Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/15521 E. 2023/525 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15521
KARAR NO : 2023/525
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İnebolu Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.06.2022 tarihli ve 2022/61 Esas, 2022/66 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, aynı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2022/674 Esas, 2022/1085 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafileri ile katılan mağdure vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi mahkûmiyet kararının yerinde olmadığına, katılan mağdure beyanının çelişkili olduğuna, olaya ilişkin tıbbi delil bulunmadığına, eylemin sabit olduğu kabul edildiği takdirde sarkıntılık düzeyinde kaldığının değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Sanık …’nın mağdur …’nın halasının eşi olduğu ve her iki ailenin de Abana İlçesinde yaşadıkları, aralarındaki akrabalık nedeniyle sık sık görüştükleri ve mağdur …’nın sanık …’nın kızı … ile kuzen olması nedeniyle zaman zaman sanığın evinde yatılı misafir olarak kaldığı, 04-05.01.2022 günü yine mağdurun sanığın kızı ile vakit geçirmek için sanığın evinde kaldığı, mağdur ve kuzeni birlikte vakit geçirdikten sonra uyumak için odaya geçtikleri ve birlikte aynı yatakta uyudukları, akabinde saat 05.30 gibi sanık …’nın mağdurun uyuduğu odaya geldiği ve mağdur …’nın arkasına uzandığı, bu sırada mağdurun uyandığını ancak bunu fark etmeyen sanığın cinsel organını eliyle yaklaşık 1 dakika boyunca mağdurun kalçalarına sürttüğü, eylemini ileri götürmek için mağdurun eşofmanının lastiğini kendisine doğru çektiği ancak mağdurun daha ileriye gideceğini anladığı için kendisini ileriye doğru attığı, mağdurun o an şok içerisinde olduğu için tepki veremediği, mağdurun uyandığını fark eden sanığın durumu toparlamak için mağdura hitaben ”…’in kafasındaki yara bandını söksene” dediğini, mağdurun kendin çıkar demesi üzerine sanığın odadan ayrıldığı, bu olayın yaşanması üzerine mağdur …’nın annesi katılan …’e whatsapp üzerinden mesaj atarak durumu haber verdiği, olayın duyulması üzerine sanığın kayıplara karıştığı ve hakkında çıkarılan yakalama emrine binaen 26.02.2022 tarihinde yakalandığı şeklinde somut olayın gerçekleştiği kabul edilmiştir.

…Sanık …’un aşamalarda alınan beyanlarında özetle; mağdur …’nın eşinin yeğeni olduğunu, kızı ile kuzen olması olması nedeniyle zaman zaman kendilerinde kaldığını, yine mağdurun kendi evlerinde kaldığı bir gün kızı ile birlikte uyudukları sırada üzerilerini örtmek için uyudukları odaya girdiğini, üzerilerindeki yorganı düzelttikten sonra sönmüş kalorifer tarafında uyuyan mağdurun soğuk almaması için sırtına dokunarak ”kızım …’den tarafa doğru git, bu taraftan soğuk gelir” dediğini, mağdurun ailesiyle aralarına husumet bulunmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de; sanığın mağdurun uyuduğu odaya giderek mağdurun sırtına dokunduğu belirterek mağdurun anlattığı olay örgüsünü tevil yollu ikrar ettiği, cinsel tatmine yönelik eylemlerine devam eden sanığın mağdurun uyandığını anlaması üzerine mağdurdan …’in kafasındaki yara bandını sökmesini istemesi, durumu toparlama amacı taşıdığı, bu durumun tanık olarak dinlenen …’in sanığın odalarına geldiğini ve kafasındaki yara bandı hakkında mağdur ile konuştuklarını hatırladığı yönündeki beyanı ile doğrulandığı, dosya içerisinde yer alan mesaj çıktılarından da anlaşılacağı üzere mağdur …’nın olayın sıcağı sıcağına annesine haber verdiği ve vakit kaybetmeksizin birlikte adli mercilere