Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/15504 E. 2023/855 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15504
KARAR NO : 2023/855
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin aynı Kanunun 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ünye Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.04.2019 tarihli ve 2019/55 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2019/109 Esas, 2019/215 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 07.10.2020 tarihli ve 2019/2721 Esas, 2020/1531 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 26 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/19825 Esas, 2022/2389 Karar sayılı kararı ile özetle olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurun maddi hakikatin ortaya çıkarılması açısından duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili dinlenip bu mümkün olmadığı takdirde çocuk izlem merkezinde verdiği ifadeye dair görüntü CD’sinin duruşmada taraflarla birlikte izlenerek beyanların alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerekmesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 18.07.2022 tarihli ve 2022/1002 Esas, 2022/1473 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 26 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın inkara dayalı savunmasının aksine şikayetten vazgeçen mağdurun iddia olunan cinsel istismar uzun süre devam etmesine rağmen yardım talebinde bulunmadığı gibi mücerret iddialarını destekleyen yan deliller bulunmadığı gözetilerek yoğun şüphenin sanık lehine yorumlanmasıyla sanığın beraatine karar verilmek üzere hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde temyiz sebebi göstermediği anlaşılmıştır.

2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; mağdurenin ilk ifadesinde sanığın oral yoldan iki kez cinsel organını soktuğunu belirtip olay tarihini hatırlamadığını belirtmesine rağmen bu ifadesinden yaklaşık 2 ay sonra olay zamanına dair betimlerde bulunduğuna, iddia edilen bir eylemde yan odada bulunan ablasından ya da yoldan geçen kişilerden yardım isteyebilecek durumda olmasına rağmen tepki göstermediğine, sanığın mağdureyi tepki göstermemesi için engellediğine ilişkin bir iddianın bulunmadığına, sanığın il dışına çalışmaya gitmesi ve vardiyalı işlerde çalışması nedeniyle mağdure ile aynı evde yalnız kalmasının mümkün olmadığına, on iki yıldan beri devam ettiği belirtilen istismarın yedi kişilik bir aile tarafından fark edilmemesinin ve mağdurenin samimi olduğu ablalarına bu konuda bir şey anlatmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, intikalden dört veya beş yıl önce mağdurenin annesi ile babasının boşanma noktasına gelmesinden dolayı mağdurenin psikolojik sorunlar yaşadığına, ergenlik döneminde de hassas olduğundan sahte anılar üretebileceğine, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğu gözetilerek sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, olmayan eylemlerin zincirleme suç kapsamında değerlendirildiğine, böyle bir olay olsaydı bile sanığın oyun zannederek başladığı şeyin bir hastalık olarak devamının kuvvetli ihtimal olduğuna, mahkemece mağdurenin ablası tanık …’ye ‘Ne biliyorsan anlat.’ şeklinde soru yöneltilince tanığın şaşırıp tanıklıktan çekildiğine, adı geçen tanığın görgüsüne başvurulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesi, “…Sanığın, aynı evi paylaştığı evde öz kardeşi olan mağdure …’a 2008-2019 yılları arasında aynı suç işleme kararı cümlesinden olmak üzere, birden fazla kez onu sırt üstü yatırıp cinsel organına cinsel organını sürtmek, bir keresinde bu şekildeki sürtünme eylemi sırasında boşalmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, sonraki tarihlerde yine evde kimsenin olmadığı zamanlarda sanığın, mağdur …’ın cinsel organına ve özel bölgelerine dokunmak suretiyle cinsel istismar eylemlerini sürdürdüğü, bu dönem içerisinde mağdurenin 9. sınıfa gittiği 2018 yılının Eylül ayında cinsel organını mağdurenin ağzına rızası dışında sokmak suretiyle mağdura nitelikli cinsel istismarda bulunduğu, yukarıda belirtildiği üzere sanığın, öz kardeşi mağdura yönelik zincirleme şekilde devam eden ve basit cinsel istismar boyutunda kalan eylemlerinin de olduğu, sanığın sübuta eren nitelikli cinsel istismar eylemi nedeniyle cezalandırılmasına karar verilirken, sözkonusu basit cinsel istismar eylemleri nedeniyle zincirleme suç hükümleri tatbik edilerek…’ şeklindeki kabulüyle sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar vermiştir.

IV. GEREKÇE
A.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1.5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin aynı Kanunun 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

2.Ret sebebine göre Tebliğnamedeki katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin esastan incelenmesine yönelik görüşe iştirak edilmemiştir.

B.Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
1. Sanık hakkında kurulan hükümde; mağdurenin özde tutarlı beyanları, mağdurenin son dönemlerde okuldan eve geç gelmesi ve annesi olan şikayetçi … genellikle iş çıkış saatlerinde eve giriş yapması nedeniyle okul müdür yardımcısı olan tanık … ile adı geçen şikayetçinin intikal tarihi olan 14.02.2019 gününden yaklaşık 45 gün önce görüşme yapması, … eve neden geç gittiğini kendisine sorunca mağdurenin sadece ağlaması, …’nin mağdureye bir sıkıntısı olduğunda yanına gelebileceğini söyleyerek görüşmeyi sonlandırması, mağdurenin … ile yaptığı bu görüşmeden cesaret alarak ağabeyi olan sanığın istismarına uğradığı açıklamalarını içeren bir mektubu 14.02.2019 günü …’nin masasına bırakması şeklinde gelişen doğal intikal şekli, mağdurenin sanığın zaman zaman işi nedeniyle il dışına çıktığını, bu nedenle senede bir ya da iki kez istismar eylemlerini gerçekleştirdiğini beyan etmesi, sanığın da mağdurenin eylem sıklığına yönelik beyanını doğrular nitelikte olan 2013 yılından 2018 yılına kadar il dışına çalışmaya gittiğine, bu yıllar arasında mağdure ile zaman zaman aynı evi paylaştığına, 2018 yılından itibaren ise Ordu İli Korgan İlçesinde mağdure ile aynı çatıda yaşamaya başladığına yönelik savunmaları, mağdurenin annesi ile babası arasında intikalden uzunca bir süre önce yaşandığı iddia edilen sorunlardan psikolojik yönden etkilenmesi ve sanığa istismar isnadında bulunması arasında hayatın olağan akışına uygun bir illiyet bağının kurulamaması, sanığın kardeşi olan tanık …’nin 5271 sayılı Kanun’un 45 inci maddesi gereğince usulüne uygun bir şekilde tanıklıktan çekinmesi doğrultusunda ifadesinin alınamaması nedeniyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Onama sebebine göre Tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle, REDDİNE,

B.Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 18.07.2022 tarihli ve 2022/1002 Esas, 2022/1473 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ünye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2023 tarihinde karar verildi.