mahallede ikamet ettiği, bir süredir mağduru dışarıda gördüğünde yanına gelip sarılarak kendine çektiği ve “seni seviyorum” dediği, suç tarihinde yine mağdurun dışarıda oynadığı sıra yanına gelen sanığın mağduru tutup kendine çektiği ve “seni seviyorum” dedikten sonra mağduru dudaklarından öpüp vücudunun çeşitli yerlerini kokladığı” şeklinde oluşan ve mahkemece bu şekilde gerçekleştiği kabul edilen olayda; sanığın farklı zamanlarda olmakla beraber, her eyleminin gerçekleştiği anda eyleminin devamlılık arz etmemesi, ani ve kesik olması nedeniyle 6763 Sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 103/1-3. cümle maddesinde unsurları gösterilen ve yaptırımını bulan sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK’nın 103/1-3.cümle maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Hukuka aykırı ve bu nedenle istinaf nedenleri yerinde ise de, bu aykırılık CMK’nun 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca duruşma açılmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan,
İstinaf yoluna başvurulan kararın hüküm kısmının ilk üç paragrafının çıkartılarak sonraki bölümler aynen kalacak şekilde yerine;
“Sanık F. Ç.’ye yüklenen 12 yaşından küçük çocuğa karşı sarkıntılık suretiyle cinsel istismar suçunun sabit olduğu vicdani kanısına varıldığından, eylemine uyan 6763 Sayılı Yasa ile değişik 5237 Sayılı TCK’nın 103/1-3. cümle gereğince (TCK’nın 61/1. maddesindeki kıstaslar çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda; suçun işlenmesindeki özellikler, işlendiği yer ve zaman, mağdurenin suç tarihinde 12 yaşını tamamlamamış olması dikkate alınarak) takdiren 5 YIL HAPİSLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın mağdureye yönelik suç teşkil eden eylemlerinin birden fazla olması sebebiyle eylemleri tek ve zincirleme suç kabul edilerek cezası TCK’nın 43/1. Maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırılarak 6 YIL 3 AY HAPİSLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceğine olası etkileri dikkate alınarak TCK’nın 62/1. Maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak NETİCETEN 5 YIL 2 AY 15 GÜN HAPİSLE CEZALANDIRILMASINA, ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün, CMK’nun 280/1-a son cümlesi ve CMK 303/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebeplerinin İncelenmesinde
Sanığın yokluğunda verilip 23.09.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanuni süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebeplerinin İncelenmesinde
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
A. Sanığın Temyizinin İncelenmesinde
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyizinin İncelenmesinde;
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 10.09.2019 tarihli ve 2019/2417 Esas, 2019/1747 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.