aktarıldığı, yine mağdurun annesi katılan … ile sanık arasında gerçekleşen mesajlaşmaların içeriğinde sanığın üzerine atılı suçu kabullenmiş şekilde cevaplar verdiğinin görüldüğü, taraflar arasında dosyaya yansıyan ve mağdurun sanığa iftira atmasını gerektiren bir husumetin bulunmadığı, olay ortaya çıktıktan sonra sanığa bir müddet ulaşılamadığı ve hakkında çıkarılan yakalama kararı neticesinde yakalandığı, 14.01.2022 tarihli adli görüşme değerlendirme raporunda mağdurun beyanlarına itibar edilebileceğinin bildirildiği, yine ATK’nın 07.04.2022 tarihli raporunda … olarak kodlanmış olay yerinden alındığı belirtilen çarşaf üzerinde tespit edilen lekelerin (leke 2,3,4) tükürük amilazı yönünden pozitif sonuç alındığı, bu şekilde, mağdur beyanları ile sanık beyanlarının kısmi ölçüde birbirini doğrulaması, mağdurların iffet ve namusuna yönelik bir konuda iftira atmasını gerektiren bir sebebin olmaması, mesajlaşma içeriklerinde sanığın üzerine atılı suçu kabullendiği yönündeki yazışmaları, olayın akabinde sanığın kaçması, taraflar arasında dosyaya yansıyan herhangi bir husumetin bulunmayışı ve sanığın tevil yollu ikrarı dikkate alındığında, sanık beyanlarının alacağı muhtemel cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılarak itibar edilmemiştir.

Bu itibarla, sanık …’un mağdur …’e yönelik eylemlerine ilişkin yapılan değerlendirmede; sanık …’nın üzerine atılı ”Çocuğun Cinsel İstismarı” suçu bakımından, mağdur beyanı ve sanığın kendi içerisinde hayatın olağan akışına aykırı ve tanık deliliyle desteklenmeyen beyanlarından hareketle, bu noktada değinilmesi ve çözümlenmesi gereken hususun eylemlerin sarkıntılık boyutunda kalıp kalmadığına ilişkin olduğu, 5237 sayılı TCK’da sarkıntılık; bir kimseye karşı cinsel arzuları tatmin amacıyla işlenen, vücut dokunulmazlığını ihlal eden, basit cinsel saldırı veya çocuğun basit cinsel istismarı yoğunluğuna ulaşmayan, devamlılık göstermeyen ani ve kesintili davranış veya davranışlar olarak kabul edildiği, birbirini takiben yapılıp mağdurun vücudunun birçok değişik bölgesine dokunma eylemlerinin ani ve kesintili sayılayamayacağı da göz önüne alınmasının gerekeceği, öte yandan sarkıntılığı aşan ancak vücuda organ veya sair bir cisim sokma veya bunlara teşebbüs boyutuna ulaşmayan cinsel amaçlı bedensel temasla gerçekleştirilen eylemler basit cinsel saldırı veya mağdurun yaşına göre çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturacağı, gerçekleşen eylemde sanığın mağdurun uyuduğu sırada arkasına uzanarak cinsel organını eliyle mağdurun kalça bölgesine sürttüğü ve bu eylemin yaklaşık 1 dakika boyunca devam ettiği, eylemini ileri götürmek amacıyla mağdurun eşofmanının lastiğini çekiştirmesi ile mağdurun kendini öne doğru atması, bu şekilde mağdurun uyandığını anlayarak eylemini ileriye götüremeyen sanığın eyleminin bu şekilde kendi iradesi dışında son bulduğu, cinsel tatmine ulaşmak amacıyla hareket eden ancan elinde olmayan nedenlerle bunu daha ileriye gidemeyen sanığın süreklilik arz eden, ani ve kesintili olmayan, devamlılık içeren, cinsel tatmine ulaşmayı amaçlayan ancak mağdurun uyanması ile sona eren okşama ve sürtünme içeren bu eyleminin bir bütün halinde sarkıntılık boyutunu aştığının sabit olduğunun kabulü ile sanığın ”Sarkıntılık Düzeyini Aşan Çocuğun Cinsel İstismarı” suçunu işlediği kabul edilerek…” şeklinde karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2022/674 Esas, 2022/1085 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İnebolu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.02.2023 tarihinde karar verildi.